Alphonse Daudet Diyor ki:

Birini sevindiren iş, diğerini ağlatır, yaşamak işte böyledir.


Kral Krezüs ile Solon

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

 

  G Ü N L Ü K  DEFTER: [XXVIII. Sayfa: 19 ]

                                                                                            11 Ağustos 1996, Pazar / Antalya – Başaran Aprt.

 

 

                                               “- Sonunun nasıl olacağını görmeden, kimse ‘Mutluyum!’ demesin ! ” (Solon)

 

Tarih bize diyor ki:

“Dört bin yıldır odun yığınlarının üstünde salt BİLİM Adamları yakılır...! ”

Şaşılıp, yanılıp ta bir de Kral  yakılmak istendiği zaman, kralın astığı astık, kestiği kestik günlerindeki Bilgelerin söylediği bir akıl sözü, Kralı ateşten kurtarır.

Nedir o akıllı sözü:

Solooon...! Ah Solon...! Sen ne yüce bir Bilge insan  imişsin de, biz bilememişiz...!”  sözüdür.  

 

Acılar içinde bu sözü durmaksızın yineleyip duran Kral Krezüs’ü, (Karun’u) odun yığınları üzerinde yanmaktan, işte yine Solon  kurtarır...

“Bu kral ne demek istiyor? İndirin şu Kralı  bu odun yığınının üstünden de, bir soralım kendisine!”  denir, indirilir Kral.

 

Krezüs bir kraldır. Krallar odun yığınları üstünde yakılırken de Kral kalmasını bilmelidirler..!

İndirilir Krezüs odun yığınlarının üstünden.

 

“- Ey Krezüs! Ateşin üstünde can alıp, can verirken SOLON da nereden aklına düştü şimdiii?” Derler.

 

Krezüs:

“Zenginliğimle övünür, mutluluğumla kıvanırken Solon bir gün bana:

 

“Sonunun nasıl olacağını görmeden kimse bana MUTLUYUM demesin!” demişti. Gülüp geçmiştim o gün ben  bu söze ve O Bilgeye. Şimdi bugün sonumu görünce, Solun’un ne denli haklı olduğunu gördüm de, bu sonu Solon da görsün diye Solon’u çağırdım ODUN YIĞINININ üstünde...!” der. 

 

Bu akıl sözü, Kurus’u da çarpar. Krezüs’ü salt ateşten kurtarmakla kalmaz, ona özgürlüğünü de, krallık tahtını da geri bağışlar.

 

Krallar yakılmaz! Odun yığınlarının üstünde yakılmak, yalnızca Halk Önderlerinin ve Bilgelerin payına düşen alın-yazılarıdır. Ne diyelim? Bu alın yazısı değiştirilmedikçe sonuçlarını yaşamak ta, sonuçlarına  katlanmak ta yine o Halk Önderlerinin ve Bilgelerinin alın yazısı olmaktan kurtarılamazlar...

  

Hayal, Umut, Bilgi ve Atılım birbirlerini tamamladıkları vakit, başarıların kapalı ve sürgülü kapıları, önümüzde kendiliklerinden şangır, şungur ardına dek açılacaktır; açılır..!

 

İlkel insanların sonsuz özgürlüklerini sınırlayan güç, belki de kendi kurdukları hayalleri olmuştur. Hayal, sanırım “Düşünceyi, düşünme”ye açan ilk kapı olmalıdır. Zira, “Özgürlüğün hem sınırı, hem sınırsızlığı kurduğumuz hayallerle çızılır.” Dersek, yanlış söylemiş olmayız.

 

“-Uygarlık, bugünkü ulaştığı düzeyini, insanların hayal kurma yetilerine borçludur!” diyorum ben. Hayal kurmadan, hayat kurulamaz! İnsanlar, Tanrıyı bulmak, Allaha ulaşmak için bile, nice hayaller kurmuş, nice gerçeklere ulaşmışlardır. Hayal: Ellerimiz, ayaklarımız gibi, insan oluşumuzun bir başka parçasıdır. Yaratıcı bir elemanıdır.

Hayal şudur, hayal budur... Hayal yaşamın katı işkencelerinin, mengenelerinden kurtulup bağımsızlaştıkça, gökyüzüne kanatlanır. Gökyüzünün sonsuz maviliklerinde, özgürce keyif sürmek, onun işidir.  Kısacası hayal, insan olmanın ayrılamaz bir parçasıdır. 

İnsandan başka Canlar da, hayal kurarlar mı acaba? İncelenip bulunması gereken bir başka sorun da budur Dostlar bence...

Umut, bunalımları elinin tersiyle iteleyip, öteleyen bir Prensestir. Aynı zamanda güçsüzlüğümüzün hem kanıtı, hem yaratıcısıdır da. İyimser insan, onu hep yanıbaşında görür. Başı dara geldikçe, kızıl saçlarından tutar, başını sağ yanına yatırıp, lale kırmızısı dudaklarından öperek, efkarını dağıtır. Ne yazık ki öptüğü, o lale kırmızısı dudaklar, çoğu kez, boşluğun duyarsız, sağır, batıcı ve dikenki budakları olur.

Gel bil ki, ne olursa olsun, Ozanın dediği gibi, insanoğlu:  “Ümit ettiği sürece yaşar...!” 

 

İnsan zulmü, hemen, her yere ulaşır da, tek, bir tek, insan denilen yaratıkların hayallerine ve umutlarına ulaşamaz!

Zulüm: Tarih boyu hep, yalnızca  bu iki erdemin eşiğinden içeriye girememiştir hiçbir zaman. Düşünceyi bile susturan zulüm, Umut ile Hayali susturmaya güç yetirememiştir. Güçsüz insanların en büyük, en vefalı sırdaşı: UMUTLARIYLA, HAYALLERİ olmuştur. her insan nereye giderse gitsin, umudunu da, hayallerini de berabarinde götürmüştür, götürür. Bunların bittiği yerde, CAN da biter...

 

“ATILIM”a gelince:

İç ve dış baskıların, sansürlerin en çok musallat olduğu, kösteklediği erdemimiz, hep atılım gücümüz  olmuştur. Uzaklara gitmiyelim: Başta öz kendi Gücümüz olmak üzere, bütün güçler, “Atılımların” Baş-düşmanı olmuştur...

 

Neden?

 Nedeni çok basit:  Çünkü atılım, Köleliklerden, bağımlılıklardan kurtulmanın Atomcul gücüdür de ondan...!

Atılım: Girişkenlik denilen Tanrı gücünün davranışa geçirilişi demektir. Daha bizler bunun bilincine varmadan, Düzen denilen köleleştirici güç, bu erdemli davranışı, daha yatağında iken boğmak için, elinden geleni yarına koymaz! Önce koşullandırarak, özgüvenimizi bize kendi ellerimizle yıktırtır. Özümüze olan güvenimizi de yitirdik mi biyol, Atılım gücümüzün işi bitiktir artık. Girişkenliklerimizi, sömürgenlerin el-muhtacı olmaktan, giderek kölesi olmaktan artık kendimiz de kurtaramaz oluruz..!

 

Düzen, salt kendimize olan özgüvenimizi yıkmakla kalmaz; birbirlerimize olan güvenlerimizi de yıkar.Yerle bir eder. Bir başa, dokuz yumruk birden indirerek, başlarını  doğrultamaz hale getirir Kahramanlarını...

 

Düşmanımızı tanımadan, düşmandan kurtulamayız!

İçli-dışlı atılımlarımıza engel olan her Etken, bağımsızlaşmamızın Düşmanı, köleleşmemizin Efendisi olmuştur tarih boyunca, her zaman... Yine, bugün de olmaktadır. Önce düşmanı tanı ki, ondan kurtulmanın yolunu bulabilesin! Onu yere serebilesin...!

 

Kişicil düşmanımız yoktur bizim. Olamaz da..!  İnsanların ve insanlığın düşmanıdır, düşmanlarımız bizim. Hayalin, Umudun, Bilginin, Atılımın, Güç'ün, Güç-Birliğiyle ve Yaptırımlarıyla yeneceğiz ol insanlık düşmanı Etkinliklerin tümünü...!

 

Unutma! Yol bizim, Hamle bizim...!

                                                                                                                                             m.a.a.

 Mustafa Aslan AKSUNGUR

Egitimci-Araştırmac-Yazar.

Memurevler MAh. Tonguç Cad. 205 Sok

No 2/44 ANTALYA Tel: 0535 445 55 11

 

            [ Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ]

 

Destan Romanlar

Manas

Kırgız Türklerinin Manas Destanı'nın ilk bölümü, 109 sayfa.

Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün765
mod_vvisit_counterDün3053
mod_vvisit_counterBu Hafta6915
mod_vvisit_counterGeçen Hafta25224
mod_vvisit_counterBu Ay60043
mod_vvisit_counterGeçen Ay146124
mod_vvisit_counterToplam17540396

Şimdi: 56 misafir var.
IP: 54.237.249.90