J.J.Rousseau Diyor ki:

Sıradan bir kadın nazarında,her erkek daima erkektir;ama kalbinde sevgi olan bir kadın için,aşığından başka erkek yoktur.


MİSAFİRLİĞE GİTME NEDENLERİ

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

MİSAFİRLİĞE GİTME NEDENLERİ

Misafirin iyisi gelir geçer kuş gibi, kötüsüyse oturur daima baykuş gibi. La-Edri

 

Misafirlik ve ziyaret, hemen hemen aynı anlamlarda kullanılagelmektedir.  Aslında ziyaret ile misafirlik arasında, küçük bir nüans vardır.  Ziyaret daha kısa sürelidir, ayakta olabildiği gibi oturmak suretiyle de gerçekleştirilebilinir. Ziyaret kişilere olabildiği gibi yerlere/mekânlara da yapılabilir; hasta ziyareti, iş ziyareti, başsağlığı ziyareti, geçmiş olsun ziyareti, hayırlı olsun ziyareti, mezarlık ve türbe ziyaretleri… gibi. Misafirlikte ise, genelde  kişiler  söz konusudur ve daha uzunca bir süreyi kapsar. Son zamanlarda ziyaret kelimesi, misafirlikten daha fazla kullanılmaya başlanmıştır. 

Misafir (konuk), kelimesinin dilimizde özel bir yeri ve önemi vardır. Misafir değerlidir; misafir denince akan sular durur âdeta. Yaşantımızda önemli bir yere sahip olan misafir ve misafirlik üzerinde biraz düşünce egzersizi yaptığımız zaman,  bu konunun oldukça fazla ayrıntılara sahip olduğu ve ilginç bazı saptamalara ulaşıldığı gözlenebilir. “Oturmaya gitmek” deyiminin, misafirlikle eşanlamlı olarak kullanıldığını da söylemek gerek. Bu da bize misafirlikte, oturma olayının muhakkak yapıldığı ve daha uzun süreli olduğunu göstermektedir. Ziyaretlerde de oturma olabilir ama daha kısa bir zaman süresini kapsar.Yazımızda misafirlik ve ziyaret aynı anlamda ve birbirinin yerine kullanılmıştır.

Misafir, başımızın tâcıdır deriz her fırsatta. Kime sorarasak soralım, misafiri  çok sevdiğini söyleyecektir. Günlük yaşantımızda, misafirlik oldukça fazla bir yere sahiptir. Özellikle küçük yerleşim yerlerinde, mesafelerin kısalığı, yürüyerek bir yere ulaşma şansının oluşu, trafikte zaman kaybı ve yorgunluğun olmaması sonucu, misafirlik daha yaygındır. Büyük kentlerde ise mesafelerin uzak oluşu, trafikte kaybedilen zaman ve yorgunluk  sonucu, özellikle hafta içi misafirlik olayını olumsuz yönde etkiler. Misafirliği dar bir çerçeveye hapseder âdeta.

Misafirlik, iyidir, hoştur da, onda da bazı sıkıntıların var olduğu inkâr edilemez. Misafirlikte  bazı görünmez genel kurallar mevcuttur. Ancak bu kuralların zaman zaman yetersiz kaldığı görülür. Şöyle ki, her evsahibinin gönlünde, düşüncesinde misafirin uymasını istediği bazı sınrlamaları, kendi kuralları vardır. Ancak bu arzusunu açıkça belirtmediğinden, içten içe misafire karşı bir kızgınlık hissi kabarır. Ama asla belli edilmez bu his. Misafir de bu sınırları bilemediğinden, ziyaret istenilen düzeyde gerçekleşemez. Misafir gittikten sonra,  arkasından söylenilmeye başlanır. Bizler nedense açıkça konuşmaktan hoşlanmayız. İçimizden kendi kendimize konuşuruz: Bu duruma halkımız “karnından konuşmak”  olarak tanımlar. Halbuki herkes kendi düşündüğü kuralları, isteklerini, açık açık ortaya koymuş olsa, sıkıntı büyük ölçüde ortadan kalkar. Böylece, artık birbirini tartma, imâ etmek, övünmek, göz ucuyla süzmek, kontrol etmek, yapmacık tavırlar, iki taraftaki içsel huzursuzluk  gibi durumlar ortadan kalkar. Misafirlik, içten, yapmacıktan uzak, samimi, çok daha hoş, nezih ve verimli bir hâle gelebilir.  Ne yazık ki “aman ayıp olmasın” diye herkes , üç maymun oyunu oynamayı   seçer.

Misafirlik nedenleri çok çeşitli olabilir. Bunlardan bazılarını aşağıda tek tek ele alıp irdelemek istedim. Siz de şüphesiz daha çok misafirlik nedenleri bulabilirsiniz.

A.Görsel olarak özlemek.

B. Hoşça vakit geçirmek.

C. Can sıkıntısı, çene çalmak ihtiyacı.

D. Bir sorunun çözümü.

E. Ziyaretin iade edilmesi.

F. Geleceğe yatırım.

G. Merak, bilgi edinme.

H. Tatil amaçlı misafirlik.

A-Görsel olarak özlediğimizden dolayı yaptığımız ziyaretler vardır. Gözden uzak olunca, gönülden de uzak olunurmuş. Uzun zamandır görmediğimiz arkadaş, dost ve akrabalarımızı merak ederiz, özleriz. Gerçi  telefonla konuşuyoruzdur belki, ama fiziksel olarak gözümüzde hâlâ eski görünümleri canlanmaktadır. Doğal olarak merak ederiz. Acaba, şişmanladı mı? Zayıfladı mı? Göbeklendi mi? Kelleşti mi? Buruştu mu? Hâlâ hareketli mi,?… gibi özelliklerini görmek isteriz. Buradaki ana amaç, kendimizle kıyaslamaktır, arkadaşımızı, dostumuzu, akrabamızı. Aradan uzunca bir zaman geçmiştir. Zamanın bizler üzerinde nasıl bir etki yaptığını gözlemlemek isteriz. Eğer bizim fiziksel görünümümüz, karşımızdakinden daha iyi durumda ise, moralimiz iyice artar, keyfimize diyecek yoktur: Kendimizi çok iyi hissederiz. Yok, eğer durum tam aksi yönde ise, yani biz bozulmuşsak, o zaman içimiz burulur, bir hoş oluruz. Aslında her iki tarafta, birbirini aynı gözle süzmektedir.  Karşılıklı eski günler gündemden düşmez bu ziyarette.  Bu tür ziyaretleri  hevesle yapıyor oluşumuzu belirtmeliyim.

B-Hoşça vakit geçirmek için yapılan misafirlikler de, bizi cezbeder. Amacımız hakikaten hoşça bir zaman geçirmektir. Bunun için kafa dengi olduğumuz arkadaşlar, dostlar seçilir genelde. Hiçbir art düşünce yoktur ziyaretimizde. Her şey gönülden geldiği gibidir. Yapmacık, sahtecilik, gösteriş, övünme, dedikodunun bu ziyaretlerde yeri yoktur. Ancak bu tür ziyaretler oldukça nadirdir, sizin de aklınızdan geçtiği gibi. Bu kişilerle ortak ilgi alanlarımız oldukça fazladır. Bu ortak ilgi alanlarımız ile kastedilen, okey, tavla gibi oyunlar, spor, siyaset değildir. Tüm bunlar, herhangi bir kahvehâneye de gidilerek karşılanabilir. Ortak ilgi alanı ile kastettiğim şudur; önemli olan aynı hobilerle meşgul olmamızdır.  Üzerinde çalıştığımız bu hobilerimizle ilgili, fikir alışverişinde bulunmak, eserlerimizi birbirmize göstermek veya aynı hobi üzerinde ortak çalışmalarda bulunmak olabilir. Hobiler, el becerisine dayandığı gibi, zihinsel becerileri de kapsayabilir. Bu tür buluşmalarda, ana konu bu hobi alanları olduğundan,  misafirlik çok tatlı, neşeli, verimlidir;  ama  ne yazık ki zaman  akar gider çabucacık.  Bir daha ki buluşma dört gözle beklenir. Daha önce de belirtiğimiz gibi, bu tür misafirlik, yok denecek kadar azdır ne yazık ki.

C- Can sıkıntısı, sırf çene çalmak için yapılan ziyaretler de az değildir. Konuşmak bir  ihtiyaçtır. Tartışılmaz!  İnsanlar konuşa konuşa anlaşır deyişi,  hepimizce malûmdur.  Gerçi bu gereksinimimizi  telefonla hallediyoruz, ama karşılıklı yüz yüze konuşmak daha doyurucu değil midir? Konuşurken karşımızdaki kişinin, mimikleri, gözleri, beden dili bize tepki verir.  Bu tepkiler konuşmanın yönünü ve akışını belirlemesi bakımından çok önemlidir.

Akşam eve gelir, yemeğimizi yeriz, televizyona bakarız, ilgimizi çeken bir şey bulamayız.  Canımız sıkılır, kitap okumak, bir hobi ile uğraşmak gibi bir alışkanlığımız olmadığından, ne yapalım diye düşünürüz ve: “ Haydi kalkın Ahmet’lere gidip, iki lafın belini kıralım”  deriz. Bu iki lafın belini kırmakta, ya üçüncü kişilerin dedikodusunu yapmak, şikâyet etmek, çekiştirmek, ya da vatanı kurtarma muhabbeti yapmak demektir.   Sırf canı sıkıldığı için misafirliğe gitme olayı,  azımsanamayacak kadar fazladır.

Gerek telefonla, gerekse karşılıklı konuşmalarımızın içeriğine dikkat ederseniz, öyle dişe dokunur bir şeye rastlayamazsınız. Amaç, sadece konuşma ihtiyacının giderilmesidir. Kaybettiğimiz ünlü bir tiyatro sanatçısının söylediği gibi: “ Çene ishâli “ olmuş bir toplum haline dönüştük.  Şöyle bir çevremize bakalım, her an cep telefonu ile konuşulduğuna şahit olursunuz.  İlkokul çocuklarınn  dahi cep telefonu  var. Çocukta cep telefonun ne işi var? O da siz anne babalara sorulur. İşin ilginç tarafı, tuvalete bile giderken cep telefonu yanımızdadır. Tuvalette bile sohbet ederiz. Genel tuvaletlerde yan tarafta muhakkak biri cep telefonu ile konuşuyordur.  Bu konuşmaların çok ama çok büyük kısmı gerekli olmaktan uzaktır. Sadece konuşmuş olmak için konuşulur.  

D-Kişiler arasında bir sorun vardır. Bu sorunun çözülmesi için ziyaret iyi bir bahanedir. Misafirlik sırasında, ortam gayet iyi iken, sorun gündeme getirilir. Büyük olasılıkla da çözümlenir.” İnsanlar konuşa konuşa anlaşır”, deyişine tam bir örnek oluşturur bu tür ziyaretler. Karşılıklı iyi niyetle çözülemeyecek sorun yoktur. Misafirliğin bu amaç için kullanılıyor oluşu, aslında çok hoştur. Yaygınlaşmasının sayısız faydaları vardır. Keşke her sorunumuzu bu şekilde çözebilsek. Ne yazık ki  bu tür ziyaretler oldukça azdır. Nedense bizlerin, sorunlarımızı açık yüreklilikle ortaya koyup, tartışmak ve çözüme kavuşturmak gibi bir alışkanlığımız yok. Ya kişilere darılırız, ya da işi kaba kuvvete götürecek kadar, kavga gürültü çıkarırız ki, bunlar da sorunu çözmez tam tersine büyütür. Nedense ilk adımı biz atmak istemeyiz.  Sorunun çözümü için misafirliğe gitmek,  sanki o kişinin  ayağına gitmek gibi algılanır. Pek tercih edilmez. Ama  bu tür ziyaretleri de dikkate almak zorundayız.

E-Ziyaretin iade edilmesi için yapılan misafirlik, belkide en fazla misafirlik nedenlerindendir. Herşey karşılıklı olmalı ilkesi, burada da karşımıza çıkar ne yazık ki. Sanki bir alışveriştir. Halbuki  gönülden, hiçbir karşılık beklemeden  yapılan bir şey değerlidir. Eğer karşılık beklersek bu bir çeşit ticarete benzemez mi?  Yapılan çok basit bir iyilik bile olsa, karşılığını bekleriz. İsmi üzerinde, iyilik.  Hiçbir karşılık beklemeden, gönülden yapılıyorsa bir anlam taşır.”İyilik yap, denize at, balık bilmezse, Halik( Tanrı) bilir” atasözüne uygun davranırız. Yani, illâ biri bilmeli yaptığımız iyiliği. Hiç olmazsa “Halik (Tanrı)”  bilsin. Zaten bir düşünürün deyişi bunu ne kadar güzel anlatıyor: “ Bize vermenin gerçek anlamı değil, görüntüsü öğretilmiştir” der. İllâ bir karşılık beklemek zorunda mıyız?  Dini inanışlar da karşılık beklemenin gerekliliğini aşılar. Dünyada  yapılan iyiliklerin karşılığı, cennettir.

Günlük yaşantımızda karşılık ilkesini ne kadar  sık uyguladığımızı, biraz dikkat edersek hayretle görürüz. Misafirlikte, karşılık ilkesinden nasibini alır. Bize ziyarete geldiler, sıra bizde, biz de ziyaretlerini iade etmeliyiz deriz. Eğer ben bir arkadaşımla, dostumla bir arada olmaktan mutluluk duyuyorsam, sıra bende veya onda diye düşünmem.  Burada  önemli olan birlikte geçirilen zamanın, hoş, zevkli, yararlı  geçip geçmediğidir. Diğerleri ayrıntıdan  ibarettir. Ancak bizler, ziyaretin içeriğinden çok, şeklini birinci plânda tutarız. Sıra hesabı yapmak, bir  bakıma sıra savmaktır aslında. Hele bayram ziyaretleri bana oldukça ilginç gelir. Birinci gün arkadaşımıza gider otururuz, hoşça vakit geçiririz.  Ertesi gün, yani yirmidört saat sonra, ziyareti iade ederiz. İlk ziyarette her şey konuşulduğu için, bu ziyaret bir formaliteden ibarettir ve sıkıcıdır. Kısa sürede  bitirilir zaten ziyaret.  Sıramızı savalım düşüncesi ile yapılmıştır çünkü. “Bizim geleneklerimiz böyle, ne yapalım,” “Böyle gelmiş böyle gider” gibi fikirlerin arkasına sığınmaktan vazgeçmenin zamanı geldi sanırım. Araya mâkul bir zaman koyup, bayram ziyaretini daha sonra iade etsek (illâ iade edilecekse eğer ) nasıl olur? Bu geçen zaman süresince, kişiler birbirini özler, konuşulacak konular birikir. Mektubun zarfı değil, içeriği nasıl daha önemli ise, ziyaretlerimizin içeriğinin dolu dolu olması, sırf sıra savmak için yapılıyor olmasından daha  yararlı olmaz mı?

F-Geleceğe yatırım amacı ile yapılan ziyaretler de, az değildir hani. Evet ilginç bir ziyaret şekli! Nasıl mı? Açıklamaya çalışayım. Herhangi bir kiş veya aileden, ileride, şu veya bu konuda yararlanılma olasılığı varsa, onlarla şimdiden iyi ilişkiler kurulmalıdır. Kendimizi unutturmamamız için, arada bir misafirliğe gitmekte fayda  vardır. Yarın, öbürgün herhangi bir konuda yardım istenmesi gerekirse, gitmeye yüzümüz olsun inancı ile yapılır bu tür ziyaretler. Yararlanmanın bir sınırı yoktur. Her konuda, akla hayale gelmeyecek her konuda yardım istenebilir.   Bu kişiler genellikle ekonomik açıdan ve sosyal  bakımdan güçlü, çevreleri olan insanlardır. Bu özellikler misafirler için bir çekim alanı oluşturur sanki. Bu tür misafirlikleri örneklendirmeme gerek yok sanırım.  Çevremize kısa bir bakış, bu tür misafirlik örneklerini gözler önüne serer.

G-Bazı ziyaretler sadece bilgi almayı amaçlar, yani meraktan kaynaklanır. Misafirliğe gitmenin en önemli nedenlerinden biri sanırım budur. Nedense meraklı bir toplumuzdur. Yolda bir trafik kazası varsa, sırf meraktan, araçlar o noktada yavaşlar, hatta durur, sürücüler  seyre dalar. Bir yardımı dokunamaz. Çünkü cankurtaran, trafik polisi, çekici… vs oradadır ve kazaya müdahale edilmektedir. Karşı şeritteki araçlar da, o noktada  iyice yavaşlar, seyir başlar, trafik iyice felç olur tabii ki. Tüm komşularımız, arkadaşlarımız, dostlarımız, akrabalarımız merakımızdan nasibini alırlar. İşte bu meraktır ki, bizi misafirliğe gitmeye  âdeta  zorlar. İçimizdeki merak kurdu bizi kemirir de kemirir. Kurdu  yoketmenin tek yolu bilgi edinmekten geçer. Hemen bir bahane ile misafirliğe gideriz Misafirlikte  ne yapar eder, laf arasında  veya doğrudan sorarak  merakımızı gideririz. Artık rahatlamışızdır. Kalkma zamanı gelmiştir. Burayı okurken gülümsediğinizi görür gibiyim. Çünkü hepimiz az veya çok bu tür misafirliklerde bulunmadık mı?

H-Genellikle yaz denilince aklımıza  tatil olayı da gelir. Bütün sene çalışılmıştır, çocuklar da tatile, deniz girmek  isterler. Bu durumda iki türlü davranış söz konusudur. Ya  bütçemiz elverdiği ölçüde bir tatil yapacağız, ya da  bir yakınımıza ziyarete gideceğiz. Gayet tabii ki bu yakınımızın  deniz kenarında bir yazlığı olmalıdır. Hem ziyaret hem ticaret anlayışı burada devreye girer. Zaten kişiler neden yazlık sahibi olur ki, eğer eş dost faydalanmazsa oradan? Misafirliğe gidilince geceleyin de orada geçirilecektir. Yani aynı çatı altında bir hafta, on gün, bir ay…. Artık bu süre misafirin insafına kalmıştır. Bir atasözümüz “ Misafirlik üç gündür” dese de kimse aldırmaz buna.

İnsanların bir arada vakit geçirmeleri güzel bir şey. Ancak  gece kalma, yatma olayı işin içine girince, ben de şu soruyu sormadan edemiyorum. Yedik, içtik, oturduk, sohbet ettik, oyun oynadık tüm bunları birlikte yaptık. Yatağa yatıp uyumayı beraberce yapamayacağımıza göre, yatıya kalmanın anlamını çözemiyorum.  Halbuki insanlar gelir, yer içer, oturur, oyunlar oynar…vs  beraberce hoşça vakit geçirirler, yatma zamanı gelince, misafir kalacağı, pansiyon, otel, çadır… vs gibi yerlere gider, yatar rahatça uyur. Arzu ediyorsa ertesi gün, daha ertesi gün,  gündüz tekrar birlikte olurlar. Çünkü birliktelik uyanıkken gerçekleştirilen bir husustur.

Ama  kişiler, gece kalma yerine, para harcamak istemediklerinden, bunu da ifade etmekten kaçındıklarından, yirmidört saat birlikte geçirmenin güzelliğini anlatmanın arkasına sığınırlar. Dediğim gibi  birliktelik ancak uyanıkkken mümkündür, uykudaki birlikteliği hiç kimse açıklayamamıştır bugüne kadar.

Kim ne derse desin, yatılı misafir olan evde, herkeste  az da olsa bir huzursuzluk vardır. Ev sahibi hep diken üstündedir sanki. Hem fiziksel olarak, hemde zihnen yorgun düşer. Misafir de aslında yük olduğunun farkındadır, içten içe huzursuzluk yaşar. Ama iki tarafta belli etmemeye gayret eder.  Çünkü ayıp olur korkusu vardır. Sonra dedikodu alır başını gider alimallah. İşin ilginç tarafı, misafirlik bittiği anda iki tarafta derin bir oh çeker. Evin düzeni bozulmuştur bir kere. Ev sahibi, evdeki düzeni tekrar oturtmak için yoğun bir çabaya girer. Bir yandan da söylenirde, söylenir. Misafirde  yük olmanın baskısından kurtulur gitme zamanı gelince.  Ekonomik nedenlerle bu tür yatılı misafirliğe gitme ülkemizde oldukça yaygındır.  “Ayağını yorganına göre uzatmak,” atasözümüzü böyle durumlarda hatırlamayız.  Zorunluluk dolayısı ile (hastalık, tedavi, sınav) yapılan yatılı misafirlik bir derece kabul edilebilir.  Ancak keyfi yatılı misafirliğin izahi biraz zor görünüyor

Son Güncelleme: Salı, 30 Aralık 2014 13:06

 

Destan Romanlar

GENÇLİKTE VERİLEN SÖZ
Tuva Türklerinin Alday Buvçu Destanı, 104 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün701
mod_vvisit_counterDün10577
mod_vvisit_counterBu Hafta35906
mod_vvisit_counterGeçen Hafta33116
mod_vvisit_counterBu Ay115052
mod_vvisit_counterGeçen Ay249870
mod_vvisit_counterToplam21219470

Şimdi: 35 misafir var.
IP: 18.204.42.98