Cenap Şehabettin Diyor ki :

Gençlik çabuk geçer derler, malesef ihtiyarlık da öyle!


Amerikan Çakalı

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

Amerika, günümüzün en yayılmacı (imperial) devletidir hiç kuşkusuz. Peki, Amerika Birleşik Devletleri bu duruma nasıl gelmiştir? ABD’nin ilk yayılmacı girişimi Monroe Doktrinidir. Avrupa’nın, Güney Amerika’dan dışlanması ile başlayan süreç, kıtanın neredeyse tamamının ABD’nin arka bahçesi olmasıyla sonuçlanmıştır. 1893 Hawaii işgali ise ilk sınır dışı toprak ilhakıdır. Hawaii’nin bu ilhaka karşı yapabileceği hiçbir şey yoktur. Avlanmayı yeni yeni öğrenen genç bir aslanın eline düşmüş ceylan yavrusunun acizliği içerisinde ABD’nin midesine inmiştir.

 

ABD’nin, yayılmacı hamlelerini Güney Amerika’dan başlatması doğal karşılanmalıdır. Zira avlanmaya çıkan her çakal gibi, ilk önce yuvasının güvenliğini sağlamak istemiştir. Hem de okyanus ötesi sürek avları söz konusu olunca!.. Kendisine tehdit olabilecek unsurlar da haliyle Güney Amerika’daki İspanyol, Portekiz, Yerli karışımı halklarca kurulmuş olan devletlerdir.

 

Uruguay’da Benito Nordome; Filipinler’de, Marcos; İran’da, Rıza Pallanî (Pehlevî); Vietnam’da, Kao-Ki diye giden faşist diktatörler aslında Amerika’nın o ülkelere diktiği eli sopalı birer bekçiden başka bir şey değildir. Hatta eli kanlı!.. ABD’nin ulusal çıkarları, ABD’nin küresel ölçekli dev şirketlerinin çıkarları demektir. Brezilya’da, 1893’te başlayan ihtilal dalgasının bizzat ABD tarafından önlenmesi, bu süreçte en çok çaba harcayan ABD’li yetkilinin Rockefeller olması ilginç değil midir? Rockefeller ailesinin, ABD’nin en büyük şirketler topluluğunun dolayısı ile sermaye grubunun başındaki aile olduğu da düşünülürse… Şili’de Allende’nin devrilip, Pinoche’nin başa gelmesi… ITT… Ve gizli kapaklı binlerce darbe, girişim vs. Gelinen noktada Anglo-Sakson ırk temelinde yükselmiş bir Amerikan sömürge imparatorluğu hüküm sürmektedir.

 

İngilizce, bir ‘dünya dili’ değil; sömürge dilidir. Amerikalı papaz Strong “ABD, Amerika’dan başlayarak dünyayı ele geçirecektir” der, ABD’yi takdis edercesine. Kaptan Mahan ise ABD’nin, Batı uygarlığının koruyucu meleği olmasını, dolayısı ile insanlığa hizmet etmesini ister. Mahan, askerî ve ticarî üsler kurulmasını, savaş ve ticaret gemilerinin yan yana dolaşmasını önerir. Daha çok ucuz hatta bedava hammadde, daha çok üretim, daha çok dış satım (ihracat) dolayısı ile daha çok zenginlik... Velhasıl vahşi kapitalizm!..

 

Washington Post gazetesinde 1890 yılında yayımlanan bir makalede “Aşırı tutku, çıkar düşkünlüğü, toprak açlığı, gurur, yalnızca çarpışma isteği, adına ne derseniz deyin, yeni bir duygu bize canlılık veriyor.  Ormanda kan tadını duymak gibi halkın ağzında bir imparatorluk tadı var.” (1) sözleri yer almaktadır. Yarım asır sonra ABD bir imparatorluk, yani yayılmacı (imperial) güç yani sömürgeci oluyor. Washington Post mu? Amerikan derin devletinin yayın organı!.. Ve Amerikan üniversiteleri, Amerikan derin devletinin thing-thankkuruluşları olmuşlardır hep. Misal New York Üniversitesi’nin öğretim üyelerinden tarihçi Braun, Hawaii işgalini “Amerika ve dünya politikasında bir dönüm noktası” olarak nitelendirmiştir.

 

Senator Beveridge 22 Nisan 1898 tarihinde yaptığı bir konuşmada “kendi hükümetlerine sahip sömürgeler” oluşturulacağından bahseder. Yani askerî değil, siyasî sömürgecilikte karar kılınmıştır. İkinci Dünya Savaşı ABD’nin beklediği altın fırsattır. Alelacele Truman doktrini devreye sokulur. “Amerika, dünyaya açılmalıdır.” Parolasıyla hareket edilmektedir. Sonra Kore, Küba, Vietnam, Somali, Ortadoğu… Küba buhranı (kriz) sırasında Kennedy “Kader böyle istiyor.” diyecektir.

 

Theodore Roosevelt Amerika’nın güvenliği daha doğrusu çıkarları için ‘Müdahale Hakkı Teorisi’ni ortaya atar. Aslında Amerikan yayılmacılığının (emperyalizm) kökeninde, İngiliz sömürgeciliği yatar. Velhasıl topyekûn Batı yayılmacılığının kökeninde ise Darvinci görüşün etkisi yadsınamaz. Yani üstün ırk olma manyaklığıdır (paranoya) söz konusu olan!..

 

ABD çıkar ilişkileri, güç gösterileri, yayılmacı (imperial) haliyle sömürgeci güç olma çabaları… Sonuç siyasî, iktisadî, olmadı askerî yayılma alanları… Makyavellici bir yaklaşımla hedefe giden her yolu mubah kabul eden ABD, kanlı darbelerden, iç savaşlardan bile nemalanmasını bilmiştir. Hatta psikolojik harp teknikleri kapsamında Hollywood’u bile kullanmıştır. Günaydın Vietnam’ları, Rambo’ları, Terminatör’leri bir de bu açıdan değerlendirmelisiniz.

 

Amerikan rüyasının en sevimli (sempatic) başkanlarından olan Bill Clinton, senatoda yaptığı bir konuşmada “Ulusal çıkarlarımızı koruyacağız, çıkarlarımız neredeyse biz oradayız.” demek suretiyle Amerikan millî politikası olan yayılmacılığın (imperialism) kesintisiz devam edeceğini ilân etmekten çekinmemiştir. Yani okyanus adalarında, Ortadoğu’da, hatta Orta Asya’da!.. Bush’ların, puştların cirit attığı; yalanların-dolarların havalarda uçuştuğu bir sömürü düzeni günümüze kadar sürüp gelmiştir. Velhâsıl çakal, çakallığını yapmaktan geri durmamıştır. Durmayacaktır da!..

 

Aziz Dolu Atabey

Alıntı:

1. Değer, M. Emin. Oltadaki Balık Türkiye

Son Güncelleme: Pazar, 20 Eylül 2015 19:38

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ÇANAKKALE İÇİNDE
Türkiye Türklerinin Çanakkale Destanı, 128 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1544
mod_vvisit_counterDün2066
mod_vvisit_counterBu Hafta7066
mod_vvisit_counterGeçen Hafta6128
mod_vvisit_counterBu Ay13194
mod_vvisit_counterGeçen Ay0
mod_vvisit_counterToplam17163980

Şimdi: 17 misafir, 33 bots var.
IP: 18.234.236.14