J.J.Rousseau Diyor ki:

Sıradan bir kadın nazarında,her erkek daima erkektir;ama kalbinde sevgi olan bir kadın için,aşığından başka erkek yoktur.


Dolaşır Dururmuş Hep Daha

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta
 
 
 
 
Dolaşır Dururmuş Hep Daha
 
                        
 
Dolaşır dururmuş hep daha bağı bahçeyi Küçükmustafa'da 
dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri 
ve o yaşlı muhacirin sancılı söylencelerinde   
uzaktan yakından  bir göç anısı
anlatıp durur Silistre'yi... 
 
 
Yelkenler iner 
demir atarmış Kalealtı'na Osmanlı İnce Donanması 
İslâm'ın koruycu duvarıymış bu liman demirden,taştan,imandan
beyaz beyazmış kale duvarları 
yosun bağlamışlar
üşüyorlarmış şimdi 
terkedilmişliğin sığ yalnızlığından.
Bahtı kara garip zamanlarmış 
kızı kızanı ağlar olmuş bir zemheri vakti ikindiüstü 
küs düşmüş Tuna'nın sularına Mecid Tabya'nın top sesi...
Zaman hasım sulara meyletmiş 
sular ahir vakte gelmiş denk
Urumeli'nin kaderine 
kılağılı bir bıçak gibi bilene bilene 
vurulmuş bin bir asi mihenk.
 
 
"Bir gün, diyor,bir gün Uşumnu alçağında
bir manda kotası üç yaşında 
bir kan gölünde yüzse gerek!" 
ve sahice olsaymış
"Sahi olsaydı,diyor,o muskaların efsunlu bedduaları
boğardı küffarı bizim Tuna'nın bozbulanık dalgaları!" 
Zaman hasım sulara akmış 
sular olmuş gözyaşların seli
viran kapılarda dilenip durmuş bir tufan gibi 
amansız göçlerin amaz yeli. 
Dûçar olmuşlar uçsuz yollara 
yolları sarıp sarmalamış bir katı kasvet 
"Oradan,diyor,oradan!" 
Tuna yalısından kalkar gelirmiş bu delice hasret...
Dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri 
vebalinde kan kardeşlerinin bahtsız kaderi
deli gönlünde bir umut
bir deli umut masmavi
bir de beyaz beyaz beyazımsı
bembeyaz ak pak bir demokrasi...  
 
"Demokrasi!Demokrasi! deyip haykırıp durdular." diyor. 
İlle velâkin ne balık çıkabilmiş kavağa 
ne beklenen huzur inmiş sokağa 
ölenler hep ölmüş 
gidenler gitmiş tek tek basarak 
yalanlarmış
dolanlarmış köşe bucak 
sinsi sinsi kıskıvrak... 
 
Rüyalarının nehri Tuna sakinmiş hep öyle
"Bıraktığım gibi,diyor, çocukça mavi"
bülbül yine gül dalindeymiş her seher vakti 
yerli yerindeymiş Silistre
bir baş kuru soğanın 
bir bayat ekmeğin derdinde...
 
 
"Bir dertleri daha var." diyor
bir dert ki dünden bugüne
günden güne 
aza aza 
düşmezmiş dillerden ne handa ne pazarda. 
Oy anam!
Oy babam! 
"Dil yarasıdır!!"diyor
"Bir mahşer günü soru suali edilir de kalem kalem 
ahı tutar 
seni de 
beni de 
anamın babamın dili Türkçem 
okutulmuyor bir türlü 
bir türlü okutulmuyor güzelim mekteplerinde.."
 
Ve dolaşır dururmuş hep daha bağı bahçeyi Küçükmustafa'da...
 
Galip Sertel
 

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Ekim 2015 20:11

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

DEDE KORKUT’UN DİLİNDEN
Oğuz Türklerinin Korkut Ata Destanı, 172 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün282
mod_vvisit_counterDün2117
mod_vvisit_counterBu Hafta25172
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay87146
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18185712

Şimdi: 67 misafir, 5 bots var.
IP: 35.175.191.72