Oruç Baba Der ki:

Ellerimin ne kadar soğuk olduğunu söylediğinde onun beni, benim de onu sevmediğimi anladım. Çünkü eğer ortada bir kusur varsa; yanmayan ateş kadar, ateşi yakamayan da kusurludur.


YAŞAM DENİLEN MUCİZE

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

   

 

 

Yaşam Nedir?

Yaşam, yedi milyar insanın, bir süreliğine: (60 – 70 – 80, haydi en kabadayısından 100 yıl deyi-verelim biz buna,) dünyayı kemirmesi değil midir?

Hep böyle sanırız yaşamı. Ama aldanırız. Kuşkusuz ki bu demek değildir Yaşam... Eğer yaşam bu demek olsaydı, eğer yaşam bu denli sığ ve çiğ olsaydı, İnsanlık, on-binlerce yıl yaşadığı Hayvanlık aşamasından kurtulup ta bugünkü “Atom Çağı”nda ulaştığı Duyurucu-Buyurucu-Bilgisayar aşamasına ulaşabilir miydi hiç? O yüce burçlara yükselebilir, bu denli yükseltilere kanatlanabilir miydi acaba..?

 

Sanmam!” demiyorum; “Aslaa..!” diyorum kendi soruma ben kendim. “Yükselemezdi!” diyorum.

-Demek ki yaşam: Bir alıp, aldığımızın yerine iki, üç, beş... onbeş koyabilme sanatıdır Dostlarııım..!” diyorum.

 

Her insan, sanatçıdır. Hatta bir adım daha atarak: “Her can bir sanattır ve her canlı bir sanatçıdır!” diye tamamlayabiliriz savımızı...

 

Burada, incecik, üstü gölgelenmiş bir noktacık var. Noktacık varsın durursa dursun da , üstndeki gölgeyi bari bir azıcık aralayalım istiyorum ben burada, bugün. Var mısınız?

 

Deneyelim:

Şu bahçemize diktiğimiz çalının dalında çoturlanıp gelen, gözeneklerinden tomurup goncalanan can, bir süre sonra pembecik bir gül olarak çıkacak karşımıza... O değişim, o oluşum, o renk, o koku, o doku, o güzellik, SANATIN taa kendisi değil midir Sanatçı Dostlarım..?

 

Sanatçı dediğimiz yüce erdem sahipleri, o çiçeği, ne denli Aslının Aynısı!” olarak resmetseler dahi, o resim, YAŞAM denilen süreç içenden çıkıp gelen asıl sanatın tırnağı bile olamaz bence..!

Gözümüzü doyursalar, kulağımız sesine aç kalacaktır o sanatçının o görkemli yapıtına. Burnumuz kokusuna, elimiz, tenimiz,derimiz o canlının diri dokusuna bir ömür boyu aç kalma cezasıyla cezalı kalacaklardır...

 

Artık bu anımsatmalardan sonra ben çekileyim aradan da, varın buyurun sizler çıkın sahneye; sizler anlatın anladığınız doğruları...

 

Her yaşam, başlı-başına birer sanattır..!” dedik. Yeter ki onu, hiç olmazsa kendi yaşamımızı olsun, bilincine vara vara yaşayalım! Bilincine vara vara düşünelim! Bilincine vara vara sürdürelim Dostlarım..! Benden söylemesi…

 

Gören göz, duyan kulak, algılayan akıl için o çirkin politika küfürleşmelerimizin bile bir: “Eksi – Sanat” yapıtı olduğunu da söylemeden geçmeyeyim. Bu aykırı gibi görünen DOĞRUYU hangimiz yadsıyabiliriz..?

Yüzeyde kalırsak hepimiz yadsırız, özüne inersek hiç-birimiz yadsıyamayız!” diye yanıtlıyorum yine bu sorumu da ben kendim…

 

-Yasalar, doğru oldukları için değil, yasa oldukları için yürürlükte kalırlar!” Buyuruyor Montaıgne. İyi, güzel de, yine de bir yanı eksik kalmış bu buyruğun; diyorum ben. Üstadımızın izniyle, sizlerin de hoşgörülü onaylarınızla tamamlayalım bu yarım kalmış tanımı öyleyse:

Yasalar, yasa oldukları için yürürlükte kalırlar.” Bu, koşullanılmış bir doğrunun gölgesidir. Gölgenin bedeni olmaz; ama güneşin veya ışığın vurduğu her yerde bedenin bir gölgesi mutlaka vardır. Göz onu görür. Yasalar, yasa oldukları için yürürlükte kaldıkları kadar da, hatta ondan bir fırt daha öte ve ondan bir arşın daha fazla olarak da:

Yasalar, yasalardan yararlanan ÇIKARCILAR GÜRUHU eliyle yürütüldükleri için ve de yürütüldükleri sürece ancak yaşayabilir, ancak ayakta kalabilirler..!” Diyorum ben...

 

İşte gölgesiz GERÇEK bu..! Doğrular ne denli inkar edilirlerse edilsinler ve ne denli görmezlikten gelinirlerse gelinsinler, doğruluklarından TEK bir tüycüğünü bile yitirmezler..!

 

Doğrular: Doğruların saklanmasından zarar gören sınıfın insanları tarafından haykırılması gerekir. Gel bil ki günümüzde bu gerekirlik, yüzde yüz ters-yüz edilerek, DOĞRULAR, ondan zarar görenlerin oylarıyla, onaylarıyla CEZALANDIRILIP gizli mahzenlere tıkılıyorlar... Kanıt mı istersiniz? Alın size kanıt:

2011 seçimlerindeki alınan % 49’ların, Demirel’in deyimiyle: “Va mı başka bi izah tarzı..!?”

 

Ne güzel söylemiş söyleyen bilge Şairimiz, büyük Tevfik Fikret’imiz, “Doksan Beşe Doğru” adlı şiirinde:

 

Yasa diye, yasa diye yasalar (çiğnenir, yasalar) tepelenir..!”

m.a. a.

   

 

Destan Romanlar

YARDIMSEVER AVCI
Kazak Türklerinin Kambar Batır Destanı, 96 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün7699
mod_vvisit_counterDün6503
mod_vvisit_counterBu Hafta30455
mod_vvisit_counterGeçen Hafta61374
mod_vvisit_counterBu Ay262422
mod_vvisit_counterGeçen Ay251938
mod_vvisit_counterToplam19691101

Şimdi: 53 misafir var.
IP: 3.235.172.213