Beethoven Diyor ki :

Hayatı sevmiyor musunuz..? Öyleyse zamanı israf etmeyiniz, çünkü hayat ondan yapılmıştır.


AKIL VE GÖNÜL BİRLİĞİNİN SÜZGECİNDEN ÇIKAN BİR MÜTEFEKKİR: EROL GÜNGÖR

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

 

(d. 25 Kasım 1938, Kırşehir – 24 Nisan 1983, İstanbul)

Sevgili Erol Güngör üniversitede benim de hocam olmuştu.Sosyal Psikoloji dersini ondan almıştım.Allah mekanını cennet kılsın.Ömer Faruk Hüsmüllü
*********

AKIL VE GÖNÜL BİRLİĞİNİN SÜZGECİNDEN ÇIKAN BİR MÜTEFEKKİR: EROL GÜNGÖR



Ferhat ARIK (H.Ü. Sosyoloji Bölümü)


Mehmet İzzet medeniyeti şu şekilde tarif ediyordu. Ona göre medeniyet,
akıl ve gönül işbirliği sonucu oluşabilirdi. Toplumun kültürel
dinamiklerini sosyalizasyon sürecinde bünyemize katıp hazmetmeye
çalışırken çoğu zaman gönlümüzden geçen ile aklımızın dikte
ettiklerinin farklılığından doğan karmaşa ortamında boğulup gideriz.
Zira Osmanlı son döneminde ortaya çıkan ve halen akıl ve gönlümüzü
uyuşturamadığımız bir dönemin insanlarıyız. Bu dönem kimi zaman
Batılılaşma kimi zaman Modernleşme kimi zamanda Medeniyet inşası
olarak kendini gösterdi. Ancak her defasında ya aklımızın istediği ya
da gönlümüzün dilediği gibi düşünmeye ve uygulamaya çalıştık. Bu
süreçte kimi zaman tarihimizi reddettik kimi zaman kendi öz
kültürümüzü oluşturan değerleri hiçe saydık kimi zaman da yönünü
şaşırmış bir tekne misali rüzgârın inisiyatifine kendimizi bıraktık.
Bu dönem Türk münevveri için çetin bir imtihan dönemidir. Pusulasını
şaşırmış pek çok aydın namzedi ya kendi kültürüne-milletine
yabancılaşmış, ya da donup kalmıştır. Kendi milletinin karşılaştığı
sotunları aydınlatacak ve çözüm önerileri geliştirecek mütefekkir
aydın sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. İşte bu
sürecin sıkıntılarının ortaya çıkardığı mütefekkir aydınlardan birisi
Erol Güngör'dür. O değişen Türk toplumu içinde kökleriyle bağ
kurabilen bir medeniyet unsuru gibidir.
O bir Türk Münevverinin nasıl olması gerektiğini şu cümlelerle
anlatıyordu;
"Türk münevveri yüzyıl önceki Türkçeyi kullanmayacak, ama üniversite
kapısı önündeki kitabeyi görünce alık alık bakmayacak, demokrat olacak
ama atalarının siyasi ve idari dehasından faydalanmasını bilecek; bir
Osmanlı Türk'ü gibi ayakları yerde, başı dik, gönlü geniş, kalbi metin
olacak, hiçbir zaman basitliğe düşmeyecek. Ve nihayet milletinin
büyüklüğünü anladığı zaman artık fuzuli kurtarıcılık ve akıl hocalığı
yapmaktan vazgeçecek" (Güngör, 1996b, s. 132).
Yılmaz Özakpınar'a göre Erol Güngör'de Ahmet Hamdi Tanpınar'ın
sanatkâr ruhu, Yahya Kemal Beyatlı'nın Tarih duygusu, Mümtaz Turhan'ın
ilim zihniyeti ve Anadolu velilerinin ilhamı vardı. Özakpınar hocanın
usta üslubuyla Güngör'ün bu yüce şahsiyeti ve çok yönlülüğünü
vurgulanmaya çalışılmıştır.
Mehmet Niyazi Özdemir ise, Erol Güngör'ü şöyle tanımlıyordu:
"Her köşe başında rastlanan bir tip değildi; az konuşur, daha çok
dinlerdi. Çokları onu Hindistan cevizine benzetirdi; dışı sert, içi
özlü idi. Uzaktan bakan onu soğuk, biraz kendini beğenmiş zanneder;
ama yakından tanıyan onun sıcak, samimi bir insan olduğunu hemen
anlardı. Asistanlığı döneminde iki yıl Amerika'da kaldığından,
dedesinden küçük yaşta Osmanlıca öğrendiğinden ayırım yapmadan, hemen
hemen bütün klasikleri, seviyeli eserleri yercesine okuduğundan, hem
Batı'yı hem de Türk-İslam Dünyası'nı iyi bilirdi. Berrak, zarif, veciz
bir üslubu vardı. Çok genç yaşta yazdığı kitaplarla, makalelerle,
yaptığı tercümelerle bütün bilim çevrelerinin dikkatini
çekmişti." (Gökkubemizin Büyük Türk Sosyoloğu: Erol Güngör,
http://millimecmua.blogspot.com /2008/01/gkkubbemizin-byk-trk-sosyolou-
erol-gngr.html)
Erol Güngör, mensubu bulunduğu Türk milletinin ve İslâm medeniyetinin
değerlerine hep sahip çıkmıştır. Erol Güngör bazılarının aksine her
zaman milletinin değerleriyle barışık olmuş, bu sebeple hiçbir zaman
toplumdan kopmamış, milletine tepeden bakan "Aydın Kibri"ne sahip
olmamıştır. Toplumun her kesimine açık olmuştur. Gün olmuş İskender
Paşa Dergâhında tasavvuf sohbetlerine katılmış, gün olmuş Yahya Efendi
Dergâhında Mesnevî dinlemiştir.
Milletinin değerleriyle barışık olmasının bir başka sonucu olarak Türk
milletinin geçmişine yönelmiştir. Mükemmel derecede Osmanlıca
öğrenmiş. Ayrıca Türk tarihine, Türk diline ve Türk edebiyatına
derinlemesine hâkim olmuştur. Erol Güngör İslâm dini ve Medeniyeti
içinde kaygılar taşırken, İslâm ülkelerindeki gelişmeleri ve fikir
hareketlerini yakından takip edip, kafa yormuş, sorular sormuş ve
cevaplar aramıştır. İslâm'ın Bugünkü Meseleleri ve İslâm Tasavvufunun
Meseleleri isimli eserleri bu arayışın ürünü olarak kaleme alınmıştır.
Erol Güngör'ün en önemli özelliklerinden biri de zihninin içinde
tabulara yer vermemesidir. Ona göre ilâhî kurallar dışında
tartışılmayacak hiçbir konu yoktur.
Yani Erol Güngör, milletinin değerlerine sahip, milletiyle
bütünleşmiş, manevi şuur sahibi, ezberci olmayan araştırıcı ve
sorgulayıcı bir kafaya sahip kelimenin tam manasıyla gerçek bir
münevverdir.
O'nun hakkında birçok şey yazılıp çizilmiştir, ancak onun hakkında en
güzel tespitleri yapanlardan birisi de kardeşi Hidayet Güngör'dür.
Güngör, kardeşiyle ilgili olarak şu tespitte bulunur, "Ben onun 45
yıllık hayatında inançlarının dışında bir yaşantıya saplandığına hiç
şahit olmadım. Tam anlamı ile içi bir, özü sözü bir, fikir
adamıydı." (Yıldız ve diğerleri, 1998, s. 15-16).
O, düşündüğü gibi söyleyen, söylediği gibi yaşayan, yaşamı boyunca
ilmi ve düşünsel çizgisini kendine has üslubuyla koruyan büyük
mütefekkirimizdi. Hiçbir zaman kahrolsun ya da yaşasın gibi sloganlar
geliştirmemiş tüm yaşamını uğruna adadığı ilim ve irfan yolunda Türk
milletini yüceltmeye çalışmıştır.

Yetişme Ortamı-Öğrenim Çağı -Şahsiyeti ve Hakk'a Yürüyüş

Erol Güngör, 25 Kasım 1938'de ülkemizin kültür merkezlerinden
Kırşehir'de dünyaya gelmiştir. Adliye Zabit Kâtibi Abdullah Sabri Bey
ile Zeliha Gülşen Hanım'ın izdivacının dört meyvesinden üçüncüsü
olarak hayata gözlerini açmıştır.
Hem baba hem de anne tarafı Kırşehir'in bilinen itibarlı
ailelerindendir. Baba tarafından dedesi olan Hafız Osman Hamdi Efendi,
medrese mezunlu cami imamıdır. Son görev yeri Kırşehir'de Ahi Evran
Camii imamlığı olmuştur. Anne tarafından dedesi olan Lütfü efendi ise
bir müftüdür. Erol Güngör Kırşehir gibi, Aşık paşazade'lerin ve Ahi
Evran'ların yetiştiği kültürce zengin bir Anadolu şehrinde, kültürlü,
bilgili ve görgülü belli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, bu
zenginliği fırsata dönüştürerek, hepsi de yüksek tahsil yapmış olan
kardeşleri arasında öne çıkmıştır. (Alptekin ve diğerleri, 2008, s.
425-26).
Liseyi bitirene kadarki öğrencilik yıllarında aile içi eğitimi de
güçlü olmuştur. Evde babası Dertli Divanı'ndan şiir okurken; kendisi
büyük kardeşleriyle beraber, 'Karadavut' adlı kitabın Osmanlıcasını
okumuşlardır. Bunun yanı sıra Ziya Gökalp'in ve Hilmi Ziya Ülken'in
lise çağındaki bir öğrenciye ağır gelebilecek kitaplarını zevkle
okumuş ve istifade etmiştir. Lise çağında Fransızca öğrenmiş ve
ilerleyen yıllarda telif eserlerin dilini andıracak tarzda çeviriler
yapmıştır.
Erol Güngör, 1943 yılında başlayan ve 1956 yılında sona eren ilkokul,
ortaokul ve lise eğitimi süresince bölgenin kültürel zenginliklerinden
de azami derecede istifade etmiştir. Dedesi Hafız Osman Hamdi
Efendinin tesiri ile Arapça ve Farsçaya aşinalık kazanan Erol Güngör,
yine onun yardımıyla Osmanlıcayı öğrenmeye başlamıştır. Erol Güngör
üzerinde babasından daha fazla tesiri bulunan dedesi Osman Hamdi
Efendi, sık sık "oğlum profesör olacak" dediği torununu, kendilerinden
istifade etmek üzere, Kırşehir'deki önemli şahsiyetlere
yönlendirmiştir. Bu çerçevede Erol Güngör, aile ve okul eğitiminin
yanı sıra Şakir Ağazade Şevki Bey'in divan sohbetlerini takip etmiş;
İrtifacı Mehmet Efendinin derslerine devam ederek, Türk Astronomi
aletlerinden irtifa tahtasını ve benzeri aletlerin çalışma esaslarını
öğrenmiş, yine bu yıllarda Ali Galip gibi İttihat ve Terakki hareketi
içerisinde bulunmuş kimselerle de görüşerek, onların görüş ve
tecrübelerinden istifade etmiştir.
Erol Güngör'ün etkilendiği, istifade ettiği daha birçok isim olmakla
birlikte Mehmet Lütfi İkiz'den özellikle bahsetmek gerekir. Erol
Güngör lise yıllarında iken her gün okul dönüşü evine gittiği bu
şahıstan Osmanlıca ve Arapça dersleri almıştır. (Yıldız ve diğerleri,
1998, s. 15-16).
1956 yılında İstanbul hukuk fakültesine kayıt yaptıran Erol Güngör,
bir yandan eğitimini sürdürürken bir yandan da fikir alt yapısını
oluşturacak olan çeşitli toplantılara katılır. Bir edebiyatçıyla
edebiyatı, bir felsefeciyle felsefeyi, bir müzisyenle müziği
tartışabilecek derecede bilgi sahibi olmasının arka planında kültür
meselelerine duyduğu şahsi ilginin ve de müdavimi olduğu sohbet
toplantılarından edindiği derin bilginin büyük payı olmuştur. Nitekim
bu toplantılarda tanıştığı Mükrimin Halil Yınanç, Nurettin Topçu,
Erkem Hakkı Ayverdi, Fethi Gemuhluoğlu, Nihal Atsız, Asaf Halet
Çelebi, Necip Fazıl, Mithat Bahri gibi isimlerden büyük ölçüde
istifade etmiştir.
Fethi Gemuhluoğlu'nun tavsiyesiyle tanıştığı Mümtaz Turhan onun
hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Zira bu tanışmanın ürünü olarak
Hukuk Fakültesinden ayrılıp Edebiyat Fakültesinin Felsefe Bölümüne
geçiş yapmıştır. Erol Güngör'ün farklılığı üzerinde büyük tesiri olan
hocasının gözünden de kaçmamıştır. Mümtaz Turhan ilerleyen yıllarda
onun için "işte benim hakiki eserim" diyecektir.
Onun en dikkat çekici özelliklerinden biri de yabancı dillerde
dinlediği derslerde Osmanlı Türkçesiyle not tutması olmuştur.
Edebiyat Fakültesinden mezun olduğu 1961 yılında Tecrübî Psikoloji
Kürsüsü'ne asistan tayin edilmiştir ve Sosyal Psikolojiye yönelmesi
bundan sonra başlamıştır. "Kelami (Verbal) Yapılarda Estetik
Organizasyon" adlı çalışmasıyla 1965 yılında sosyal psikoloji doktoru
olmuştur.
Askerliğini yaptığı sıralarda hazırladığı "Şahıslararası İhtilafın
Çözümünde Lisanın Rolü" adlı teziyle 1970 yılında doçent olur.
1973 yılı onun için önem arz etmektedir zira bu yıl içerisinde Şeyma
Taşçıoğlu Hanım'la evlenir. Yine aynı yıl içerisinde kalp sağlığının
ciddi anlamda bozulmasıyla bir ameliyat geçirir. 1977 yılında oğlu
Turhan dünyaya gelir.
Güngör 1978 yılında "Değerler Psikolojisi Üzerinde Araştırmalar" adlı
teziyle Profesör olur. 1982 Yılında Yüksek Öğretim Kurumu tarafından
Selçuk Üniversitesine Rektör olarak tayin edilir ve kısa dönemde hem
Üniversitenin hem de Konya'nın çehresinin değişmesinde büyük rol
oynayacaktır. (Özarslan, 2007, s. 38-39).
Erol Güngör, rektörlüğünün sekizinci ayında, 24 Nisan 1983'te
geçirdiği kalp krizi üzerine, kırk beş yaşında iken aramızdan
ayrılmıştır. Cenazesi uzun yıllar görev yaptığı İstanbul
Üniversitesi'nden kaldırılmış, ölümü; Türk ilim ve fikir dünyası için
büyük bir kayıp olarak nitelendirilmiştir.
Prof. Dr. İsmail Yakıt, Güngör'ün vefatı üzerine tarihe şu notu
düşmüştür;

Erol Bey dostumuz yaşardı Hakk'la
O kim ilmiyle olmuştu yekta
Mücevher bir beyit tarih-i fevti
Mülaki eyledi gufran-ı Hakk'a
Makamıdır anın cennât-ı a'la

Konya halkı, 8 aylık rektörlüğü ve idareciliği döneminde onu çok
sevmiş ve bağrına basmıştı. Çünkü o, halka tepeden bakmayan bir
münevver ve fikir adamıydı. Hidâyet Bey de bunu, şu sözlerle
destekleyecektir: "Ben halk sevgisinin ve demokrasiye inancın bu kadar
güçlü olduğu bir başka entelektüeli tanımadığımı rahatlıkla ifade
edebilirim."
Cenazesi defnedilirken cami avlusunda gözyaşlarını tutamayan bir
Konyalı, onun için duygularını "Çünkü beğ, biz camide ilk defa bir
rektör gördük" şeklinde dile getirecektir. Çünkü Erol Güngör Hoca,
yöneticiliği ve halka bakış açısıyla Konya'da her kesim tarafından
sevilen bir kişiliğe sahipti. (Balkan, M. Özü Sözü Bir Fikir Adamı,
http://www.memleket.com.tr/news_detail.php?id=6924).
Erol Güngör daha çocukluktan itibaren sessiz ve kendi halinde bir
kişiliğe sahip olmuştur. Küçük yaşlarda adeta yetişkin bir insan gibi
davranan Güngör, az konuşan fakat okuyan ve araştıran bir insandı.
Sabahlara kadar çeviri yapıp yazı yazdığı günlerin sayısı oldukça
fazladır. (Alptekin ve diğerleri, 2008, s. 434)
İsrafı hiç sevmeyen Güngör'e göre en büyük israf ise söz israfıdır.
Gereksiz konuşmalarda ise devreye girip "Kalkınmakta olan bir ülkeyiz,
her konuda azami iktisat, ekonomik davranacaksın" diyerek lüzumsuz
konuşmalara son verilmesini istemiştir. (Yılmaz, 2006, s. 40)
Erol Güngör'ün siyasi ve şahsi düşünceleri her ne kadar herkesçe malum
olsa da o hiçbir zaman bu görüşlere yaşasın yada kahrolsun
zihniyetiyle yürütmemiş ve de tartışmamıştır, tamamen ilmi bir
zihniyetle fikri yapısını inşa etmiştir.
Prof Dr. Süleyman Hayri Bolay, onun çok esprili ve hazır cevap biri
olduğunu, kısa ve çok özlü cevap ve ifadeleri ile bazen söylediğinden
çok şey anlattığını yazmıştır. Bolay'a göre Güngör, çoğu zaman hiciv
ve taktir hisselerini aynı cümlenin muhtevasına dahil ederek konuşan,
bazen de uygun bulmadığı davranışları hicvetmek için hikayeler
kurarak, bunları gerçek vakalarmış gibi anlatan bir insandır demiştir.
Erol Güngör' ün eşi Şeyma Hanım'ın ifadelerine göre ise, ciddi, sağlam
şahsiyetli bir insan olarak yaşamıştır. Özü sözü birdir. Mübalağadan
hiç hazzetmeyen bir insan olan Güngör, söyleyeceği sözü gayet açık bir
şekilde söyler, tarihi anekdotları misal olarak verir ve günlük
hayatında insanlarla pek ilgilenmeyen, soru sorulmazsa hiçbir şey
yapmayan mizacını taşımıştır. Ev içinde tertipli olmadığı gibi hiç de
pratik değildir ve mekânla ilgilenmez. Ama çok ciddi çalışan, gani
gönüllü ve çok mert bir insandır. (Özarslan, 2007, s. 31-32).

Temel Konularda Bazı Görüşler

Din ve İslamiyet

Dinin yerine geçecek başka bir sistem bulunmuş değildir. Bugüne
kadarki tecrübelerimiz dinin ancak başka bir dinle yer
değiştirebildiğini gösteriyor. (Güngör, 1996c, s. 50)
İslam insanı maddi ve manevi bütünüyle kavramaya çalışan, onu
topyekun ele alan bir sistemdir. Bu yüzden İslam Hıristiyanlıktaki
manasıyla laik değildir. İslam'da laiklik daha ziyade vicdan hürriyeti
şeklinde ortaya çıkmaktadır. (Güngör, 1996c, s. 51).

Kültür ve Milli Kültür

Kültürümüzün muhafazası ancak onun üzerine yeni bir kültür bina etmek
için lazımdır. Bunun dışında babamızdan kalan bir eşyayı odamızın bir
köşesine kilitlersek orada durur. Ara sıra gelenlere gösteririz o
kadar. (Güngör, 1996a, s. 438).
Milli kültürlerdeki farklılaşmalar bakımından cemiyetleri
birbirinden ayıran asıl hususiyet, münevver ve halk kültürleri
arasındaki farkın bazı cemiyetlerde bir derece farkı, bazılarında ise
bir mahiyet farkı haline gelmiş olmasıdır. (Güngör, 1996b, s. 27).

Aydın ve Münevver

Aydınların en belirgin özelliği onların dünyaya büyük
kalabalıktan oldukça farklı bakmalarıdır. Aydınlarla kitle pek çok kez
meselelerde aynı görüş ve inanca sahip bulunabilir, bunda şaşılacak
bir taraf yoktur; ama aydının bu görüşünün esas kaynağı ise,
aydınlarda bir hakikat endişesinin bütün diğer hususlardan daha önemli
yer tutmasıdır. Aydın bir meselede karara varırken "bu benim işime
yarar mı?" diye düşünmez, "hakikat bu mudur?" diye bakar. (Güngör,
1996a, s. 373).
Hala bozgun psikolojisi içinde yaşayan münevver başlarını
biraz çevirip de kendi halklarına bakarlarsa ondan daha büyük bir
manevi güç kaynağı olmadığını anlayabilirler. Yeryüzünde tarihin en
büyük en yüce devletini kurmuş bir milletin kendisinden daha başka
örnekler aramaya ihtiyacı yoktur. (Güngör, 1996b, s. 75).

Modernleşme ve Medeniyet

Türkiye'de modernleşme hareketleri Batı dünyasının inkişafında
amil olan hakiki medeni gelişmenin neticesi olan yaşama tarzlarını
almak yoluna gittiği için, Türk cemiyetinin medeniyet seviyesi ile
manevi kıymetleri arasında büyük bir uzlaşmazlık doğurmuştur.
(Güngör, 1996a, s. 24).
İlericilerin bize medeniyet diye gösterdikleri şeylere uymak
için Türklük ve Müslümanlıktan değil alelade insanlıktan da çıkmak
gerekir; ama insanlara daha çok huzur ve refah verecek bir yaşama
seviyesine ulaşabilmek için Türk ve Müslüman oluşumuz en büyük
avantajlarımızı teşkil ediyor. (Güngör, 1996a, s. 422).

Kültür ve Medeniyet Ayrımı

Kültür-medeniyet ayrımı bizler Türkler için sadece sosyolojik kavram
meselesi değildir; millet hayatına nasıl bir yön vereceğimiz
konusundaki isteklerimize objektif veya ilmi destek bulma gayretidir.
(Güngör, 1986, s. 9).
Kültür ve medeniyet bir bütün meydana getirdiği zaman, bu bütünün
parçaları mesela medeniyet başka bir bütünün içine girdiği taktirde,
evvelkinden farklı bir mana kazanır. Modern teknoloji de Avrupa ve
Amerika dışında bir kültür bölgesine yerleştiği zaman, artık orada
Avrupa'dakinin aynı olamaz; nitekim olmamaktadır. Burada bizim
özümleme dediğimiz olay meydana gelir; yani herhangi bir unsur hangi
bütünün bir parçası oluyorsa o bütün tarafından özümlenir. Buna
"değiştirerek bünyeye alma" da diyebiliriz. Kısacası, modern
teknolojinin Batıdan başka bir yere girememesi için hiçbir mantıki
sebep mevcut değildir. (Güngör, 1986, s. 24)

Milliyetçilik

Milliyetçilik bir dış mesele olarak göründüğü zaman yerli
kültürün yabancı kültüre bütün sosyal müesseseleri de dahil olmak
üzere karşı çıkması şeklinde cereyan etmektedir, bir iç mesele olduğu
zaman ise asıl iş, memlekette milli birliğe engel olacak mahiyetteki
kültürel, iktisadi ve sosyal farklılaşmanın asgariye indirilmesidir.
Bu iki problemi birleştirecek olursak diyebiliriz ki, milliyetçilik
ilk hamlede bir milli birlik ve tecanüsün (homojenlik) kazanılması
davasıdır. (Güngör, 1996c, s. 110).

Tarih ve Türkiye

Yeni bir Türkiye kurmak arzusu, eski olan ve yerleşmiş bulunan
pek çok şeye karşı çıkmayı ve onların yerine yenilerini benimsetmeyi
gerektiriyordu. Bu yüzden efsaneler devrine kadar götürülen Türk
tarihinin içinden Osmanlı tarihi ve medeniyeti adeta atıldı. (Güngör,
1984, s. 104).

Türkiye sömürgelikten kurtularak yeni istiklal kazanmış bir
ülke değildir; Türkiye'nin bir devlet olarak yeniliği sadece siyasi
rejimin değişmiş olmasından ve bir kısım idareci ve aydınlarının da bu
devlet ve milleti birdenbire doğmuş zannetmelerinden ibarettir.
(Güngör, 1996c, s. 111).

Osmanlı

Türk milleti bu uzun tarihi boyunca kazandığı bütün gücünü ve
tecrübelerini birleştirerek Osmanlı imparatorluğu'nu kurdu. Bizim
tarihimizin bütün evvelki safhaları bu büyük eserin meydana
getirilmesi için yapılmış birer prova gibidir. Kurduğumuz bütün
devletler Beethoven'in ilk sekiz senfonisi gibi hepsi birbirinden
güzel eserler olmuştur, fakat dokuzuncu senfoni'yi dinleyen bir insan
nasıl bütün diğerlerinin müzik tarihindeki en büyük eser için hazırlık
olduğu intibaını alırsa, Osmanlı imparatorluğunu anlayan bir insan da
bizim bütün devletlerimizin bu imparatorluk istikametinde birer ön
çalışma gibi olduğunu görecektir. (Güngör, 1996b, s. 78-79).

Dil ve Edebiyat

Bin kelimelik uydurma dille yetiştirilen gençler arasından
bin yıllık Türkçe'ye dayanarak yazan ve düşünen Yahya Kemal ayarında
bir şair çıkması beklenebilir mi?. (Güngör, 1996b, s. 118-19).

Otuz-kırk yıl önce yazılmış olan ve Türk dilinin en iyi
örnekleri olarak bilinen romanlar otuz-kırk yıl sonra
"sadeleştirilerek" okuyucuya sunulmak zorunda ise, orada edebiyatın
sözü edilemez. Böyle bir ülkede aklın varlığı bile şüphelidir.
(Güngör, 1996a, s. 188).

ESERLERİ
Telif Eserler

Ahlak Psikolojisi ve Sosyal Ahlak (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2000)
Dünden Bugüne Tarih Kültür ve Milliyetçilik (Ötüken Neşriyat,
İstanbul, 2005)
İslam'ın Bugünkü Meseleleri (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2005)
İslam Tasavvufunun Meseleleri (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2004)
Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2003)
Sosyal Meseleler ve Aydınlar (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2003)
Türk Kültürü ve Milliyetçilik (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2004)
Türkiye'de Misyoner Faaliyetleri (Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2005)
Tarihte Türkler ( Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2006)
Kelâmî Sahada Estetik Yapı Organizasyonu (Ötüken Neşriyat, İstanbul,
1999)
Şahıslar Arası İhtilafların Çözümünde Lisanın Yönü (Ötüken Neşriyat,
İstanbul, 1998)
Değerler Psikolojisi Üzerine Araştırmalar (Ötüken Neşriyat, İstanbul,
1998)

Tercüme Eserler

Türkiye' de Psikoloji. McKinney, Fred, (Doğan Cüceloğlu ile
birlikte),
Sosyal Psikoloji Nazariye ve Problemler. Krech, David ve Richard S.
Crutchfield
Yirminci Asrın Manası. Boulding, Kenneth
İktisadi Gelişmelerin Merhaleleri. Rostow, W. Whitman
Dünyayı Değiştiren Kitaplar. Robert, B. Downs
Sanayileşmenin Kültür Temelleri. Nef, John U.
Sınıf Mücadelesi. Aron, Raymond
Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme. Hazard, Paul

Ders Kitapları

Ahlak (Dersleri) Orta 1, (Emin Işık, Yaşar Erol ve Ahmet Tekin ile
birlikte) Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı, 1976.
Ahlak (Dersleri) Orta 2, (Emin Işık, Yaşar Erol ve Ahmet Tekin ile
birlikte) Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı, 1976.
Ahlak (Dersleri) Orta 3, (Emin Işık, Yaşar Erol ve Ahmet Tekin ile
birlikte) Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı, 1976.
Ahlak Lise 1, (Emin Işık ile birlikte) Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı,
1976.
Ahlak Lise 2, (Emin Işık ile birlikte) Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı,
1976.
Ahlak Lise 3, (Emin Işık ile birlikte) Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı,
1976, 1977.
Psikoloji -Lise 2, (Sabri Özbaydar ve Belma Özbaydar ile), Ankara:
Milli Eğitim Bakanlığı, 1976.
Psikoloji -Lise 3, (Sabri Özbaydar ve Ayhan Songar ile) Ankara: Milli
Eğitim Bakanlığı, 1976. Psikoloji, Yaykur (Yaygın Yüksek Öğretim
Kurumu) ders kitabı, Ankara: Yaykur, 1976.

Makaleleri ve Ayrıbasımları

"Kültür Temaslarının Atitütler Üzerindeki Tesirleri", Tecrübi
Psikoloji Çalışmaları, 3 (1961) 21-32.
"Kelami (Verbal) Yapılarda Estetik Organizasyon", İstanbul. Edebiyat
Fakültesi Basımevi, 1996. (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Tecrübi Psikoloji Çalışmaları, 4 (1966) 9-40'dan ayrıbasım.)
"Şahıslar Arası İhtilaflar ve Sübjektif Mana Sistemleri-The Role of
Differential Connotations in İnterpersonal Conflict", İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tecrübi Psikoloji Çalışmaları, 7
(1968) 25-50.
"Interpersonal Conflict Reduction: The Effects of Language and
Meaning", (Carl E. Kuhlman ve Monroe J. Miller ile birlikte) Human
Judgement and Social Interaction, Amerika Birleşik Devletleri, 1973,
s. 229-237.
"Kültürde Eski ve Yeni". İstanbul. Edebiyat Fakültesi Matbaası, 1974.
(İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tecrübi Psikoloji
Çalışmaları, 11 (1974)' den ayrıbasım.)
"Denotative and Connotative Meaning Interpersonal Conflict",
Leadership and Management Appraisal, London, 1974, s. 361-374.
Not: www.sanatalemi.net adlı internet sitesinde Hocanınyayınlanmamış
makaleleri Cafer Vayni tarafından yayınlanmaktadır.

KAYNAKÇA

Alptekin, Y. (2008). Erol Güngör. M. Ç. Özdemir (Haz.). Türkiye'de
Sosyoloji.
Ankara: Phoenix Yayınları
Balkan, M. (2007). Özü Sözü Bir Fikir Adamı. Erişim: 08 Nisan 2008,
http://www.memleket.com.tr/news_detail.php?id=6924
Gökkubemizin Büyük Türk Sosyoloğu. Erişim: 12 Nisan 2008,
http://millimecmua.blogspot.com/2008/01/gkkubbemizin-byk-trk-sosyolou-erol-gngr.html
Güngör, E. (1984). Dünden Bugünden Tarih, Kültür ve Milliyetçilik
(2.bs.). Ankara: Mayaş Yayınları
Güngör, E. (1986). Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik (3.bs.).
İstanbul: Ötüken Neşriyat
Güngör, E. (1996a). Sosyal Meseleler ve Aydınlar (3.bs.). İstanbul:
Ötüken Neşriyat
Güngör, E. (1996b). Türk Kültürü ve Milliyetçilik (2.bs.). İstanbul:
Ötüken Neşriyat
Güngör, E. (1996c). İslam'ın Bugünkü Meseleleri (11.bs.). İstanbul:
Ötüken Neşriyat
Özarslan, E. (2007). Düşünce Ufuklarında Erol Güngör'ün Sanat,
Edebiyat, Dil ve Tercüme Hakkındaki Görüşleri. Ankara: Lotus Yayınevi
Yıldız, H. (1998). Erol Güngör'ün Hayatı ve Eserleri. Prof. Dr. Erol
Güngör'ün Anısına Armağan, Konya: Selçuk Üniversitesi Türkiyat
Araştırmaları Enstitüsü Yayınları.
Yılmaz, M. (2006). Erol Güngör. Ankara: T.C. Turizm ve Kültür
Bakanlığı Yayınları

--
Alıntı yapılan site:
// Maltepe Türk Ocağı Resmi İnternet Sayfası
http://www.maltepeturkocagi.org.tr

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Giriş Formu

Dost Siteler

Destan Romanlar

KAFKAS BAHADIRLARI
Karaçay Türklerinin Nart Destanı, 112 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3209
mod_vvisit_counterDün5846
mod_vvisit_counterBu Hafta3209
mod_vvisit_counterGeçen Hafta106013
mod_vvisit_counterBu Ay315901
mod_vvisit_counterGeçen Ay440326
mod_vvisit_counterToplam13430464

Şimdi: 32 misafir, 4 bots var.
IP: 54.224.77.47