Aristo Diyor ki :
 
Her insan öfkelenir, bu kolaydır; fakat tam adamına, tam ölçüsünde,tam zamanında, tam yerinde ve tam usulünde öfkelenmek, ne herkesin kudretindedir, ne de kolaydır.


ORUÇ BABA'DAN KELÂM-I KİBAR DEYİŞLER

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 


 


 


 

ORUÇ BABA'DAN KELÂM-I KİBAR DEYİŞLER

 

 

 

 

Ömer Faruk Hüsmüllü

 

 

 

D E N E M E

 

 

ARKA KAPAK YAZISI

''Yeryüzünde söylenmemiş söz yoktur.''der ustalar.''Önemli olan onları yeni biçimlerde yeniden söyleyebilmektir.'' diye de sürdürürler. Ömer Faruk Hüsmüllü de öyle yapmış. Bilindik sözcüklerle yeni söyleyişler yaratarak yaşamın birçok yönüne ışık tutmuş.

Felsefi derinliği olan bu söyleyişler gerçekten de ''kelam-ı kibar.'' Siz isterseniz ''özdeyiş, güzel söz, aforizma'' gibi adlar verin. Bu cümleler yaşamın çeşitli yönlerine yeni söyleyişlerle yeni bakış açıları oluşturuyor.

Alfabetik dizinle verilmiş birçok konuda (akıl, başarı, inanma, hayat, kişilik...vb) düşünceler, imbikten geçirilmiş ve herkesin anlayabileceği bir biçimde dillendirilmiş.

Bilinen konularda yeniden düşüncelere dalacağınız ve keyifle okuyacağınız bir kitapla karşı karşıyasınız şu anda. İyi okumalar...

Rasim YILDIZ- Editör

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ömer Faruk HÜSMÜLLÜ

 

1952 yılında Tekirdağ ilinin Çerkezköy ilçesinin Kızılpınar köyünde doğdu. İlkokulu Kırşehir’de,  Ortaokul’u Ürgüp’te ve Liseyi Adana’da (Devlet hesabına Parasız Yatılı olarak) okudu.  1974 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitirdi. 13 yıl devlette felsefe öğretmenliği, müdür yardımcılığı, müdür başyardımcılığı ve okul müdürlüğü görevlerinde bulunduktan sonra istifa ederek özel sektöre geçip dershanelerde öğretmenlik, bölüm başkanlığı ve müdürlük yaptı.

Devlet okullarında ve özel sektörde toplam 36 yıl görev yaptıktan sonra emekliye ayrıldı. Emeklilik yaşamı sırasında Oruç Yıldırım adını kullanarak çeşitli forumlarda ve sitelerde çok sayıda yazı yazdı.

Halen İstanbul’da yaşamaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Basılı Eserleri:

  1. Mağaranın Kamburu (Roman P-Kitap tarafından basıldı)

  2. Memleketimin Delileri (Roman)

  3. Nifak (Roman)

  4. Oruç Baba’dan Aforizmalar (Deneme P-Kitap tarafından basıldı)

  5. Sokrat İle Meraklı Eşek Arısı (Diyalog P-Kitap tarafından basıldı)

  6. Bir Anı Defteri Buldum (Roman P-Kitap tarafından basıldı)

  7. Oruç Baba’dan Kelâm-ı Kibar Deyişler (Deneme P-Kitap tarafından basıldı)

  8. Ayda en az 15.000 lira gelir getiren bir işiniz olsun ister misiniz? (Hikaye P-Kitap tarafından basıldı)

Daha çok deneme türü eser yazmaktan hoşlanmakta ve çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmektedir. Bütün hayatı boyunca, “Sorgulamayan insan cahildir; sorgulatmayan ise zalim!” ilkesini benimsedi.

 

**

 

İLETİŞİM:

Mail:  Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Cep Tel: 0535 723 35 79

Ev Tel:   0216 466 42 28

 

 

İÇİNDEKİLER

Acı ve Haz

Adalet-Hak-Suç

Akıl

Aşk ve Gönül

Başarı

Bilgi, Bilge ve Kitap

Cehalet

Değerler

Dost-Arkadaş

Doğruluk-Cesaret

Duygular

Düşünme-Öğrenme

Eleştiri-Övgü-Af

Felsefe- Gençlik-Yaşlılık

Hata, Öfke ve Pişmanlık

Hayat

İnanma

İnsan ve İnsanlık

İyi ve Kötü

Kadın ve Erkek

Kişilik

Mutluluk

Ölüm ve Korku

Özgürlük

Para- Sağlık

Sanat

Savaş, Barış ve Zafer

Sevgi

Toplum-Siyaset

Varlık, Evren ve Doğa

Yalnızlık-Vicdan

Zaman

Çeşitli Konular

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Acı ve Haz

** Dahi değilseniz, bunu kendinize dert etmeyin; çünkü en büyük acıları çeken, en çok üzülen, buna karşılık kendi hayatlarını bile yaşayamayan insanlar, deha sahibi kişilerdir.

** Hayat öğretir; ama acımasız bir öğretmendir.

** Uçurumun kenarında yürürken duyulan ürpertidir kişiye haz veren. Yani bu ürpertide biraz korku, biraz da zevk vardır.

** En çok ihtiyaçları olan huzurdan; ufak tefek şeyler için vazgeçenlere, acımaktan başka elimden bir şey gelmiyor. Çünkü acınacak haldeler.

** Bu dünyadan göçen insanların ardında bıraktıkları, geriye kalanlara ya acı ya da övünç verir.

** Senin acıların beni acıtmıyorsa, benimkiler de seni acıtmıyorsa, aşk yaşıyoruz diye kendimizi boşu boşuna kandırmayalım.

** Kral, sade bir insanın hayattan duyduğu hazzı bilseydi, acaba gene de kral olmak ister miydi?

** Korktuğu halde kaçmayana cesur, acılara gülümseyerek katlanana sabırlı, hataları bağışlayana hoşgörülü, almaya değil vermeye çalışana cömert, canını vatanı için feda edebilecek olana kahraman denir; her ne kadar günümüzde birçoklarına göre bu meziyetler enayilik sayılsa da…

** Yarama merhem diye bastım onu, acıtınca anladım tuz olduğunu.

** Çilekeş; halinden memnun iken, sen ona neden acıyarak bakıyorsun?

** Hazları küçük gören, kötüleyen o kadar çok haz düşkünü insan var ki…

** Verilen küçücük umutların karşılığı, dayanılmaz acılar olmamalı.

** En büyük acıları yaşamaya hazır değilsen, ayrılıklardan da uzak dur. Tabii uzak durmak senin elindeyse…

** Acı; öğretmediyse, ders vermediyse kısacası kişiye bir şeyler kazandırmadıysa çekilenler boşa gitmiş sayılır.

** Başkalarının çektiği acılardan zevk duymak, sapkınlıktır.

** Zevk acıya kolayca dönüşür de, acının zevke nasıl dönüştürüleceğini doğrusu bilmiyorum.

** Üzüntü seni buluncaya kadar sen ondan kaç; korkma bu yaptığın korkaklık sayılmaz.

** İyi ki gözyaşımız var; yoksa acılara nasıl katlanırdık?

** Yaprak, kafa tutamayacağını bildiği için rüzgâra teslim eder kendini…

** Bir zevk kölesi, “Zevke esir olma!” diye haykırıyor. O dediğine göre, vardır elbet bir bildiği…

** Felaket, çıktığı yolculuğu yarım bırakmaz.

** Gül dikenini sana batırmaz, sensin gülün dikenine batan.

** Kafasında ekmek problemi olanın aklı, diğer uyarıcılara kapalıdır.

** Hüzün gelip seni buluncaya kadar, sakın hüzünlenme…

** Istırap öğretir, korku öğrenmeyi engeller.

** Yoksulluk; zorunlu olarak, hem göz hem de karın tokluğu gerektirir.

** Kaygının kasvetinin ağırlığı, neşenin hafifliğini kolayca bastırır.

** Hangi rütbede olursan ol, bir gün o rütbeyi kaybedeceğini bil ve kendini ona göre hazırla. Çünkü her düşüş acı verir insana.

** Çok uzaklarda aramana gerek yok! Yaşamak istiyorsan her yer cennet, acı çekmek istiyorsan her yer cehennem.

** Çıkarı için dilini tatlılaştıranın, niyeti acıdır.

** En çok acıtan, susturan acıdır.

** Acılar seni bulabilir, sen acıları değil.

** Acıtarak, kanatarak gittin. Dönüşün kesinlikle öldürücü olacaktır.

** Bozguna uğratan bozguna uğrattığını çok çabuk unutur, ama bozguna uğrayan bozguna uğratanı hiç unutmaz. Kuyruk acısı dedikleri işte bu olmalı.

** Acılarını azaltmanın bir yolu da, başka insanların acılarını görebilmek ve hissedebilmektir.

** Paylaşmak istediklerini söyleyenlere, acılarının birazını ver bakalım, etrafında kaç kişi kalacak!

** Her rahatlığı, bir rahatsızlık takip eder.

** Sıkıntıyı sıkarsan içine yerleşir kalır; koyverirsen kendiliğinden çıkar gider.

**Başkalarının acıları üzerine, mutluluk şatoları inşa etmeye çalışanlar, müjdemi isterim. Çünkü cehenneme giden bir bileti de hediye olarak kazandınız!

**Açlık, gururu; kin, merhameti; kıskançlık, cömertliği; yalan, dürüstlüğü; vefasızlık, dostluğu; acı, sabrı; nefret, aşkı; ihtiras, kanaatkârlığı; çıkar, adilliği; ihanet, güveni; tembellik, çalışkanlığı siler atar.

**”Ah’la vah’la” merhamet olmaz. Merhamet; yaşanan sıkıntıyı, acıyı içinde hissedip gidermede yardımcı olmaktır.

**Mutluluk getiren acının, başımız üstünde yeri vardır.

**Kapitalist, yoksula acımaz. Ona göre yoksulluğunun sebebi tembelliği ve kafasızlığıdır. Bu nedenle de ezilmeyi ve sömürülmeyi hak etmektedir.

**Yola çıktım gidiyorum. Nereye? Bilmem! Nereye gittiğimi bilmediğim halde bu yolculuğu gene de sürdürecek miyim? Evet; çünkü yolun sonu belki de yok. O yüzden nereye gideceğimi tabii ki bilemem. Bunu bilmeyişim yolda olmama engel değil. Bana haz veren “yolcu” olmaktır. Bundan asla vazgeçemem.

 

 

 

 

 


 


 


 


 

 

 

 

 

 

Adalet-Hak-Suç

** İçinde intikam ateşi olanın uygulayacağı adalet, adaletsizliktir.

** Özgürlüğün olmadığı bir yerde adaletten, adaletin olmadığı bir yerde de özgürlükten söz edilemez.

** Zulmü kanun; kanunu da zulüm ortadan kaldırır.

** Bölüşülmeyen ekmekte, başkalarının gözü kalır.

** Kılıcı sallayan elin kalbinde merhamet yok ise, kazandığı zafer de zafer sayılmaz.

** İntikamcı ceza, insanlık suçudur.

** Adil olan ödüllendirilmez, ama adil olmayan mutlaka cezalandırılmalıdır.

** Meclisteki yasalarla yaz-boz gibi oynayan vekiller, bir gün doğa yasalarını da değiştirmeye kalkarlarsa hiç şaşırmam.

** İşlenen her suçta yönetimin vebali vardır, suç işlemeyi önlemediği için.

** Otorite eleştirilmeyi istemez. O nedenle de kendisini eleştirenleri çeşitli yöntemlerle susturur.

** Zorbalar; kurdukları düzeni yıkacak olan başka zorbaları beklesinler.

** Yasaları çıkaranlar, bunların yanlışlığını kendilerine zarar vermediği sürece anlayamazlar. Anladıklarında ise kendilerine zarar vermeyecek bir şekilde düzeltmeye kalkarlar.

** İktidarın zulmü, yönetimin zafiyetine işarettir.

** İnsanın kabadayısı korkunçtur, devletinki ise gülünçtür.

** Suçun olmadığı halde özür dilersen, karşındakinin mantığı hemencecik “Demek ki suçluymuş; özür dilemesinden de belli.” sonucunu çıkarıverir.

** Verecek hiçbir şeyin kalmadığında seni savurganlıkla ilk suçlayacak olanlar, en çok verdiklerin olacaktır.

** Adaleti çiğnemek, korlaşmış ateşe çıplak ayakla basmaktır. Dikkat, yanarsın!

** Gücü hak için, adalet için kullanmayan, zulüm için kullanacak demektir.

** Halkı üzerinde baskı kuran, halkına zulüm eden, adalet ilkelerine uymayan, bölüşümü adil yapmayan bir iktidar; meşruiyetini kaybetmiş bir zorbalar topluluğundan başka bir şey değildir.

** Suçları ve haksızlıkları cezasız bırak, liyakatsizleri hak etmedikleri makamlara getir, adaleti adil olmayanlara teslim et, zengini daha zengin fakiri daha fakir yap, emeğin hakkını verme ki o devlet bir an önce tarihe gömülsün!

** Adaletsizliğe başkaldırmazsan, adil olmaktan da söz edemezsin.

** Zulüm ile idare edilemez hiçbir ülke; adalet olmalı birinci ilke.

** Bir insanın kendini yargılamasının güçlüğü, yargılayanın da yargılananın da aynı kişi olmasından kaynaklanıyor. Halbuki başkalarını yargıladığımızda, biz sadece yargılayan durumundayız.

**Hakkını aramakla yetinemezsin; almanın bir yolunu da bulmalısın.

** Hakkı olanın verilmesini beklerken ölenlerin, kaç kişi olduğundan haberiniz var mı? Beklemekten vazgeç ve git al!

** Mağduriyetini kullanarak başkalarını mağdur edenlerin, buna hakları var mı?

** Hak ettiğini bulamadığından yakınıyor. Hayır, sen farkında değilsin ama buldukların gerçekten de senin hak ettiklerindi.

** Yetkisi varken bir haksızlığı cezasız bırakan, en az haksızlığı yapan kadar suçludur.

** Silahların gölgesinde, hak aranmaz.

** Temeli çürük bina, bir gün mutlaka yıkılır. Adaletten yoksun bir toplum da bir gün aynı akıbete uğrar. Çünkü toplumun temeli adalettir.

** Bir toplumda adalet yok olursa, yerini kan ve gözyaşı doldurmakta gecikmeyecektir.

** Adaletsiz yöneticiler ve devletler, varlıklarını uzun süre devam ettiremezler.

** Adaletsiz gücün zulmünü, adalete havale ediyorum.

** Her yıl milyonlarca insanın açlıktan, yetersiz beslenmeden, bulaşıcı hastalıklardan öldüğü bir dünyada, sosyal adaletten söz etmek sahtekârlıktan başka bir şey değildir.

** Haksızlık yapan; haksızlığa uğradığında bunu fark ediyorsa, adalete sığınma hakkını da kaybetmiş demektir.

** Sağduyu sahibi insan doğrudan, iyiden, güzelden, adaletten yanadır.

** Yapılan bir haksızlığı görüp de isyan etmeyen, karşı koymayan, önlemeye çalışmayan, en azından kınamayan da bu suça ortaktır.

** Haksızlık yapana bile haksızlık, hak değildir.

** Yasal yollarla yapacağınız soygunun miktarı, ne kadar büyük olursa itibarınız da o kadar artar.

** Tokun yanında aç daha da fazla acıkır; ama açın yanında da tok daha fazla acıkır. İşte o nedenle aslında tok açın halinden anlar, fakat anlamamış gibi davranır.

** Bir yerde adalet katlediliyorsa ve insanlar buna ses çıkarmıyorsa, bilin ki tüm insanlık tehdit altındadır.

** Haksızlık yapan hak isteyemez, hatta haktan bahsedemez.

** İnsanları yoksullukta ya da çaresizlikte eşit kılmak, gerçek eşitlik değildir.

** İstediğiniz kadar iyi yasa yapınız, uygulayıcılar adil olmadıktan sonra…

**Bir ülkede haklılar suçluysa, katiller kahramansa adalet de safsatadır.

**Machiavelli’nin dediği gibi “Adalet güçlüden yana” ise güçsüzlerin yeri ya hapishane ya da mezar olmalıdır.

**Hırsız, siyasetle; fahişe, ahlâkla; katil, adaletle; cahil, eğitimle uğraşmaya başladıysa vay ki o ülkenin haline…

**Cahillerin, çıkarcıların, kötülerin oylarıyla seçilen bir iktidarın yönetiminden hak, hukuk ve adalet beklemek aşırı iyimserlik mi yoksa salaklık mı sayılmalıdır?

**İnsanlarının hak ve adalet aramaktan vazgeçmiş olduğu bir toplum, ya can çekişiyordur ya da ölmüştür.

**Adil olmayandan adalet istenmez.

**Adaletten boşalan yeri, haksızlıklar doldurur.

**Zalimler, kötüler, diktatörler kendiliğinden ortaya çıkmazlar. Onları yaratan ait oldukları toplumun halkıdır. Halk iyiye, güzele, doğruya, adalete yönelmeden bu belalardan da kurtulamaz.

**Her kanun adil olmadığı gibi, her mahkeme de adalet dağıtmaz.

**Bir toplumun hukukçuları adalete âşık değillerse, orada adil olan bir şeye rastlamak da mümkün değildir.

**Hangi makamda olursa olsun hiç kimsenin adaleti çiğneme özgürlüğü ve hakkı yoktur.

**İşlenen suçlar, yapılan haksızlıklar karşılıksız mı kalıyor? Üzülme, çünkü bu gök kubbedeki her şey kayıt altındadır.

**Bedel ödemiş olabilirsin; bu, bedel ödettirmeye kalkmanı haklı kılmaz.

**Egoizmi tamamıyla ortadan kaldıramazsınız; ama belki biraz yontabilirsiniz. Yapabilirseniz bu bile büyük bir başarı sayılır. Çünkü bunun sonucunda hak, özgürlük ve bölüşümde önemli gelişmeler ortaya çıkacaktır.

**Hakkını aldığın için kimseye minnet duymak zorunda değilsin.

**Rezile bulaşma, kötüye yaklaşma, haksızlığa karışma, sözünü tutmayanla buluşma, deliye sataşma, köpekle dalaşma, gönlün boşsa âşıkla atışma; içinde sevgi, şefkat ve merhamet yoksa “insanım” diye de dolaşma.

**Kuvvet sahibi olmak, her şeyi yapabilme hakkına sahip olmak değildir.

**Cömertliğini hak edenden yana kullan.

**Hak edilmeyen yüceltme; yüceltilene hakarettir.

**Yaşamak tüm canlılar için bir haktır, canlıları yaşatmak bir ödevdir, canlıları öldürmek ise bir cinayettir.

**Haksızlığı onaylarsan haksızlığa ortak olursun, haksızlık karşısında susarsan hakka saygısızlık etmiş olursun.

**Sessiz kalmak güzeldir, haksızlık karşısındaki hariç.

**Hak aranamıyorsa, düşünülenler söylenemiyorsa, bölüşüm adil değilse, insanlar aşağılanıyorsa o rejimin adı asla demokrasi olamaz.

**Haklı olanı yenebilecek bir güç yoktur.

**Her ödül kazananı hak eden; her kaybedeni de başarısız zannetmeyiniz.

**Toplumdaki kötü gidişten herkes sorumludur. Hiç kimse bu sorumluluktan kaçamaz ve kötü gidişin suçunu bir başkasına atamaz.

**Çiçeklerin, ağaçların ve hayvanların olmadığı bir dünya yaratmaya çalışanlar, gelecek nesillere karşı çok büyük bir suç işlediğinizin farkında mısınız?

**Bebekken ve çocukken ne kadar sevimliydi? Tatlı bir gülüşü, içten gelen bir ağlayışı vardı. Tertemizdi ve masumdu. Peki, sonra nasıl bu insan bir sapık ya da bir seri katil oldu? Her suçlunun geçmişine gittikçe aynı masumiyetle karşılaşırız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 


 


 


 


 


 

Akıl

** Akıl azaldığı oranda korku da artar. O nedenle korkakların hepsi akılsızdır…

** Köhne fikirler, ölü bir aklın tabutunun paslı çivileridir. Bu yüzden, sökülüp atılmaları çok zordur.

** Beynini satılığa çıkaran kim olursa olsun, bir tane bile alıcı bulamaz. Çünkü herkes “En iyisi bende varken, ne olduğu belli olmayanı neden alayım?” diye düşünür.

** Akıllı adam kendini övmez. Kendini övmek aptalların işidir.

** Bir çivinin duvara çakılması gibi zihne çakılan sözler vardır. Ama ben bunlardan bir çivi gibi sökülmemek üzere çakılmış olanları pek sevmem nedense.

** Deliler ne kadar tatlı insanlar! Ah, bir de deli olmasalardı!

** Aklımın mezarlığında yatan o kadar çok kişi var ki…

** Aklımı alma da neyimi alırsan al. Çünkü aklım kalırsa benden alınanların hepsini tekrar elde edebilirim. Ama aklım giderse bu mümkün olmaz.

** Delilik her zaman istenmeyen bir durum değildir; aksine bazen gereklidir de…

** Günümüzün modası: Beyinsiz bir kafa ile dolaşmak!

**Deli, deli numarası yapamaz; ama normal insan numarası yapabilir.

** Akılsız baş yoktur. Her başta az veya çok mutlaka akıl bulunur. Bu aklı doğru kullanan ve kullanamayanlar vardır. İşte biz var olan aklı doğru kullanamayanlara “akılsız” diyoruz.

** Akıl danıştığın kişinin, senden farklı hatta üstün tarafları olmalı.

** Aklını doğru kullanmayı bilen insanı, tutsak edebilecek hiçbir güç yoktur.

** “Edep”i aklından, aklını “edep”ten ayıran edepsizdir.

** Sadece cesaretine güvenip harekete geçen aptaldır; hem cesaretini hem de aklını kullanarak harekete geçen ise cesurdur.

** İnsandı, aklını kaybetti. Geriye kalan, hayvandı…

** İnsanların dâhilere karşı gösterdikleri tahammülsüzlüğün nedeni, biraz korku ve biraz da kıskançlıktır.

** Zekânla övündüğün her yerden ayrıldığında, arkanda birçok düşman bırakırsın.

** Korkma! Dilini tutarsan, aklın da tutulmaz.

** Duygu, sürücü; akıl da at olursa arabaya hâkim olmak zorlaşır. Aklın sürücü, duygunun at olduğu bir arabaya binmeyi tercih ederim.

** Sınırlı bir kapasiteye sahip olan bir akılla, ilahi bir gücün sınırsız aklını anlamaya çalışıyorum. Bu mümkün mü?

** Farenin akıllısı sadece kediden değil, peynirden de nefret eder!

** Aklım var diye de fazla övünme. Çünkü normal insandakinden farklı da çalışsa delinin de bir aklı var.

** Akıl, bilgi öğrenmeye ve bilgi üretmeye programlanmıştır. Bilgi öğrenemiyor ve bilgi üretemiyorsa “tembellik” virüsü programı bozmuş demektir.

** Düşmandan öğrenilecek akıl, dosttan öğrenilecekten daha değerlidir.

** Aşk, aklı daima yener; akıl da aşkı daima kötüler.

** Akıl gerçekten uzaklaştıkça, safsataya yaklaşır.

** Aklı tutsak edilenin, bedeninin özgür olmasının ne önemi var?

** Deli idare edilemez, ama idare eder…

** Akla ve mantığa uygun olan şüphe faydalı olabilir; akla ve mantığa uygun olmayan şüphe ise kesinlikle zararlıdır.

** Budala seni bıkmadan usanmadan öylesine yorar ki, sonunda belki de kendine benzetmeye bile muvaffak olabilir.

** “Acaba”ların azalması, aptallık hastalığının belirtileridir.

** Fikirleriniz farklı diye dertlenmeyin, çünkü sizler farklı insanlarsınız.

**Yürekte fırtına varsa, neyle bağlarsanız bağlayın akıl yerinde duramaz; uçar gider.

**Ruh sarhoşsa, akıl istediği kadar ayık olsun!

**Doğru ve yararlı işlerde kullanılmayan akıl, toprağın altına gömülü define gibidir. Ne sahibinin ne de başkalarının işine yarar.

**Akıllı görünmeye çalışırsan aptal durumuna düşersin.

**Delileri bile aratan akıllıların bulunduğu, tuhaf bir dünyada yaşıyoruz!

**Akılını kullanmadan kahraman olmak istersen, kahraman olup olamayacağını bilemem; ancak heder olacağın kesin!

**Kendi aklını kullanmaktan korkan insanlar, başka akılların ürettikleriyle durumu idare etmeye çalışırlar.

**Akıllı insanlar aptallardan daha şansızdırlar, çünkü çok şey bilmeleri mutluluklarının önünde önemli bir engeldir.

**En son teknoloji ürünü olan bir araca sahip olabilirsin, ama kullanmayı bilmiyorsan o araç senin hiçbir işine yaramaz. Akıl da böyledir. O nedenle “Akıllıyım!” diye övüneceğine önce aklını iyi bir şekilde kullanmanın yollarını öğren.

**Aklını kaybetmek istemiyorsan akılsızdan, edebini kaybetmek istemiyorsan edepsizden, yolunu kaybetmek istemiyorsan acemi kılavuzdan, bilgini kaybetmek istemiyorsan tembelden, insanlığını kaybetmek istemiyorsan merhametsizden uzak dur.

**Gafil kördür, sağırdır, dilsizdir, aymazdır; ama bunlardan daha önemlisi akılsızdır.

**Akılla birlikte hareket etmeyen cesaret, felaket getirir.

**Erdemli insan, akıl dışı davranışlar yapmaktan sakınır.

**Gözünle baktın göremedin mi? Bir de akıl gözüyle bakmayı dene?

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

Aşk ve Gönül

** Aşığın yüreğinde hem ateş yanar hem de fırtına kopar. O nedenle de bu aşk ateşi kolay kolay sönmez, hatta tersine giderek alevlenir.

** Denizin gelgitlerinin zararı kıyıyadır; aşkın da âşığadır. Ama ne kıyı ne de âşık bu durumdan şikâyetçidir.

** Aşk yağmurunun şemsiyesi satılmaz. Hoş, satılsa da müşteri bulamaz.

** Aşk hakkında konuşmuş olmak, aşkı bilmiş olmak ve yaşamış olmak demek değildir.

** Saygı ve sadakat aşkın can suyudur; saygısızlık ve ihanet ise zehridir.

** Öldüren aşka, ben aşk demem!

** Âşığın cümlelerinin çoğunun sonunda soru işareti vardır. Çünkü “Gelecek mi, gitti mi, ne istiyor, nasıl, sevdi mi” gibi sorular hep aklındadır.

** Gerçek âşık, vuslattan da ayrılıktan da zevk alır.

** Âşıklar, görünmeyen insan olduklarını bile düşünebilecek kadar aptallaşabilirler.

** Bana papatyayı verin, gülü âşıklara bırakıyorum.

** Yüreğinde kuş çırpınışı yoksa boşuna umutlanma, sen âşık değilsin.

** ‘Hak’ka âşık olan, ‘can’a da âşıktır.

** Sensizlik beni kahrediyor, ya bensizlik seni?

** Sevdiğini, âşık olduğunu söylüyorsun ama senin kanatların yok. Hadi canım sen de, aşk kim sen kim?

** İki kalbi birbirine bağlayan kanalın suyu, aşkın mutluluk gözyaşıdır.

** Uğranılmayan limanların, önlerinden geçip giden gemilere el sallamaktan başka yapabilecekleri bir şey yoktur.

** Denize karışmış nehir, artık nehir değildir; denizdir.

** “Ben ona hiç bakar mıyım?” diyordu, fakat şimdi gözlerini bir an için bile olsa ondan ayıramıyor.

** Kalbime bir misafir gibi girip, sonra da sessizce çıkıp gideceksen boşuna zahmet etme.

** Hasretlik vuslata, vuslat da ayrılığa gebedir.

** Günümüzde o kadar çok Leylasız Mecnun ve Mecnunsuz Leyla var ki….

** O beni unutmuş, lakin ben onu unutmayı unuttum.

** Seni görmediğinden yakınma! Yüreğini ver, bir de öyle baksın.

** Ben vazgeçmediğim sürece sen, vazgeçilmezlerin kraliçesisin.

** Seni aklım siliyor; kalbim ısrarla yazıyor. Biri silgi, diğeri kalem… Sanırım silgi daha önce tükenecek.

** Sen bakıyorsun ama görmüyorsun, diyor. Doğru söylüyor. Çünkü gözümün önünde hep o dururken başka şeyleri nasıl görebilirim?

** Gece nöbetleri tuttum senin için, oysa sen beklediğimden habersizdin.

** Sen varken yanımda, gecenin siyahı bile gözüme beyaz görünüyor.

** Aklınla seversen belki de âşık değilsin, yüreğinle seversen kesinlikle deli divanesin.

** Ayrılırken bana dedi ki: “Sen artık benim için hiçbir şeysin!” Oysa o, benim için artık sadece bir defa okuduğum eski bir kitaptı.

** Kim bilir kaç kere tövbe etti aşka, kaç kere bozdu tövbesini… Her defasında “Bu son!” dedi son olmayacağını bile bile…

** Baktım ki onun yüreği kocaman bir okyanus, benimki ise küçücük bir dere. Sonra da anladım neden beni fark etmediğini…

** Aşkı göklere çıkarmak, alçaklardakilerin ona ulaşmasını engellemektir ki; bu bence büyük bir haksızlıktır.

** Eğer yüreğin de oradan ayrılmadıysa ben buna ayrılık diyemem!

** Geldin, bir şey değişmedi; gittin, gene değişen bir şey yok. Keşke zahmet edip de gelmeseydin!

** Sensizliğe kapalı yollar, en kötü yollardır. Bu yüzden benim de o yollarla zaten işim olmaz.

** Hâlâ beni arıyormuş, zaten ayrılırken “Ben seni ararım.” Demişti!

** Duygularının dizginleri kişinin kendi elinde olsaydı, hiç onların esiri olur muydu?

** Anahtarın açamadığı kapılar vardır, tatlı dilin açamayacağı kapı yoktur.

** Onunla aramızda binlerce kilometre varmış; hadi canım sen de, o hep bende ve hep benimle, yanı başımda.

** Bitmeyeceğini sandığımız gecenin sabahı, en güzel sabahtır.

** ”O, beni baştan çıkardı.” Diyorsun. Hayır, sen baştan çıktın.

** Benim için sen bir denklemsin çözemediğim, senin için ise ben tembel bir öğrenci öğretemediğin.

** Ben sendeyim, sen de bende; o ise hem sende hem de bende.

** Gürültü koparan aşkların, gerçek aşk olup olmadığından şüphe duymak gerekir.

** Aşk aynı zamanda bir beyin işi olmasaydı, en büyük âşıklar en küçük beyinliler arasından da çıkardı.

** Aşkı hiç kimseye sorma. Çünkü sana anlatamazlar. Git yaşa!

** Zenginin zinası bile aşk sayılırken, fakirin aşkı bile suçtur.

** Ayrılık, aşk ateşinin körüğüdür. Peki, vuslat nedir?

** Evet biliyorum, sen hep benim aklımdasın. Fakat benim aklım hiçbir zaman başımda değil ki.

** Aşk acısını anlatıyor, ama hiç âşık olmamış.

** Çok iyi aşk hikâyeleri anlatan ya da yazan; çok büyük aşklar yaşamış değildir.

** Aşkının mezarını kazan, aşkının reklamını yapandan daima üstündür.

** Aşkta kusur olmaz; varsa onun adı kusur değil ihanettir.

** Ayrılık vakti gelip çattığında, ya susulur ya da gürültü patırtı kopartılır. Hangisi daha güzel? Daha doğrusu ayrılığa yakışan hangisi?

** Hayatta şikâyetçi olmayacağımız bir hırsız var: Kalbimizi çalan.

** Sana senin gözünle bakıyorum; daha ne yapayım?

**Yolun uzunluğu ve zorluğu aşk yolcusunu ilgilendirmez.

**Başkalarının aşkı ay tutulması ise, kişinin kendi aşkı güneş tutulmasıdır.

**Aşk, “Bir varmış bir yokmuş”la değil “Onu seviyorum”la başlayan tatlı bir masalmış.

**Ses geldi göklerden, ışık geldi sonsuz uzaklardan; karşılığında sevgim, aşkım alındı; kefaret çok ağır ödendi, ama doğrusu değdi...

**Şarap testisini getirme bana ey güzel; gönlüm o aşk şarabından zaten mest! Vereceksen bana şarap değil, kalbinin köşesinden bir yer ver!

**Kalbinin canlılığını sanki ellerime almış gibiyim. Senin kokunu duyuyorum, ciğerlerim sevinçli; vücudunu okşuyorum, ellerim heyecanlı; tenin tenime değiyor, vücudum duyarlı. Ruhlarımız, vücutlarımız tek oluyor bütünlük etrafında. Bu mu aşk, bu mu sevgi, bu mu mutluluk, bu mu orgazm? Hayır, bunlardan öte bir şey var titreyen sinirlerimin içinde... Çünkü güzele, düzenliliğe giden bir yoldayız birlik içinde...

**Bazı aşklarda noktayı koyduktan sonra bomboş bir sayfa kalır. Bazı aşklarda noktayı koyduktan sonra satırbaşı yapıp yazmaya devam edilir. Bazı aşklarda ise noktayı koyduktan sonra yazmak istersin ama sayfa bitmiş olur!

**Aşk çokça konuşulur, ama nedense çok az yaşanır!

**Başının üzerine sevda bulutu geldiyse, az sonra da aşk yağmuru yağacaktır.

**Dikkat ettim de aşkla en çok uğraşanlar; aşkı hiç tatmamışlar, yaşamamışlar.

**Aşkı deniz olarak kabul edip de, balık olmayı istemeyecek âşık var mıdır?

**Davet et insanları iyiliğe, güzelliğe, mutluluğa, aşka. Bakalım kaç kişi bu davetine uyup da gelecek?

**Fazla alçakgönüllü olursan, bazıları seni alçaltmaya çalışabilirler.

**Onlarca apartman yapmışsın, ama ne yazık ki bir gönül yapamamışsın.

**Gözünle baktın göremedin mi? Bir de gönül gözünle dene; mutlaka göreceksin, tabii bakmayı bilirsen!

*Gönül defterini doldurmaya bazen tek bir kişi yeterken, bazen de onlarca kişi olduğu halde hâlâ bomboş görünür.

**Sabrın çoğu gönülde, birazı dilde, birazı da eldedir.

 

 

 

 

 

 

Başarı

** Başarı mutlaka gelir, yolunu bilirsen.

** Erken gelen başarı baş döndürür ve kişinin bir yere toslamasına neden olabilir.

** İstediğin kadar oku, okudukların kafanda kalmıyorsa sana ne faydası var?

** Dünyayı değiştirme düşüncesiyle yola çıkıp da değiştiremeyeceklerini anlayanlar; son çare olarak dünyayı yok etmeye karar vermişlerdir.

** İstemek, görmek, bilmek, harekete geçmek, yapmak aynı şey değildir; ama bunların hepsi başarıda bir arada bulunur.

** Hedefine ulaşmak için atladın ama yetişemedin mi? Bir de birkaç adım geri giderek denesen!

** Beni geçenler elbette ki var, ama benim geçtiklerim de var.

** Alın teri kutsaldır, o nedenle de en lezzetli ve helal ekmek, alın teri ile elde edilendir.

** Bir çalışmayı yarım bırakmaktansa, hiç başlamamak daha iyidir.

** Düğümü, atana çözdürmeli.

** Bulduğunla yetindiğin an, aramaktan vazgeçtin demektir.

** Dipsiz kuyu yoktur; dibine ulaşamadığımız kuyular vardır.

** Önümüze çıkan her fırsatı değerlendirmek gerekmez. Her fırsatı değerlendirmeye çalışana “fırsatçı” denir.

** Yangını önce fark eden, önce söndürecek demek değildir.

** Hezimet son değildir; pes etmektir son olan.

** Teşhis yanlışsa, tedaviye ne gerek var?

** Bazı işlerde işin sonuna gelindiğinde kişi yanlış yaptığını fark edebilir. Ama nedense gene de aynı şekilde devam eder.

**Aşılamaz duvarlar yoktur. Duvarları aşamayanlar vardır.

** Kartal artık zirveden vazgeçtiyse, onun kartallığı da bitmiş demektir.

** Çoğunlukla kapıları açmak, kapatmaktan daha zordur.

** Avuttuğun, hayaller peşinde sürüklediğin, uyuttuğun insanların bir gün gerçekleri görebileceklerini unutma.

** Boşuna çölde kuyu buldum diye sevinme. Yanında ipin ve kovan yoksa çöldeki kuyunun sana faydası ne?

** İnsanlar seni anlamıyor diye sen, anlatmaktan mı vaz geçeceksin? Cevabın evetse, doğrusu ben de seni anlayamıyorum!

** Kaybedeceklerini hesaplamadan bir tartışmaya asla girme. Çünkü kazancın daima umduğundan çok az olacaktır.

** Kaybettiğimiz bir yolu ararken, kim bilir kaç tane yeni yol buluruz ama farkında bile olmayız.

** Maddî yönden iflas edip de tekrar toparlanan vardır da, ruhen iflaslarda bu mümkün değildir.

** Bugününü yarınla değiştirmeye razı olacak o kadar çok insan var ki… Oysa bu değiş tokuş, kaybetme ihtimali çok yüksek bir kumar olabilir.

** Kafanı talihe fazla takarsan, emin ol ki talih sana gülmez.

** Kaçırdığını sandığın fırsatlar, biraz ileride seni bekliyor.

** Her kazandığında sevinme. Çünkü kazanılanı kaybetme ihtimali de var.

** Zirveye çıkmak istiyor. Ama zirveye giden yolu bilmiyor!

** Tahtını kendin kurduysan tahtadan da olsa, kralların altından tahtına değişme.

** Bazen duvarda gedik açmaya çalışmak, duvarı yıkmaktan daha zordur.

** Ölçeceğin zaman kendi cetvelini al; başkalarının cetveline güvenme. Ne olur, ne olmaz!

** Yakalanan her fırsat, başka fırsatların da habercisidir.

** Yol, seni arayıp bulmaz; sen yolu arayıp bulacaksın.

** Kocaman ırmakların, muhtaç oldukları küçücük derecikleri vardır.

** Avladığını beğenmeyen avcı var mı?

** Usta kaptan denize kafa tutmanın değil, denizin dilinden anlamanın onu hedefine götüreceğini bilir.

** Yenilmek değil, yenemeyeceğini kabullenmek sondur.

** Aradığını bulduysan bile aramaktan vazgeçme. Daha iyisini, belki de daha mükemmelini de bulabilirsin.

** Kendini nehrin akıntısına bırakırsan, hedeflediğin yere varamayabilirsin ama mutlaka bir yere, mesela bir başka nehre veya denize kavuşabilirsin.

** Yolun eğri de olsa mutlaka bir yere varır.

** Yenilmen değil, yenilgini nasıl açıkladığın önemli.

** Ölçüsüz davrandıysan, ölçüsüz bedel ödeyeceğin için yakınamazsın.

** Hayallerimizin önündeki tek engel, başarısızlık korkusudur.

** Nedense başarısızlıklarımızı, hep talihsizliğe yükleriz.

** Tartışmaların çoğunda, galip gelen taraf belli değildir.

** Merak, başarıya çıkaran merdivenin ilk basamağıdır.

** Büyük bir iş başaramadım diye üzülme; küçük bir iş başarmayı dene. Sonuçta o da bir başarıdır.

** Her başarısızlık, bize bir başarının yolunu da gösterir.

** Başardın diye başka bir ödül bekleme; başarının kendi zaten bir ödüldür.

** Sabır ve umut birleşirse, başarı da tercihini onlardan yana yapar.

** Başardıysan sessizliğini muhafaza et. Çünkü başarını uluorta ilan edersen kıskananlar olabileceği gibi, övündüğünü düşünüp kınayanlar da olabilir; hatta düşman bile kazanabilirsin.

** Kendini düzeltmeden başkalarını düzeltmeye kalkmak, başarısızlıkla sonuçlanacağı daha başından belli olan bir girişimdir.

** Her başarı, bir başka başarının müjdecisidir.

** Başla ki, bitirebilesin.

** Her ok bir hedefe yöneliktir, ama bu her ok hedefi vuracak demek değildir.

** Başkalarının başarısını, gerçekten alkışlayan kaç kişi var?

** Her şeyde ölçülü davranmalı. Çünkü ölçünün kaçırılmasını zarar takip edecektir.

** İmkânsızı, istemek imkânı da vardır.

** Başarılı ve başarısız kişi arasındaki fark, her düş kırıklığından sonra yeni bir hedef belirleyip belirlememededir.

** Akıntıya karşı yüzmeyi becersen de başarılı sayılmazsın. Çünkü bunu yapabilmek için kaybettiklerin kazandıklarından daha çok olacaktır.

** Denersen yanlış yapabileceğin gibi, neyi başarıp neyi başaramayacağını da görürsün, ama denemezsen yanlış da yapmazsın, neyi başarıp neyi başaramayacağını da öğrenemezsin.

** Tesadüf, başarısızlıklara uydurulan bir kılıftır.

** Zor bir işte başarıya en yakın olduğumuz an, o işi bırakmayı düşündüğümüz andır.

** Başarısız kişi de başarmaya adaydır.

** Kendini sınayan sensen, torpilin de garanti demektir.

** Problem çözümsüzse, sorun çözüm yolunu bilmemekten kaynaklanır.

** Boşuna bekleme fırsat sana gelmez; sen ona gideceksin.

** Zor olan değişimin kendisi değildir; değişimi anlayabilmek, ona uyabilmek ve değişebilmektir.

**Ağacın imtihanı rüzgârladır. Bazıları bu imtihanda başarılı olur hayata devam eder, bazıları da başarısız olur hayata veda eder.

**Dostunuzun başarısını kıskandığınız için kendinizden utanmayınız. Aşırı olmamak şartıyla bu normaldir. Çünkü kıskançlık insanoğlunun doğasında vardır.

**Anlaşılmaz olmak isteyen bazı yazarlar bunu başarmak için çok uğraşıyorlar. Çoğu amacına ulaşıyor. Çünkü artık anlaşılamadıkları için okur bulamıyorlar.

**Zaaflarınızı, başarısızlıklarınızı uluorta dillendirip de bazı insanları sevindirmeyin.

**Övgü isteme, bekleme; gerçekten başarılıysan o kendiliğinden gelir.

**Bir konuda başarısız olduysanız bu her şeyin sonu demek değildir. Sizin de başarılı olabileceğiniz başka alanlar mutlaka vardır. O nedenle denemelerinizi sürdürün. Deneyen başarısız sayılamaz; denemeyi bırakan başarısızdır.

**Şansızlığa borcumuz çok, çünkü şansızlık olmasaydı başarısızlıklarımızı başka türlü nasıl açıklardık?

**Halkın nazarında başarılı lider, halkına en tatlı hayalleri kurdurmayı becerebilen liderdir.

**Başkalarının hoşuna gitmek ve onları memnun etmek için çabalayan insan belki bunu başarır, ama kendi olmaktan da çıkar ve başka bir insan olur.

**Bir başarı; bir başka başarı için hazırlık değilse başarı sayılamaz.

**Başarı için ilk adım çok önemlidir. Çünkü sonradan atılacak adımlar onu takip edecektir.

**Başaracağına inanırsan başarırsın, yenileceğine inanırsan yenilirsin; ama kendine inanırsan yenilgiyi bile başarıya dönüştürebilirsin.

**Pes etmek üzereyken vazgeçip de başarıya, galibiyete, zafere ulaşanları kendine örnek al.

**Başarısız mı oldun? Üzülme. Çünkü başarı bunun birazcık ötesinde.

**Başarı senden kaçmaz; sensin başarıdan kaçan ve belki de korkan…

**Sevinmek isteyen için her başarı büyüktür.

**Her işte hep başarılı mısın? Öyleyse, dur ve düşün. Mutlaka bir yerlerde normal gitmeyen bir şeyler vardır.

**Başarmak için yaz bir kenara: İmkânsızlık imkânsızdır.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilgi, Bilge ve Kitap

** Her şeyi bilemezsin. Zaten bilmen de gerekmez. İşe yaramaz bilgilerle belleğini doldurmak çok şey bilmek değildir.

** Bilginin ayakları yok ki sana gelsin. Sen bilgiye gitmelisin. Gittiğinde görürsün ki, ayakları olmayan bilginin seni uçuracak kanatları vardır.

** Her iş, iyi yapılmayı hak edecek kadar değerlidir.

** Kapının arkasında ne olduğunu merak ediyorsan, kapıyı aç ve bak. Yoksa merak etmekten başka bir şey yapmamış olursun.

** Bilgeliğin en başta gelen ilkelerinden biri, ölçülü olmaktır.

** Yüksek düşüncelerin barınağı, mütevazi insanların kafalarıdır.

** Acılara, haksızlıklara ve kötülüklere karşı dayanma gücün yoksa, bunlarla mücadele etmiyorsan, bilgelik onuruna da zor ulaşırsın.

** Bilgi bir hazinedir, insanlık da bu hazinenin sahibi.

** Eğitimcilerin görevi kafaları doldurmak değil, kafaları doğru ve yararlı bir şekilde kullanmanın yollarını öğretmektir.

** Okulda öğretilenlerin yüzde sekseni gereksizdir, yüzde onu yalandır, yüzde dokuzu da hayaldir. Sahi, geriye ne kaldı?

** Kendini bilmezin de bir bildiği vardır: Terbiyesizlik.

** Bilmezsen, bildiremezsin.

** Gerçek bir yıldız olsaydı, gökyüzünde en çok o parlardı.

** Sanılanın aksine, en çok çalışan insanlar dâhilerdir. Alın teri dökmeden eser ortaya çıkarılamaz.

** Bilmiyor bildiğini sanıyor, bilmiyor bilmediğinin farkında, bilmiyor bilmediğinden haberi yok. Siz hangisisiniz?

** Işığın varsa başkalarını aydınlatma konusunda cimri davranma. Işıklarından faydalandıkların da cimrilik yapsalardı, sen de karanlıkta kalmaz mıydın?

** En değerli miras, fikir mirasıdır. Atalarından kalan mal-mülkle değil; ama bu mirasla istediğin kadar övünebilirsin.

** Tabularla örülen duvar, bilim ışığını geçirmez.

** “Hakikati ara!” diyen çok, fakat arayan niye yok?

** Anlamsızlığın anlamını, anlamaya çalışıyorum. Yaptığım boş yani anlamsız bir iş biliyorum. Ama gene de anlama isteğimi engelleyemiyorum.

** Tecrübenin öğretemediğini, öğretebilecek okul da yoktur.

** Kötü, iyinin; yanlış, doğrunun; çirkin, güzelin; cahil, bilgenin; karamsarlık, iyimserliğin değerinin daha iyi anlaşılmasına yardım eder.

** Kalemi var ama yazmıyor; dili var ama doğru bilgiyi konuşmuyor. İşte sana bir yarı cahil…

** Bilgin cahilden daha özgürdür. Tabii özgürlük için ödediği bedel de daha fazladır. Bedeli ödenmeyen özgürlüğün değeri de anlaşılmaz.

**Bilginin gücü, tüm insanlığın ortak malı olmasından gelir.

** Bilge, daima düşünce hedefinin tam ortasına nişan alır; ama bu her zaman hedefi vurduğu anlamına gelmez.

** İnsanlık gemisi, bugünlere bilgi rüzgârı sayesinde ulaştı.

** Bilgi bir ağaçsa, tüm insanlığın ağacıdır. Meyveleri ne senin, ne benim, ne de onundur; hepimizindir.

** Her insandan bilge olmasını isteyemeyiz, ancak her insandan bilgili olmasını isteyebiliriz.

** Başkalarından öğrenilen ama hazmedilemeyen bilgi, korkuluğa giydirilmiş elbise gibidir.

** Yanlışın tersi, her zaman doğru değildir.

** Bilim güneştir, bilim adamı da bu güneşin ışığıdır.

** Bilmiyorum diyene sabırla, biliyorum diyene şüpheyle, bilmeyebilirim diyene saygıyla yaklaşınız.

** Hedefin yoksa nereye varıp varmadığın da önemli değildir.

** Başkasının ışığını sana tutmasını bekleme. Gerçekten aydınlanmak istiyorsan git o ışığın altına gir.

** Başkasına sormadan önce her soruyu mutlaka kendine sor. Sonra, bir kere daha kendine sor. Yetmez, bir kere daha…

** Bilge kör değildir, ama görür de görmüyormuş gibi yapar.

** Bir kişiye yiyecek verirsen karnını doyurur, mal-mülk verirsen rahat bir ömür sürer; ama sağladığı yarar sadece kendinedir. Eğer o kişiye bilgi verirsen hem kendine, hem ülkesine, hem de tüm insanlığa yarar sağlayabilir.

** Evren, bilgi üzerine bina edilmiş bir evdir.

** Kitap, bazen başımızı koyabileceğimiz en rahat yastıktır; bazen de iğneli bir fıçı. Birinde teslimiyet vardır, diğerinde uyarı.

** Bana bir şey vermeyen kitap, benim için yazılmamış demektir. Öyleyse benim de o kitapla işim olmaz.

** Bilgenin hakaretini, dalkavuğun onayına ve alkışına değişmem.

** Şartlanmış bir kafaya doğru sandıklarının yanlış olduğunu anlatmak, köre ışık ve renkleri anlatmak kadar zordur. Nasıl olsa sonunda anlatmaktan vaz geçeceksiniz, iyisi mi hiç başlamayın.

** Bilginin azı derttir, ama bazen çoğu da başımıza dert açabilir.

** Öğrencilerine anlattığı bilgilerin nasıl kullanılabileceğini de öğretmeyen eğitimcinin; tarlasını süren ama ekmeyen çiftçiden farkı yoktur.

** Okuyucuya kazanım sağlamayan kitap, kitap değildir.

** Kitap yerine göre arkadaştır, dosttur, kılavuzdur, ilâçtır, gıdadır, gözdür, kulaktır, dildir, ibadethanedir…

** Kitap mı hayat mı? Kitapsız hayat olmaz; hiçbir hayat da kitaba sığmaz.

** Hayattan öğrenemediysen, boşuna uğraşma; kitaptan hiçbir şey öğrenemezsin.

** Kitap, hep karşılık beklemeden verir. Buna rağmen beleşçilerin kitap okumamalarını anlayabilmiş değilim.

**Yılgınla, korkakla, umutsuzla, tembelle, aptalla, bilgisizle ve hele sevgisizle yola çıkma.

**Meyvesiz ağacı sallarsan dökülecek olan meyve değil, sadece yapraktır. Bilgisiz insan da böyledir.

**Namerdin dostluğuna, cahilin bilgisine, saygısızın edebine, açgözlünün kanaatkârlığına, ukalanın sözüne, soysuzun asaletine, sarhoşun vaadine, hırsızın bekçiliğine güvenme.

**Suskunluk nedeni bilgisizlik, boş vermişlik, isteksizlik, kızgınlık, sabır, saygı, sevgi, bilgelik, erdemlilik, korku olabilir. O nedenle her suskun insana aynı gözle bakmayınız.

**Kalem sadece yazan bir araç değildir; uyarıcıdır, bilgi vericidir, sevindiricidir, üzücüdür, güldürücüdür, yaralayıcıdır, öldürücüdür ve başa dert açıcıdır.

**Bilgi kibir değil tevazu getirir; kendini beğenen, başkalarından üstün gören biri bilgili değil, cahildir.

**Bilginin gücünü anlayabilmek için illaki bir felaketle karşılaşmak gerekmez.

**Bilenler bildiklerini söylemeselerdi, insanlık bugünkü bilgi düzeyine ulaşamazdı. O nedenle bizden önceki bilenlere teşekkür borcumuz vardır.

**Bilgiyi kötülere vermeyin, dünya cennet olsun.

**Tembel, bilgi öğrenmeyi yük olarak görür.

**Tökezleyene usulen bir “vah vah!” derler, düşene kasıklarını tutarak gülerler, sürünene ise tekme atarlar. Bir de bilgi çağını yaşamakla övünürler!

**Bilgisizlerin konuştuğu, bilgililerin ise sustuğu toplumlarda bilimden, sanattan, özgürlükten ve demokrasiden söz edilemez.

**Bilgini saklama, kıskanma; paylaş ki çoğalsın. Paylaşılan her bilgi, düşünce dünyasının karanlığında parlayan bir yıldızdır.

**Bilgisizlere hatır için bile olsa danışmayınız.

**Bilgini yükselt gönlünü alçalt.

**Düşündüklerin ve yaptıkların bir gün mutlaka sana geri dönecektir. O nedenle değerli olmak istiyorsan değer vereceksin, iyilik bulmak istiyorsan iyilik yapacaksın, bilgiye ulaşmak istiyorsan bilgini paylaşacaksın.

**Bilge ölmez; taşlarda, kitaplarda ya da dillerde yaşamına devam eder gider.

**Bilgelik, edepsizden bile edep öğrenmeyi bilmektir.

**Bilgelik, çaba isteyen ve hiç bitmeyen bir arayıştır.

**Bilge kişi “Ben her şeyim, her şey de ben olduğuna göre öyleyse ben bir dinazorum.” Deyince etrafındakiler kahkahalarla güldüler. Bilge, anlamadıklarına üzüldü. Ama “Hiç olmazsa gülmeyi biliyorlar.” Diyerek teselli buldu.

**Uyumak için kitap okuyanlar! Bir kere de tersini yapsanız, yani uyanmak için kitap okusanız!

**Kitap okumuyor, konuşulanları dinlemiyor; ama gene de her şeyi biliyor! Bu mümkün mü?

**Bir ülkede dedikodu programı belgeselden daha çok reyting alıyorsa, “Kız Tavlama Sanatı”nı anlatan bir kitap Einstein’ın eserlerinden daha fazla satıyorsa, falcılara umut bağlandıysa, doktorlardan değil de üfürükçülerden medet umanlar varsa en başta suçlanması gerekenler aydınlar mıdır?


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 

Cehalet

** Cahille iş yapmak, delik kovayla su taşımaya benzer.

** Cahil, bilgisizliğini küstahlıkla kapattığını zanneden bir aptaldır.

** Ahmak çeşitleri: Bilgisiz ahmak, yanlış bilgili ahmak, gerekli gereksiz konuşan ahmak, konuşulanları anlamayan ahmak, kendini dev aynasında gören ahmak, davranışlarının ahmakça olduğunu bildiği halde gene de yapmaktan vazgeçemeyen ahmak.

** Cahillerin lisanını anlayabilmek için, bir tercümana ihtiyaç vardır.

** Sen, ne söylediğini bil; anlayıp anlamamak karşındakinin sorunudur.

** Karanlık bile engel değildir, görmeyi isteyene; güneş bile yardımcı olamaz görmeyi istemeyene.

** Boş mu konuşuyor? Bırak konuşsun. Susturursan bir şeyler bildiği için susturulduğunu zannedecek.

** Aydın olmayanı aydınlatabilirsin; aydınlanmak istemeyen içinse, maalesef yapabileceğin bir şey yok.

** Adam deha sahibi, ortaya attığı bilginin bir gün çürütülebileceğini söylüyor; adam cahil, ortaya attığı görüşün yüzde yüz doğru olduğunu iddia ediyor.

** Yarı aydınlar, hem kendi ülkelerine hem de insanlığa çok büyük zararlar vermişlerdir.

** Çok bildiğini sanan, çok da yanılır.

** Bilmezsen öğrenmeyi küçümsersin; bilirsen daha çok öğrenmek istersin.

** Bilmediğini itiraf etmek bazılarına çok zor geliyor. Halbuki bilmediğini itiraf etmek, o bilgiyi öğrenmekten daha kolaydır.

** Bilgenin esprisini aptalın anlaması için bazen saatlerin, hatta günlerin geçmesi gerekebilir.

** Aptallar ne yapar ederler ve ilgi çekerler. O nedenle ilgi çekmeyi siz de başarabilirsiniz, bir aptal bile başardığına göre…

** Çağımızda zayıf, güçsüz ve çaresiz insanlar; robotlaşan insanlar tarafından esir alınmışlardır.

** “Hafıza-i beşer nisyan ile malul”müş. Buna isyanı da ekleyebilir miyiz?

** Hoşgörülü olursan, kendi aptallığını bile hoş gösterebilirsin.

** Karşındakine onun aptal olduğunu kanıtlamaya çalışmak, boşuna gayrettir. Çünkü aptal bile aptallığı kabul etmek istemez.

** Her sorulana cevap yetiştirmeye çalışmak, büyük bir aptallıktır.

** Başkalarının kusurlarına bakarak, kendi kusurlarını daha iyi görebilirsin.

** İnsanları cahillikle suçlayıp kınayacağına, cehaletlerini ortadan kaldırmak için bir şeyler yap.

** Suskunluğu cehalet sanan cahiller için, boş konuşmak bile bir marifettir.

** Cahilliğinin farkına varan, aydınlanmaya hazır demektir.

** Cahil seçme hakkını, efendisini seçmek için kullanır.

**” Beni dahi bile yapsa, başkalarının fikirleriyle başka biri oluyorsam; kendi fikirlerimle cahil bir ben olarak kalmayı tercih ederim.” Diyen birinin görüşlerine katılır mısınız?

** Tarihin cahillere, aptallara verebileceği hiçbir şey yoktur. Bu nedenle onlara tarih değil, masal anlatın.

** Cahil susarsa, sebebini mutlaka araştır. Çünkü bu olaydan çıkarılabilecek çok önemli dersler olabilir.

** Suskunluğunu cehalet, bölüşmeni acizlik, saygını pısırıklık, cömertliğini savurganlık, adilliğini aptallık, merhametini yufka yüreklilik olarak görenler olsa da sen gerektiğinde sessizliğini koru, senin olanı paylaş; saygılı, cömert, adil ve merhametli ol.

** Gerçek körler ve görmek istemeyen körler vardır. İkincilerin durumu birincilerden daha vahimdir.

** Her hoş konuşan doğru konuşmaz, bazen de boş konuşur.

** Başkalarının aptallıklarına güleriz de, kendi aptalca davranışlarımız karşısında ciddiyetimizi hiç bozmayız.

** Her büyük söz söyleyeni, büyük adam mı sayacağız?

**Cahil mi yarı aydın mı? Benim tercihim cahil.

**Cahil, bilgisiz, görgüsüz insanların çoğunlukta olduğu toplumlarda sürü psikolojisi hakimdir. O nedenle de yöneticiler halka “çoban” gibi davranırlar.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

Değerler

** Her ahlâksızlıktan yakınanı, ahlâklı zannetme.

** Gördüğün kusurları söyle; ama çaresiyle birlikte.

** Kusurların itirafı değil, düzeltilmesi için harcanan çaba önemlidir.

** Kendini kurnaz göstermeye çalışan birinin arkasından gülen o kadar çok insan var ki… Çünkü düştüğü durum gerçekten de çok komik!

** Menfaatçinin giremeyeceği kılık ve konuşamayacağı dil yoktur. Herkesi tanır, herkesi sever(!) ve herkese yardım eder(!) gibi görünür.

** Güzel davranış övgüyü hak eder; ama abartmaya da gerek yoktur.

** Yüz kere nasihat edeceğine, bir kere örnek ol.

** Okura karşı saygı duymayan yazar, okurdan da saygı beklemesin.

** Yoksulluk, ne yazık ki çoğunlukla erdemlerin katili olarak karşımıza çıkar.

** Hırs seni; dürüstlükten, tok gözlülükten, sağlığından, ideallerinden, ait olduğun topluluktan, ahlâktan, kısacası seni SENDEN uzaklaştırır.

** Katile can, hırsıza mal, ahlâksıza namus emanet edilmez.

** Başının üstünde taşıdığını kolayca ayağının altına alabilirsin de, ayağının altındakini kolay kolay başının üzerine çıkaramazsın.

** Kudurmuş it, gül bahçesinden ne anlar?

** Tövbe edebilirsin, tövbeni bozabilirsin; sonra gene tövbe edebilirsin. Umarım bir ömrün tamamını tövbe etmekle geçirecek kadar tövbekâr değilsindir.

** Birlikte yola çıktıklarını satarsan, bir gün seni de satan olur; ama alan olur mu orasını bilemem!

** İçimizdekiler olduğu gibi dışımıza yansısaydı, insanların yüzlerine nasıl bakardık?

** Alçak gönüllülük insanı alçaltmaz aksine yüceltir; kendini beğenmişlik de değerini artırmaz, azaltır.

** Mihnet zararsız gibi görünür, ama köleliğe giden yol üzerindedir.

** Erdemli insanların meclisinde erdemsiz kişi anormal olarak görülür, ancak ahlaksızların bulunduğu bir mecliste de ahlâklı olmak aynı şeydir.

** Ahlâktan uzaklaşan bilim adamından ve bilimden uzaklaşan din adamından çekinirim.

** Sarhoş olmak için, içkiden önce niyet gerekir.

** Karşımdakinin kalitesini verdiği cevapla değil, sorduğu soruyla ölçerim.

** Ahlâk budalalarının en son varacağı yer ahlâksızlıktır!

** Güzeli ve güzelliği anlatmaya, tanımlamaya çalışan; güzel ve güzellikten habersiz demektir.

** Bedeni için ruhundan vazgeçen ne ise, ruhu için bedeninden vazgeçen de odur.

** Alçakgönüllü kişi, alçakgönüllü olmakla övünmez, kibirli kişi de kibirli olduğu için yerinmez.

** Kendini geçmişinle övünmeye kaptırırsan, geleceğini kaybedersin.

** Nankör, başkalarının sırtından geçinmeye alışmış bir çeşit asalaktır.

** İnsanları her zaman ve her yerde Allah ile aldatmak mümkündür. O nedenle geçmişten günümüze gelinceye kadar her devirde ve her yerde din bezirgânları ortaya çıkmıştır.

** Kendi gerçek değerini ortaya koy. Ne isen o olduğunu göster; ne az ne de çok. Tevazunun aşırısı da, övünmenin aşırısı da aptalca bir davranıştan başka bir şey değildir.

** Erdemi göklere çıkaran kendini beğenmiş insanlar! Ya onu insanların seviyesine yakın bir yere indirin ya da erdemli insanların sayısının artmasını istemediğinizi itiraf edin.

** Kötülük karşısında erdemli kişi bitaraf değil, iyiden taraf olmalıdır. Kötülerle mücadele etmek için de kendisine kötülük yapılmasını beklememelidir.

** Başkalarının hürriyetlerini ellerinden alanlar, hürriyetleri ellerinden alınmayı hak etmişlerdir.

** Zaafların küçülttüğü, hatta öldürdüğü çok insan gördüm; ama büyüttüğü insana şimdiye kadar rastlayamadım.

** Kendini kaybetme, yoksa sonra çok ararsın ama bulamazsın.

** Dürüstlük öyle bir gömlektir ki her bedene uymaz.

** Atalarımız bizim şimdiki halimizi görselerdi dizlerini mi döverlerdi, saçlarını başlarını mı yolarlardı, yoksa duydukları gururdan göğüsleri mi kabarırdı? Bir gün torunlarınızın da aynı soruyu soracağını aklınızdan çıkarmayın.

** Edepsize bile edeple muamele et ki, edebin ne olduğunu anlasın.

** Riyakâr, güzel ama hızlı konuşur. Çünkü foyası meydana çıkacak diye heyecanlanır.

** Nedense tutmadığımız öğütleri, tutsun diye başkalarına vermeye bayılırız!

** Görgüsüz bilmediğinden değil, kurallara uymak zor geldiğinden öyle davranır.

** Yaptığın ilk yanlışı fark edip de düzeltmezsen, yeni yanlışlara hazır ol.

** Kolay düşene, çelme atan çok olur.

** Gördüğün her açık kapıdan içeri girme, her kapalı kapıdan da içeri girilmez zannetme.

** Gökteki yıldızları tutmak istersin de, yanındaki garibanın elini tutmaktan niye kaçarsın?

** Hiç düşündün mü? Şu anda senin olanlar daha önce kimindi, kaç kişinindi ve senden sonra kimlerin olacak?

** Bağışlayan karşılık beklemez, ancak her bağışlamanın kazanımları vardır.

** Sildiğini daha sonra yeniden yazabilirsin; üzerini çizdiğin için ise yapabilecek başka bir şey kalmamıştır.

** Rüzgâr yerine göre bazen nimettir, bazen de felakettir.

** Herkesin gönlünü hoş edemezsiniz; bazılarınınkini belki… Öyleyse kendi gönlünüzü hoş etmeye ne dersiniz?

** Her şeyde olduğu gibi, cömertlikte de ölçülü davranmalısın. Yoksa cömertlik yapacağım derken tüm sahip olduklarını kaybedebilirsin.

** Namerdin merdi olmaz, fakat nedense mertlikten söz edeni çoktur.

** Düşene gülenlerin sayısı, yardım etmeye çalışanlardan daha fazladır.

** Metanet hazine sandığıdır, sabır da o sandığın içindekilerdir.

** Başkalarını kullanma, ama kendini de kullandırtma.

** Nefret, güzel duyguların katilidir. Üstelik nefret edilene değil, nefret edene zarar verir.

** Nezaket sınırlarını zorlayan konuşma ve ilişkiler, bulunulan ortamı çirkinleştirir.

** Anne-baba eksikliği doldurulamayacak bir boşluk yaratır.

** Hırsızın hırsızlardan şikâyet etmesi ne kadar tuhaf, değil mi?

** Düşman aramak için çok uzaklara gitme; kendine bak!

** Faziletin ne olduğunu bilmek, faziletli olmak değildir. Davranış olarak kendini göstermeyen faziletin değeri de olamaz.

** Doğuştan asil olunmaz; asalet çalışarak elde edilir.

** Şefkat doğurgandır, birçok duygu ondan çıkar. O nedenle de analarda çokça görülür.

** Nankörün ihanetine üzülecek kadar aptal değilim. Çünkü olay çok basit: Nankör nankörlüğünü göstermiştir.

** Gurur, benliği koruyan bir zırh görevi yapar.

** “Kaç dil biliyorsun?” Diye sordular. Dedim ki tek bir tane: Tatlı dil.

** Hep “Sabır, sabır!” diyorlar. Sabırla bekliyorum, sabrın faydasını.

** Yanlış, seni yakalayıncaya ve buluncaya kadar sen ondan kaç ve saklan.

** Kalbi mühürlü olanın ağzından; ağzı mühürlü olanın da kalbinden çıkanlara çok dikkat etmeli.

** Ahenksizliği fark ettiğiniz yer neresi olursa olsun, hiç zaman kaybetmeden bir an önce oradan uzaklaşın.

** Melek olmak için değil, hayvandan biraz daha üstün olmak için gayret etmelisin.

** Kişinin yanlışlarıyla alay etmek yanlışlarını düzeltmesini sağlamaz, ama başka yanlışlar yapmasına yol açar.

** Kirleten, kirlenenden daima aşağıdadır.

** Karşımıza çıkan sahte yüzlerin bazıları, bizim için ayna görevi yaparlar!

** Geride bırakacaksın diye üzüldüğün mal-mülk ise; kralların, padişahların nice hazineler bıraktıklarını bir düşün. Bıraktıkların için değil, bırakamadıkların için üzülüyorsan, bu konuda da tek başına değilsin.

** Nezaket asaletten gelir; rezalet ise sefillikten.

** Kafesin kapağını ve pencereyi açık bırakıp da kuşu odanın içinde arayanlara ne demeli?

**Bir edep yoksunu, kendisinin erdemli bir insan olduğunu söylüyor ve bununla övünüyor. Bu mümkün mü?

**Tartışmayı bilmeyen konuşmayı da bilmez, konuşmayı bilmeyen edep bilmez, edep bilmeyen saygı bilmez, saygı bilmeyenle de tartışma yapılmaz.

**Sen değerlisin, ben değerliyim ve herkes de öyle…

**Değersizleştirdiklerimiz, acaba gerçekten değersiz miydi?

**Önce dünyayı kirletiyor sonra temizlemeye çalışıyorsun, önce savaşıyor sonra barış için uğraşıyorsun, önce değerleri yok ediyor sonra bulmak için arıyorsun. İnan ki sen bir âlemsin ey insanoğlu! Çünkü belki farkında değilsin ama ömrün tüketmek-üretmek, yıkmak-yapmakla geçip gidiyor işte.

**Zihinde üretilen, benimsenen ama eyleme yansımayan ahlâki değerlerin hiçbir önemi yoktur.

**Değerini para cinsinden değil, insanlığın bakımından hesaplattır.

**Değerli olmak istiyorsan, değer vermelisin.

**Başkalarınkini bilmek yetmez, kendi değerini de bil.

**Her hayat biriciktir; çünkü her canlı biricik diğer deyişle tektir. Aynı canlıdan bir tane daha yeryüzüne gelmedi ve gelmeyecektir. O nedenle her canlı değerlidir ve kutsaldır.

**Karşısındakini anlamıyor, anlıyormuş gibi yapıyor. Diğeri de onun anlamadığını fark ettiği halde fark etmemiş gibi yapıyor. Bunun adı: Aptalca bir nezaket oyunu.


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 

Dost-Arkadaş

** Lüzumsuz dost kalbe, lüzumsuz bilgi kafaya yüktür.

** Ayının dostluğu, armut ağacına varıncaya kadardır.

** Dostunu mu öldürürsün, dostluğunu mu?

** Boş zamanlarında arkadaş, dost ararsan kolayca bulursun. Ama ne yazık ki bulduklarının hepsi boştur.

** Arkadaşımızdan, dostumuzdan, eşimizden, çocuğumuzdan, hatta köpeğimizden sadakat bekliyoruz. Ya biz kendimiz aynı sadakati onlara karşı gösteriyor muyuz?

** Dostunu uyar, ama sessizce. Öyle ki kimseler duymasın.

** Saygı bittiyse, dostluktan bahsetmenin bir anlamı yoktur.

** Önce yalnızca kendi nefsini düşünenleri, tarafgirleri, çıkarcıları, alçakgönüllü olmayanları, kıskançları, düşman bakışlıları, haram yiyenleri, iyi gün dostlarını, akılsızları, ahmakları, yalancıları, iftiracıları, gevezeleri, yağcıları, hainleri, üçkâğıtçıları, başkalarını yerenleri, kimseden hoşnut olmayanları, hak etmeyeni övenleri, soysuzları, vicdansızları, ikiyüzlüleri, şerefsizleri çevrenden uzaklaştır. Sonra, say bakalım etrafında kaç kişi kaldı?

** Beni sırrının hamalı yapana, ben dost demem.

** Zorda kalıp da çağırdığında yanına gelenler de senden kaçanlar da olacaktır. Bunların içerisinde, ilk önce geleni de kaçanı da sakın unutma!

** Seçtiğin dost bencilse, sana zarar vermesi kaçınılmazdır.

** Gülmek bazen bir sevgi ve dostluk gösterisidir, bazen de bir protesto şeklidir.

** Dostunu seçerken aklını, işini seçerken yeteneklerini, eşini seçerken ise hem aklını hem de duygularını kullan.

** Boş insanla arkadaş, dost olma; seni de boşaltır.

** Kendimize benzeyenler en iyi dostumuzdur, kendimize benzeyenleri çok severiz, kendimize benzeyenlerle bir arada olmak isteriz; yani kısacası biz kendimizi çok severiz.

** Dostumu da düşmanımı da ben arayıp bulmam. Çünkü bilirim ki onlar zaten beni bulacaklardır.

** Düştüğünde kaldırmadı diye dostunu silme, çünkü hepsi öyledir.

** O kadar çok unutuldum ki, artık unutulmanın kötü tarafını da unuttum.

** Arkadaşlık ilişkinin uzun sürmesini istiyorsan o kişiden borç alma, o kişiye borç verme.

** Düşmanım beni yenebilir, gücüme gitmez. Dostum yenmeye çalışabilir, gücüm yetmez.

** Bizi hiç yalnız bırakmayan, iyi günümüzde de kötü günümüzde de hep yanımızda olan, en iyi dostumuz gölgemizdir. Gölgemiz bizden bir parçadır, belki de benzerimiz yani ikizimizdir.

** Sen kendine bile dost değilsin; benim dostum nasıl olacaksın?

** Çabuk edinilen dost, çabuk kaybedilir.

** Beni yanlış yola sevk edene ben yoldaş demem.

** Senin yanında yürüyenler, bir gün vazgeçebilirler. Sen de onlara bakarak vaz mı geçeceksin doğru bildiğin yoldan? Yolu seninle birlikte bitirmedikleri için onlara kızma, gücenme; gülümseyerek el salla arkalarından.

** Ucuz adamların, kendilerini çok ucuza satabilecek ucuz arkadaşları, ucuz dostları vardır.

**Gerçek bir dost bulduysan, hazine araman bile artık gereksizdir.

**Köprü, geçişi sağlamak, duvar ise geçişi engellemek içindir. O nedenle dosta köprü kurulur, düşmana karşı da duvar örülür.

**Felaketlerin iyi tarafı, sahte dostları ayıklamasıdır.

**Güvendiğin kişi seni yarı yolda bıraktıysa, sevgilin sana ihanet ettiyse, dostların seni aramıyorsa, yardım ettiğin insan nankörlük yaptıysa; güvenin, sadakatin ve vefanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarsın.

**Hırsızların dostluğu, biri diğerini soyuncaya kadardır.

**Dediler ki “Dostun senin arkandan konuşursa n’olur?” Cevabı hemen verdim: Eski dostum olur.

**Sahtekârla arkadaşlık yaparsan, bu durumun cebinde taşıdığın sahte paradan farkı yoktur. Yani senin de başkasının da işine yaramaz…

 

 

 

 

 

 

Doğruluk-Cesaret

** Yanlıştan doğruya gitme imkânı vardır, ama yalandan doğruya gitmek imkânsızdır.

** Doğruların farkına varmak, doğruları görmek, doğruları bilmek, doğruları savunmak, doğrulara ulaşmak, doğruları yaşamak aynı şey demek değildir.

** Doğru mu yanlış mı oldukları tartışmalı ama yıllardır duyduğumuz bazı uyarılar: Sorma kızarlar, bakma alınırlar, görme utanırlar, duyma pişman olurlar, bilme kıskanırlar, alma ihtiyaç duyarlar, verme incinirler, gelme rahatsız olurlar, gitme özlem duyarlar, bağırma korkarlar, koşma yetişemezler, aratma bulamazlar, okutma yoldan çıkarlar, gösterme özenirler, söyleme duymak istemezler.

** Yanlış olmasaydı, doğrunun kıymeti bu kadar bilinir miydi?

** Sözün ağırlığı güzelliğinde değil, doğruluğundadır.

** Doğruluk için ödül bekleyenin, doğruluğu tartışmalıdır.

** Doğru kullanılmayan kalem, başa beladır.

** Yeminle söze başlayan, konuşmasını yeminle bitirir. Aradaki söylediklerinin de çoğu yalan, azıcığı da doğrudur.

** Doğruyu arada sırada saptırabilirsin hatta yere de düşürebilirsin. Buna rağmen doğru ne yapar eder gene de doğrulur ve ayağa kalkar.

** Doğrudan yana olduğunu söyleyenlerin çoğu, maalesef doğru söylemiyor.

** Namussuzlar, korkak namusluların gölgesinde yaşarlar; cesur namusluların denizinde ise boğulurlar.

** Tehlike denizinde gemisini yüzdürebilen kişi cesurdur.

** Gerçekten de aynaların dürüst olmasını isteyen, kaç kişi vardır?

** Asaletini sakla. Böylece sendeki asaleti görmek istemeyenin düşmanlığını engellemiş olursun. Görmek isteyen ise zaten gizliyken de görür.

** Uçurtma yere çakılınca, rüzgâra güvenilemeyeceğini anlar.

** Salak bile, salaklığına bakmadan kandırabileceği kendinden daha salak birini arıyor.

** Fikri olanın, kurşun atmaya ihtiyacı yoktur.

** Kör bıçağın varsa, bileyi taşını yanından eksik etme.

** Yelken rüzgâra kafa tutamaz, çünkü tutarsa ne olacağını çok iyi bilir…

** Alçak, kendine kul köle olacakları, alçaklar arasından seçer.

** Soysuzda yürek de yoktur, kafa da. Buna rağmen yaşayan bir canlıdır. Hayret!

** Batan gemiyi önce terk ettikleri için farelere kızanlar, gemiyi en son terk etmesi gereken bazı kaptanlar da aynı şeyi yapıyorlar. Onlara ne diyeceksiniz?

** Zorba, sadece zordan anlar. O nedenle, her işini zorla yaptırtır ve zoru görünce de kaçar.

** Aldattım zanneden, aldatıldığının farkında olmaz.

** Beni en çok aldatanı aramaya çıktım. Aradım, aradım ve sonunda kendime ulaştım.

** Çıkarı için göklere çıkaran dalkavuk, çıkarı için yerin dibine de batırır.

** Horozun efeliği, bıçak boğazına değinceye kadardır.

** İftira, atılanın değil atanın üzerine daha fazla pislik sıçratır.

** Korktuğunu en çok belli etmemeye çalışanlar, korkaklardır.

** Balcı arıdan korksaydı, bal alamazdı.

** Meydan boşken, meydan okudum.

** Yatağını bozduğun dere, bir gün mutlaka intikamını alır.

** Söylemediklerimle, söyleyemediklerim aynı şeyler değildir.

** Zayıf yanını başkalarına ister göster, ister gösterme; ama kendin mutlaka gör.

**Özünde doğruluk olmayanın sözünde doğruluk aranmaz.

**Doğruluk güneşi doğduğunda ayırım yapmaz, yalancıları da aydınlatır.

**Doğru adam; bazı yerlerde değil her yerde, bazı zamanlar değil her zaman doğrudur.

**Her insanın kalbinde bir pusula vardır. Fakat her insan buna rağmen doğruyu bulamaz. Çünkü kiminin pusulası doğru yönü, kimininki ise yanlış yönü gösterir.

**Devrim yapabilmek için bilgi ve yetenek yetmez, cesaret de gerekir.

**Korkma, cesaretini topla ve geçmişteki hatalarına bir göz at. Ne görüyorsan bunların hepsi senin tecrübe hanene yazılacaktır.

**Ezik insan şimdi güçsüzdür, cesaretsizdir; ama güçlü olduğunu zannettiğinde cesaret de bulacak ve ezmeye başlayacaktır.

**Umut cesur insanlarda bulunur. Korkaklar ise hep umutsuzdurlar.


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 

Duygular

** Haset ve kin kalbe yüktür, ruha eziyettir.

.** Tembelliğin bin bir çeşit mazereti vardır.

** İnat, sert bir kayadır. Bu kayayı parçalayacak balyozu bulmak ise oldukça zordur.

** Alışkanlıklarımız, gönüllü esaretimizdir.

** Nimet şükür gerektirir; şükür de nimeti getirir.

** Büyüklerin yanında küçüklerin komplekse kapılması, küçüklerin yanında büyüklerin havalara girmesinden midir?

** Sesini dinlemek için kafes içinde bülbül alanlar, bari kafes içine bir de gül saksısı koysaydınız!

** Sen mi duyuramadın, o mu duymak istemedi?

** Umut, düşüncelerimizdeki çiçeklerin can suyudur.

** Bir hazine sandığının içine çöp koy, bir çöp torbasını da altınla doldur ve bin kişiden bunların içinde ne olduğunu tahmin etmelerini iste. Bir tane bile doğru tahmin eden çıkmayacaktır. İşte o nedenle “Zarfa değil, mazrufa bak!” yani “Dış görünüşe değil karaktere, iç görünüşe, kişiliğe önem ver.” denmiştir.

** Yaygaracı esnafın malı, ya bozuktur ya da kazıktır.

** Sükût et ki bütün güzel sesleri duyabilesin, bütün güzel şeyleri görebilesin.

** Zehirli sözlerin panzehirini aradım durdum yıllarca. Bulabildim mi? Ne gezer? Ama gene de aramaya devam!

** Dağları yıkmayı istemekten vazgeç, git bir kulübe yap ve geri kalan ömrünü her türlü mücadeleden uzak geçir.

** Biraz sonra lezzetli bir yemek olacağı, kurtlar sofrasındaki tavşanın aklına bile gelmez.

** Tutku esarettir, ancak bazen esir olmak da ister insan…

** İhtiyaçlarınızın listesini iyi yapın. Çünkü o listedekiler, ileride muhtemelen sahip olacaklarınızdır.

** Güneş, ışığını; dere, suyunu verirken ayrım yapmaz. Güneş olmak çok mu zor? Öyleyse dere ol.

** Seni tamamlayan varsa, bu senin de onu tamamladığını göstermez.

** Tahammül edemediğini düşündüğün olay ve kişilere, bir kez daha tahammül etmeyi denesen!

** Alçak gönüllülükte de ölçülü ol; eğer aşırıya kaçarsan, bazıları sana hak ettiğinden daha az değer verebilir.

** Beni ben olarak kabul etmeyenden uzaklaşırım, beni değiştirmek isteyene kızarım.

** Seyircilerini memnun edemeyen palyaçolara tavsiyem: Budala rolü yapınız. Çünkü her budalaya gülen biri mutlaka vardır.

** Şöhret, bir anda ortalığı aydınlatıp aniden kaybolan bir ışık gibidir.

** Dalkavuk, yağ çanağını dilinin altında saklar.

** Yüreğin boşsa, elin kolun dolu olsa ne fayda?

** Alkışla gelenlerin çoğu, alkışla gitmemiştir.

** Külfet olarak gördüklerin, belki de nimettir.

** Bazen kendini kaybet ki bulduğunda sevinesin.

** Zarf o kadar güzeldi ki, bakakaldı. Hâlâ bakıyor. Zarfı açıp da içindekine bakmak, aklına bile gelmiyor.

** Gösterişi sevenler, gösterişsiz olduklarını düşünenlerdir.

** Başkalarının seni kıskanmalarına yol açacak davranışlardan kaçınırsan, düşmanlarının sayısını da artırmamış olursun.

** Tarlaya baskı tohumu ektiysen, bir gün mutlaka isyan meyvelerini toplarsın.

** İhtiras, insan trenin lokomotifidir. Trenin gitmesi için lokomotife ihtiyaç vardır, ama lokomotif çok süratliyse trenin raydan çıkıp devrilmesi de söz konusudur.

** Nerede olduğunu ve ne olduğunu bil! Yüksekte misin, alçakta mı? İnsan mısın yoksa başka bir şey misin?

** Nefsinin her an sana karşı saldırıya geçebileceğini bil ve ona göre hazırlıklı ol.

** Kıskançlık tüketir; kıskananı.

** Başkalarında kusur olan, sende niçin meziyet olsun?

** İlgilendiklerim, ilgilenmediklerimden daha azdır.

** Nefis, pazarda köle arayan bir efendi gibidir. Gözüne kestirdiğini de genellikle alır.

** Denedin ve gerçeği kendine uyduramadığını gördün değil mi? Öyleyse kendini gerçeğe uydurmaya çalışmalısın.

** Gözlerini konuşturanın, dili ile anlatmaya ihtiyacı yoktur.

** Gülmek için bahane yaratınız.

** Günah olmasaydı şeytana da gerek kalmazdı.

** İnsanoğlu canavarlıktaki üstünlüğünü hayvanlara kanıtlamaya çalışıyor. Oysa buna hiç gerek yoktu!

** Gözyaşı, ilâç olarak da silah olarak da kullanılabilir.

** Aptalca yapılan her işin, aptalca bir gerekçesi vardır.

** Büyük olmayı istemek, büyük olmak demek değildir.

** Sahip olduklarımız arttıkça, aç gözlülüğümüz azalmaz; aksine katlanarak artar.

** Düşüp kırılan bardak artık bardak değildir, tabak da tabak değildir; ama ne hikmetse bu kalp durmadan kırılmasına rağmen hâlâ kalp olma özelliğini muhafaza ediyor.

** Hırsın yokluğu pasifliktir; azı karardır, çoğu ise zarardır.

** Senin kaderden şikâyetin mi var? Ya kaderin senden?

** Önemsenmediğinden yakınanlara “Sen önemsemiş miydin?” diye sor! Çünkü önemsenmek istiyorsan, önemseyeceksin.

** Kıskançlığı ayıplayan o kadar çok kıskanç var ki…

** Sabırsız kişi bunun cezasını, ileride daha çok sabrederek ödemek zorunda kalır.

** İçimi merak ediyormuş; sanki dışımı anladı bitirdi de!

** Dili sivri olanla ve eli uzun olanla arana bir mesafe koy.

** Önyargılarımızın bizi götüreceği yer, başka bir önyargıdır.

** Yerinde ve haklı gurura bile karşı çıkanların gurursuz olduğunu söylersem, bunlar hemen benim gururumla oynamaya kalkacaklardır.

** İçimizde bir çocuk varmış. Bulamıyorum. Çocuk olduğum için mi?

**Kıskançlık ateşini söndürecek su zor bulunur.

**Bela kolay gelir, zor gider. Tabii ki belayı defetmek için mücadele etmeli, ama yetmez; sabır da gerekir.

 

 

Düşünme-Öğrenme

** Düşünmek insanı yorar, acı verir, üzer. O nedenle bazı kimseler düşünmekten kaçarlar.

** Kendilerinin anlaşılmadığını düşünenler var mı, diye soruyorum. Tüm insanlar bir ağızdan “Ben!” diye cevap veriyor. Soruyu değiştiriyorum: Anlaşıldığını düşünen var mı, diyorum. Ortalığı derin bir sessizlik kaplıyor.

** Boş şeyler mi söylemek istiyorsunuz? Düşünmeden konuşunuz…

** Bedenini ölümsüzleştiremezsin. Bu mümkün değil, boşuna uğraşma. Eğer mümkün olsaydı bu dünyada krallardan, firavunlardan geçilmezdi. Ama düşünceni ölümsüzleştirebilirsin; eğer bir eser bırakabilirsen…

** Değerli düşüncenin reklama ihtiyacı yoktur, ama reklâmın değerli düşünceye ihtiyacı vardır.

** Düşün ama düşüncelerini söylerken dikkat et; düşüncelerini söylerken dikkat et ama korkak da olma; korkak olma ama Don Kişotluk da taslama!

** Bir insan senin düşüncelerinden korkuyorsa, kendini ondan sakın.

** Vardığın noktadan, gerçekten de geri dönmek istiyor musun? İyi düşün. Aynı noktaya tekrar gelemeyebileceğin ihtimalini de göz ardı etme.

** Yazdıklarım basit mi olsun karmaşık mı diye düşünme! Anlaşılır olsun yeter.

** Gizleneni öğrenmeye çalışmam, ama derinde olanı merak ederim.

** Hep bizimle aynı fikri paylaşan insanlarla birlikte olmak istememiz, yeni şeyler öğrenmekten vazgeçmiş olduğumuzun kanıtıdır.

** Ezberletmek, öğrenciye verilebilecek en büyük cezadır ve de suçtur. O nedenle ezberletene de bir ceza vermeli, ama ne? Bence ezberleme olabilir.

** Bildiklerinizi anlatınız. Bunu yaparsanız sadece diğer insanlara değil kendinize de yarar sağlamış olursunuz. Çünkü insan, bildiklerini anlatırken de öğrenir.

** Düşünmeyi engelleyen insan adil değildir; düşünmeyi bilmeyen insan da özgür değildir.

** Hikmet sahibi insanların engin denizlerinde yüzmenin tadını çıkarın.

** Herkesin dünyası, düşüncesi kadardır. Düşünceni genişletirsen, dünyan da büyür; kendini dar düşünce kalıplarının içine sokarsan küçücük bir dünyada yaşamak zorunda kalırsın.

** Söz ağzından çıkmadan önce onu, düşüncende biraz yont.

** Labirentin içinde kaybolmak için tasarlandığını düşünürsen çıkışını bulamazsın, ama bir problemin çözümü için tasarlandığını düşünürsen en kısa yoldan çıkışa varırsın. Yaşamındaki sorunlara da bir labirent gibi bakmayı denesen ve ikinci yolu düşünsen…

** Anlatamadığın düşüncelerin varsa kendini zorlama, sadece biraz daha düşün.

** Başkalarının düşüncelerini yönetemeyenler, düşünmelerini engellemeye çalışırlar. Ama ne yapsalar nafile…

** Düşünmeyen, düşünemeyen, düşündürtmeyen, düşünmeye karşı olan, düşünmeyi seven, düşünmekten kaçınan, düşünmekten korkan insanlar vardır.

** Aykırı düşünceleri olan insanlar, aykırılıktan korkan, statükoyu koruma derdinde olanlar tarafından bir şekilde yok edilirler.

** Genellikle her yeni düşünce tepki ile karşılaştığından, tarih mezarlığı doğduktan hemen sonra öldürülmüş düşüncelerle doludur.

** İster sana isterse başkasına ait olsun, bir düşünce ile savaşmaya başlamadan önce, o düşünceyi iyice anlamaya çalış.

** Düşüncelerinde yanıldığını kabul etmek düşünce zenginliğinin, kabul etmemek ise düşünce fukaralığının bir sonucudur.

** Küçük düşünceler gelmeden önce büyük ses çıkarır, büyük düşünceler ise geldikten sonra.

** Düşündüğünü söylemeyen kişinin, dürüstlüğü de tartışmalıdır.

** Kendini ve başka birini methetmeden önce bir düşün; tabii karşındakinin düşmanlığını, en azından kıskançlığını üzerine çekmek istemiyorsan…

** Beynini olumlu düşüncelerle öylesine doldur ki, olumsuz düşüncelere yer kalmasın.

** Ne düşündüğün kadar, nasıl düşündüğün de önemlidir. Yani düşünürken hem konu hem de yöntem gereklidir.

** Çoğunluğun katıldığı düşünce, çoğunlukla yanlıştır.

** İyi yaşamak çok mal-mülke sahip olmakla değil, iyi düşüncelere sahip olmakla mümkündür.

**Acayip düşünceler geliyor aklıma. Acaba ben acayip miyim?

**Merdivenleri çıkarken inmeyeceğini düşünebilirsin; ama inerken acaba ne düşüneceksin?

**Karanlık düşünceler içindeki bir zihin, yakında çürüyecek ve etrafına iğrenç kokular(!) yayacaktır.

**Dilin her söylediği, söyleyenin gerçek düşüncesi değildir.

**İyiyi düşünen değil, iyilik yapan ol!

**Parayla ölçen parayla ölçülür, zihninde kötü düşünceler barındıran kötülük bulur.

**Dogmalar düşünce özgürlüğünü engelleyen, zihne vurulmuş prangalardır.

**Herkesin senin gibi düşünmesini isteyemezsin. Nasıl ki sen onlardan farklı düşünüyorsan, onlar da senden farklı düşünebilirler.

**Kendi düşüncenin bile seni köleleştirmesine izin vermemelisin.

**Denizdeki kabaran dalgaları görüp de herhangi bir tedbir düşünmediysen, kayığın battığı için de suçu denize atamazsın.

**Düşünmeyi engelleyemezsiniz, düşüncenin eyleme geçmesini belki engellersiniz.

**Başkalarının düşüncelerine fazla önem verirsen, kendin olmaktan çıkar başkaları gibi olmaya çalışırsın. Ama olamazsın, çünkü başkaları o kadar çok ki, hangi biri olacaksın?

**Düşünenlerden ve düşüncelerden korkuyorlar. Haksız da sayılmazlar. Çünkü sonlarını getirecek olan o düşünenlerin düşünceleridir.

**İyi bir yönetim, iyi düşüncenin ürünüdür; iyi insanın değil.

**Eylem, düşüncenin korkağıdır.

**”Biliyorum!” demek öğrenme isteğini engeller; “Bilmiyorum!” demek ise öğrenmeye teşvik eder.

**Bildiklerinle övünürsen, bilmediklerini öğrenmekten vazgeçersin.

**En iyi öğrenen, en iyi dinleyendir.

**Bilmediklerini öğren, bildiklerini öğret, bulamadıklarını ara, bulduklarını koru, sevmediklerinden nefret etme, sevdiklerini daha çok sev, kötüden uzaklaş, iyiye yaklaş.

 

 

 

 

Eleştiri-Övgü-Af

** “Beni eleştir.” diyor, eleştirdiğimde de bana düşman oluyor.

** Çocuğu eleştirirsen önüne engel koyarsın, översen önündeki engelleri kaldırmış olursun.

** Eleştirmenlere eleştirdiği için kızılmaz; adamların işi bu. Ne yapsınlar yani, eleştirmeyip de övsünler mi?

** Her çağ kendisinden önceki çağı küçümser, hatta acımasızca eleştirir. Oysa aynı akıbetin kendini de beklediğini bilseydi, biraz daha insaflı olabilirdi.

** İlkesizlik başkaları tarafından eleştirilir, ama kişinin kendisine de rahatlık getirir.

** Övgüyü hak etmiş, ama ya övmüyorsun ya da övmekte çok yavaş davranıyorsun. Yergiyi hak etmiş ama sabredemiyorsun ve alelacele yeriyorsun.

** Övülmekten rahatsızlık duymayıp, aksine memnun oluyorsan bir tuzağa düştün demektir.

** Hak edilmeyen övgü hemen kabul görürken, hak edilmeyen yergi hemen tepki çeker.

** Kelimelerin gücünü küçümseyenler, kaybetmeye hazır olun!

** Söyledin, söyledin ama tesir etmedi mi? Öyleyse söylemeyi bırakıp davranışla anlatmayı dene.

** Susturmaya değil, konuşturmaya muvaffak olduklarınla övünmelisin.

** Basitliğin kesin kanıtı: Methedilmekten hoşlanmak.

** İnsanları övgüde de yergide de aşırıya kaçmayın.

** Affettiğin düşmanının, sana karşı düşmanca duygulardan vazgeçtiğini sanmak safdilliktir.

** Affedilenin ezikliği, affedenin zaferidir.

** Sadece söylediklerinden değil söylemediklerinden de ve sadece yaptıklarından değil yapmadıklarından da sorumlusun.

** Gölgesinde dinlendiğin ağaca teşekkür etmek, hiç aklına geldi mi?

** Bazı durumlarda iz bırakmadan yürümek sanki büyük bir marifetmiş gibi övülür. Oysa ben, şartlar ne olursa olsun iz bırakarak yürümek istiyorum.

** Okurun hoşuna gitmek için yazıyorsan, değeri tartışmalı bir eser verirsin.

** Dürüstlük, övünülecek bir meziyet değildir; normal her insanda bulunması gereken bir özelliktir.

** Başkalarının yargılarına fazlaca önem verirsen; başkalarının gözünde değersizleşirsin.

** Başkalarının istediği gibi olmaya çalışan kişi, bir şey olur ama bu olduğu şey ne kendine ne de başkalarına benzer.

** Açıkgöz olmakla övünüyorsun, ama senden daha fazla açıkgöz olanlar da vardır.

** O kişinin gözünde değersizleşmek istiyorsan, ona hak ettiğinden daha fazla saygı ve hayranlık göster.

** Tiyatroya bedava giren seyirci, gerekmediği halde gülerek ve alkışlayarak ücretini ödemek zorundadır.

** Kendi uğursuz olan, kara kediye bu özelliğini yüklemeye çalışır.

** Gözleri çok iyi görüyor. Farkında olduğu için bununla övünüyor. Kalbi ise güzellikleri görmüyor ama o bunun farkında bile değil.

** Sen avcı mısın ki, kurduğun tuzaklarla övünüyorsun?

** “Affettim ama onu görmek istemiyorum” dersen gerçekten affedip affetmediğin konusundan kuşku duyarım.

** Tartışma sırasında karşındaki sesini yükselttiyse, saldırıya geçtiyse; bil ki kesinlikle galip gelen sensin.

**Seyirci oyuncuyu eleştirebiliyor; ya oyuncu seyirciyi…

**Fikirlerimi beğenmeyebilirsin, eleştirebilirsin; ama fikirlerimden dolayı bana hakaret edemezsin.

**Övgü gönlü okşar, yergi kalbi incitir, sevgi ruhu güzelleştirir.

**Övgü de sevgi gibi içten gelmeli ve hak edene verilmeli. Nasıl ki bir insana “Sev beni!” denemezse “Öv beni!” de denemez.

**Başkasından övgü bekleyenin, dilenciden farkı ne?

**Övgüye değil, övene bak.

 

 

 


 


 

Felsefe- Gençlik-Yaşlılık

** Akıl ve mantığa dayanmayan sözler, açıklamalar, düşünceler felsefe olarak kabul edilemez.

** Felsefe herkesi çağırır. Bu çağrıyı duyup da tepki vermeyenler felsefeden hoşlanmayanlardır, duyup dikkat kesilenler felsefeyi merak edenlerdir, duyup koşanlar felsefe sevenlerdir. Peki gerçekte çağrıyı yapan kimdir? Felsefenin sözcüleri filozoflardır, bilgelerdir.

** Felsefeci donanımlı, cesur, güçlü ve yürekli bir düşünce savaşçısıdır. Ama hedefi asla öldürmek değildir. Esir alınmış düşünceleri kurtarmayı amaçlamıştır.

** Düşüncedeki değeri gören kişi, felsefi alanda bir aşama kaydetmiş demektir.

** Bugünün genci yarının yaşlısı olacaksın, bugünün yaşlısı sen de dünün genci idin.

** Yaşım ilerledikçe sildiklerimin yazdıklarımdan daha fazla olduğunu anladım.

** Bütün hastalıkların yaşlılıkta gelip bizi bulduğunu zannederiz. Oysa yaşlılığın kendisi zaten bir hastalıktır.

** Faresi olmayan evin kedisi, ne kadar yaşlanırsa yaşlansın maskara olmaz.

** Yaşlanmanın en büyük ödülü akıllanmaktır.

** Gençliğinde düzeltmediğin hatalarını yaşlılığında düzeltmek zorunda kalabilirsin.

** Yaşamayı becerirsen, her işi becerirsin.

** Yaşlanmak bir yönüyle bir doğa meselesi iken, diğer yönüyle de bir zihin meselesidir.

** Gençlerin çoğu ders çalışmadan sınıf geçmek, emek harcamadan zengin olmak, sevmeden sevilmek, vermeden almak, aramadan bulmak, bilgilenmeden bilmek istiyorlar. Acaba biz bu gençleri yetiştirirken nerede hata yaptık?

*İçinde soruların yer almadığı bir bilgi, felsefe değildir. Ama saçma sapan sorularla dolu açıklamalar da felsefe değildir.

**Nasıl ki bilimsiz felsefe olmazsa, felsefesiz de bilim olmaz.

**Bilime dönüştürülmüş bir felsefeyi ben ne yapayım? Kapsamı daraltılmış bir felsefeden nasıl zevk alayım? Felsefe sınır tanımadan her şeyi –tabii bu arada bilimi de- kuşatacak ki düşünce evrenlerinde dolaşırken zevk alayım.


 

 

Hata, Öfke ve Pişmanlık

** Hatalarının ve günahlarının olması, iyilik yapmana engel değildir.

** Yaptığının hata olduğunu fark etmeyen onu arada sırada gene yapacak demektir, hatasından utanan bir daha yapmayacak demektir, hatasının doğru olduğunu savunan ise asla onu yapmaktan vazgeçmeyecek demektir.

** Telaş, şom ağızlıdır. Çünkü yapacağınız hatanın habercisidir. Sakin olursanız hata yapmazsınız ve bu şom ağzı da kapatmış olursunuz.

** Hatalar mutsuz kılar, mutsuzluk hataları hatırlatır.

** “Ben hata yapmam!” Diyen insana çok rastladım, fakat hata yapmayan insana hiç rastlamadım.

** Başkalarının hatalarını kurşun kalemle yaz ki kolay silebilesin, kendi hatalarını ise tükenmez kalemle yaz ki kolay kolay silemeyesin.

** Bazı hatalarınızdan isteseniz de ders çıkaramazsınız. Çünkü bu hataları bütün ömrümüz boyunca sadece bir kere yapabilirsiniz.

** Başkalarının hatalarına gülme, alay etme. O hataları dikkatle izle ve onlardan ders çıkarmayı bil.

** Öfke, aklı felç eder.

** Kin, nefret, öfke, kıskançlık, intikam duygularının yarattığı bedensel hasarı hiçbir hastalık yaratamaz.

** Öfkenin yıkımı iki yönlüdür.

** İradesi zayıf olan kişiler gerektiğinde “hayır” demeyi bilmezler. Bu nedenle de her “evet”den sonra pişmanlık yaşarlar.

** Üstünkörü bildiklerinden dolayı başına bir felaket geldiğinde duyacağın pişmanlık, cahilliğinin itirafından başka bir şey değildir.

** Gerektiğinde hayatından çıkaracakların konusunda, çok acımasız davranmalısın. Bu gibi durumlarda merhametli olmak, büyük hatalara yol açabilir.

** Hatanın ve korkunun nedeni, bilgisizlik veya yanlış bilgidir.

** Bilginin gücünü inkâr edenler ya da küçümseyenler, felaketlerle karşılaşınca hatalarını anlarlar ama artık çok geçtir!

** Öfkelendiğinde söz söylemeden önce dilini ısır ve acıyı hisset ki acıtıcı sözler söylemekten kaçınasın.

**Tecrübe kazandım diye değil, tecrübelerimi kullanıyorum diye övünmelisin. Kullanılmayan tecrübe, yapılan hataların boşa gitmesi demektir.

**Geçmiş, tamam geçmişte kaldı ama gene de arada sırada hatırlanmalı; bilhassa aynı hataları tekrarlamamak için…

**Hatalarından bir şeyler öğrenmediysen, sana bir şeyler öğretecek öğretmen de bulunmaz.

**Köpek havladı diye yolunu mu değiştireceksin? Bir pire için yorganını mı yakacaksın? Öfkelendin diye ortalığı yangın yerine mi çevireceksin? Kolay gelsin!

**Hayat pişmanlıklarla doludur. Olsun. Sen gene de pişman olduğun için pişman olma!


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hayat

** Hayatın kuralları karmaşık değil, aksine çok basit ve anlaşılır. Mesela; tercihi yapan sensen sonuca katlanması gereken de sensin…

** Hayatta senin komik olarak gördüklerin, başka insanlar için dram olabilir.

** Hayat hikâyeleri hepimizin ortak malıdır. Çünkü anlatılan her hikâyede biraz ben, biraz sen, biraz da o vardır.

** Hayatın tadına varamamaktan yakınıyorsan, bu dünyada seni mutlu edebilecek bir şey bulman da çok zor olacaktır.

** Hayatına her insanı alma; affedebileceklerini al.

** Hayata küstüm, baktım ki onun umurunda bile değil. Hayatı sevdim, gördüm ki o da beni seviyor. İşte hayatla benim aşkım böyle başladı!

** Sevgili hayat biliyorum, seni elde etmek için çalışmadım ama söz veriyorum kaybetmemek için çalışacağım.

** Hayat bana tüketmem için verildi. Tüketmeden sayfasını kapatırsam, hayata karşı saygısızlık etmiş olurum.

** Hayat defterlerimin sayısı kaç tane bilmiyorum, sadece çok olduğunu biliyorum. Sayfalarına çizik atılmayanı, baştan sona tüm sayfaları yazı ile dolu olanı, silmekten sayfalarının çoğu yırtılmış olanı, bir sayfa başlanıp bırakılmış olanı, yarısı dolu yarısı boş olanı, silinmeyen kalemle yazılmış olanı… Bir de kimse okumasın diye kilit altında tuttuğum, sobada yaktığım ve toprağa gömdüğüm defterlerim var. Şimdi biri çıkıp da benim defterimi dürmekten söz edebilir mi? Eder mi eder!

** Hayat değerini bilirsen değerlidir.

** Mutsuz olmak istiyorsanız beyninizi çöple, mutlu olmak istiyorsanız güzel uyarıcılarla doldurun. Beyninizin kalitesi, hayatınızın kalitesidir.

** Hayat, sana “Beni, yaz!” diyor. Yani roman mı öykü mü olacağına sen karar vereceksin.

** Hayatı sana çirkinleştirenlerle, hayatı sana dar edenler aynı değildir. Birinciler ikincilere göre ehven-i şerdir.

** Kendi hayatınızı yaşayın; başkalarının hayatını yaşamayın ama isterseniz sadece seyredin.

** Hayat pazarında değerler, meziyetler sergileniyor; ama nedense sabrın pek müşterisi yok.

** Her insan hayatı okur, ama doğru ama yanlış…

** Hayat sana istediklerini mutlaka verir, ama istemeye ısrarla devam edersen.

** Hayat, doğum ve ölüm adı verilen iki yüksek dağ arasına gerilmiş bir iptir. Bütün hünerini gösterip bu ip üzerinde yürümeye çalışmalısın.

** Hayatımızdan alışkanlıkları çıkartırsak, pek fazla bir şey kalmadığını görürüz.

** Sahibinin oyuncu olduğu bir tiyatroda, başrolde oynaman sadece bir hayaldir. Hayat da bizim sahibi olduğumuz bir tiyatrodur ve o nedenle de başrolü biz hep kendimize veririz.

** Hayatı ciddiye alın. Ne kadar mı? Onun sizi aldığı kadar!

** Hazinelere sahip olmak zenginlik işareti olarak kabul ediliyor. Oysa gerçek zenginlik kaliteli bir yaşam sürebilmektir.

** Yaşamı anlatma bana, dediğimde “Neden?” diye sordu. Galiba yaşadığımın farkında değildi!

** Gün gelir mal tükenir, para biter, şan şöhret biter; hatta ömür tükenir. Geriye kalan bir şeylerinin olmasını istiyorsan onurlu bir yaşam sürdürmeye çalış.

** Hayat senin için gelişigüzel salladığın fırçayla çizdiğin bir resim mi? Öyle ise bu resme yani hayatına biçtiğin değer çok fazla değil mi?

** Çöplükte yaşamış olmak, sarayları hayal etmeye engel değildir.

** Yaşamı ciddiye alayım dedim, gülmekten kırıldım.

** Başkalarının yaşantılarından ibret dersleri çıkaranların yaşantılarından çıkarılabilecek ibret dersleri de vardır.

** Hakikati görmen, duyman, bilmen yetmez; yaşamalısın.

** Çok gülün ki yaşam motorunuzun aküsü dolsun.

** Yaşamak işlerin en zorudur.

** Hayatınızın değerini bilin ve tadını çıkarın. Çünkü hayat, her canlıya sadece bir defa verilen en büyük ödüldür.

**Hayat yolunda hızlı gidiyorsan, bir yere toslaman kaçınılmazdır. Sen gerçekte olmayan felaketlerden kaçmak için hızlı giderken, tosladığında asıl felaketle karşılaşacaksın. Hızını birden azaltamazsın, bunu yapmaya kalkman da seni bunalımlara iter. Yavaş yavaş hızını azaltmalısın. Sana en uygun hıza ulaştığında azaltmayı durdurursun. “Bana uygun hızı nasıl bileceğim?” diye soruyorsan, çok kolay onu bilmen. Telaşsız, ağır, var olanlara karşı sevgi dolu, bağışlayıcı ve gerçekten mutlu bir insana yakışan hız…

**En çok sevdiğim yönetmen hayattır. Çünkü diğerlerinin aksine sadece o bana başrolü verdi.

**Hayatıma hiç kimseyi karıştırmadığım gibi, hiç kimsenin de hayatına karışmadım.

**Hayat seni bazen geri çeker, bazen de ileriye fırlatır. Geriye çekildim diye üzülme, ileriye fırladım diye de fazla sevinme. Çekildiğin ve fırlatıldığın yerde mutlu musun değil misin ona bak!

**Her zaman her şey yolunda gitmez. Mutlaka yolunda gitmeyen bir şeyler olacaktır. Bunları hayatın tuzu-biberi kabul et.

**Hayatınızın direksiyonunu, başkalarının eline verdiyseniz kaza kaçınılmazdır.

**Alkış için hayatını kaybedenleri son yolculuklarına alkış ile uğurlayınız.

**Başkalarının hayatlarına dair kararları çok hızlı verebiliyorken kendi hayatlarımızla ilgili kararlarda neden bu kadar yavaşız?

**Yaşamöykünü anlattığında dinleyenler/okuyanlar bundan etkilenmiyorlarsa demek ki kayda değer bir şey yaşamamışsın. Ama üzülme, bu bundan sonra da kayda değer şeyler yaşamayacaksın demek değildir.

**Yaşam sorumluluktur. Sorumsuzluğu arzu eden yaşam dışı kalmayı kabul etmiş demektir.

**Yaşama sevincinizi öldürdüyseniz bu da bir intihar sayılır. O nedenle yeniden doğmak için yaşama sevincinizi tekrar elde ediniz.

 


 


 

 

 

 

 

 

 

 

İnanma

** Şükür kişiyi kanaatkâr yapar, kanaatkârlık kişiyi aşırı hırstan korur, aşırı hırstan korunan kişi başkalarını kıskanmaz, başkalarını kıskanmayan kişi sevgi doludur, sevgi dolu olan kişi huzur içinde ve mutlu bir hayat sürer. O nedenle ister bir dine inanın ister inanmayın, ama mutlaka sahip olduklarınıza şükredin.

** Sınırsız bir evrende, sınırlı inançlarla yaşamak zorundayız.

** Kendini bile inandıramamışken, başkalarını nasıl inandıracaksın?

** Gençler bilmeseler de biliyormuş gibi davranırken, yaşlılar da inanmasalar da inanıyormuş gibi yaparlar.

** Mucizelere inanmam. Çünkü mucizenin olabilmesi için de mucize gerekir.

** Başarabileceklerine gerçekten inanmış yüz tane adam bir araya gelebilseler, dünyayı cennete de cehenneme de çevirebilirler.

** Gençler yaşlıların bildiklerine inanmazlar; yaşlılar ise gençlerin bildiklerine güvenmezler.

** Yanlış inanç, daima yalandan daha önde gider.

** Kafasız, en çok kendi kafasının doğrularına inanır.

** İnançlardaki yanılgının faturası, her zaman çok ağırdır.

** Kutsalla yatıp kutsalla kalkan, gün gelir kutsal bir hasta oluverir.

** Bir işi başaracağına inanmıyorsan, hiç başlama. Başaracağına inanıncaya kadar bekle.

** Demokrasiye inanmayıp da demokrat olduğunu iddia edenlerin, körkütük sarhoş olup da ayık olduğunu söyleyenlerden farkı ne?

** Şatonu yakıp bu garibin kulübesinde yaşamayı kabul ettiğinde, beni sevdiğine inanacağım.

** Aşk bir masaldır. Bu masalı dinlemeyecek ve inanmayacak olan kişi hemen hemen hiç yoktur.

** İnanmayıp da yapan hiç yoktur; inanıp da yapamayan da…

** Tüm dünyadaki okullarda çocuklara, onlara yarar sağlayacak bilgilerin bilerek öğretilmediği düşüncesine inanmaya başladım.

**Bu asırda bile dünyamızın yüzde doksan dokuzunu boş inançlar kaplamıştır.

**Otoriteye kayıtsız şartsız biat, otoritenin gücünü artırdığından baskıyı azaltmaz, aksine artırır. Otorite kendine karşı çıkan, yaptıklarını sorgulayan insanları hain ilan eder ve bu suçlamaya biat edenler de kolayca inanırlar. O nedenle, yapılan zulümlerde sessiz çoğunluğun da belli oranda bir payı vardır.

**İbadette şekilcilik, politize edilmiş inancın sonucudur.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsan ve İnsanlık

** Susarak anlattıkların konuşarak anlattıklarından daha fazla ise, insan ilişkilerinde önemli bir ipucu yakalamışsın demektir.

** Bir insanın cesareti kaybedecek bir şeyi olmamasından kaynaklanıyorsa, o kişiden uzak durmalısın.

** Birine karşı duyduğumuz güvensizlik, diğer insanlarla olan ilişkilerimize de yansıyorsa; demek ki o kişi bize olması gerekenden daha fazla zarar vermiştir.

** Güzel bir söz söyle bana. Bilmiyor musun? Güzel bir şey okusan da olur. Okuyamaz mısın? Güzel bir susuş… Çeneni kapatamaz mısın? Öyleyse güzel bir bakış diyeceğim; ama bu ağıza sahip bir kafadaki gözlerden galiba isteyebileceğim en son şey bu olmalı!

** İstersen dünyayı içine sığdırabilirsin, istemezsen sen bile sana fazla gelirsin.

** İnsanlık tarihinden sanatı ve bilimi çıkardığınızda, kalanların çoğu kan ve gözyaşıdır.

** Espri yapmaya kalkar fakat ağzına yüzüne bulaştırır; çok komik bir espriye gülmez sadece bakmakla yetinir. Konabilecek teşhis: Aptal!

** İnsanlarda sürü psikolojisinin bu kadar hâkim olmasında “Sürüden ayrılanı kurt kapar.” sözünün etkisi acaba ne kadardır?

** İnsanları tanıyamamaktan yakınıyorsan, bu tanımaya başladığının da işaretidir.

** İnsanların doğal tepkilerine engel olmayın. Bırakın ağlamak isteyen ağlasın, gülmek isteyen gülsün.

** “Ne oldum!” diye hava atanlar, lütfen mezarlıklara bir göz atın ve biraz düşünün: Bu insanlar da dün beydi, padişahtı, kraldı; bugün ise sadece bir çuval kemik.

** Şöhret ve mevki düşkünü, şatafat içinde yaşamayı seviyor; mutluluğunu, huzurunu hatta sağlığını bu uğurda harcamış. Bu kim mi? Kılık kıyafeti, yaptığı iş ve oturduğu ev sizi yanıltmasın; çünkü o bir çağdaş köledir…

** İnsanlığını satan biri, bedenini satanı kınıyor.

** Adamın yüzüne bile tüküremiyorum. Çünkü adamda yüz yok ki, yani adam yüzsüz…

** Yaşatmayı amaçlıyorsan, yaşarsın da…

** Geldiğinde buldukların, giderken bıraktıkların olmayabilir.

** İnsanlar sizi sözlerinizle, bakışlarınızla, davranışlarınızla sınarlar. Sınandığınızı anladığınızda başarısız olmak istemiyorsanız sakın panik yapmayın.

** Yaşamayı öğrendiğini söyleyen bir insan için, yapılması gereken fazla bir şey kalmamış demektir.

** Yüzsüz bir insanın yalan söylerken yüzünün bile kızarmamasına hayret edenlere de ben hayret ediyorum. Yüzsüzün yüzü var mı ki kızarsın?

** Pinokyo’yu masal olarak bilirdik. Oysa gerçek hayatta da yalan söyledikleri uzayan burunlarından belli olan o kadar çok insan var ki!

** Gülümseyen bir yüze tokat atmak isteyecek zalimlerin sayısını azaltmadan, insanlığın yüzünü güldüremezsiniz.

** Etrafınızı alçakgönüllü ve kibirsiz insanlar sarmışsa mutluluk denizinde bir balık olmayı bile kabul etmelisiniz.

** Güçsüzlüklerinden dolayı insanları kınayıp suçlayacağına, güçlenmeleri için yardımcı olmalısın.

** Ne tuhaf bir yaratık şu insan? Gülerken gözlerinden yaşlar akıtabiliyor, ağlarken kahkahalarla gülebiliyor.

** Çöplüğü, altın kafese tercih etmeyecek kuş yoktur. Ama insan çoktur…

** Herkesin sana zıt gitmesini istiyorsan, zıtlıklar içinde zıt bir insan olmalısın.

** Hayvanlar bile bazen bunu yaparken, insanoğlunun isteklerine gem vurmamasını anlamak mümkün değildir.

** Sıradan insanın, sıradan olmayan bir tek yanını bana söyleyebilir misiniz? Ben bir türlü bulamadım da…

** Asla taviz vermediklerini iddia eden bazı insanlar, kimilerinin kulu kölesi olmuşlar!

** Maskemi ver, insanları kandırmaya gidiyorum. Hangisini vereyim, ağlayanı mı güleni mi?

** Bir şeylerin değişmesi konusunda tüm insanlar hemfikir. Ama değiştirmeye nereden başlayacakları konusunda anlaşamıyorlar. O nedenle de hiçbir şey değişmeden öylece kalıyor.

** Yürekli insan bazen yenilir ama bazen de yener. Yüreksiz ise yaşamı boyunca yenilmeye mahkûmdur.

** Çözülmesi zor sorunlar üretenler, sorunlu insanlardır.

** İnsan, su gibidir. Çünkü hüzünlü insan yağmura, karamsar insan buza, mutlu insan hafif dalgalı denize, öfkeli insan fırtınalı denize, neşeli insan şelaleye, kötü insan yosun tutmuş su birikintisine, iftiracı insan kanalizasyona, terbiyesiz insan çamurlu suya, yaratıcı insan kaynağa benzer.

** Öyle açgözlü insanlar vardır ki dünyayı versen gene doymaz; bir dünya daha ister.

** Çocuklarınızın ileride mutlu olmalarını mı istiyorsunuz? Öyleyse onları insan gibi yetiştiriniz.

** Başkalarının kusurlarına dürbünün yakınlaştıran tarafıyla, kendi kusurlarımıza ise uzaklaştıran tarafıyla bakma alışkanlığından vazgeçtiğimiz gün kâmil bir insan olduk demektir.

** Üşengeç insan pasifliğini, tembelliğini, sorumsuzluğunu saklamak için bahaneler üretirken hiç de üşengeç değildir.

** Çağdaş olmak, insanlıktan vazgeçmeyi gerektirmez.

** Robot olduğu için övünen robota hiç rastlamadım, fakat robot olduğu için sevinen çok insan gördüm.

** İnsanları utanılacak duruma düşürmekten hoşlananların varlığı, insanlık adına utanılacak bir durumdur.

** Tohumda gizleneni bilip de hayretler içinde kalmayacak insan yoktur.

** Dünya tersine dönmüş. Neden dersen? Baksana insan parayı kazanacağına, para insanı kazanır olmuş!

** Aykırı insan rahatsız eder, meydan okur, anormal davranışlar yapar. Neden? Dikkat çekmek için olmasın!

** Doğa zayıf, hasta, hatta beceriksiz canlıları toprağın altına alıveriyor. Günümüz insanı ise bunları da yaşatmaya çalışıyor.

** Fesat insan, içi yana yana biter.

** Elma olgunlaşınca dalından yere düşer. Ama düştüğü için yakınmaz. Ey insanoğlu, olgunlaşıp da düştüğünde bir elmanın olgunluğunu göster ve halinden şikâyetçi olma!

** Eğitim insan kişiliğine giydirilen bir elbisedir. Yalnız hazır bir elbise sanıp da aynı şeyi herkese giydirmeye çalışmamalıdır. Uymaz! O nedenle her insan için ayrı ayrı eğitim elbisesi dikilmelidir.

** Kendi ülkesine ve insanlarına yabancılaşanların ihanet etmelerine değil, etmemelerine şaşırmalı.

** Bazen insanları rahatsız etmek gerekir. Çünkü fazla rahatlık, gerçekleri anlamaya ve görmeye engeldir.

** Bu yüz, gerçek mi sahte mi? Gülüşlerine bak! Çünkü gülmek, insan kişiliğinin aynasıdır.

** Her insan zengindir, zengin olmayan yoktur. Sadece sahip olduğu zenginliklerin farkında olmayan insan vardır.

** Günümüzde tutsak alma anlayışı değişmiştir. Çünkü bedenleri tutsak alsanız o kadar insanı sığdıracak hapishane bulamazsınız. O nedenle artık zihinler tutsak alınmaktadır. Öte yandan milyarlarca insan da tutsak olduklarından habersiz bir yaşam sürmeye çalışmaktadır.

** Her insan yaşam denizinde bir gemidir. Bu geminin selameti denizdeki dalgalara bağlıdır. Kimi gemi sakin sularda kimi gemi ise azgın dalgaların olduğu sularda dolaşır. Ama önünde sonunda her gemi mutlaka ya karaya oturur ya da batar.

** Çocuklarımıza insanları sevmeyi, ilk başta öğretmemiz gerekirken ya hiç öğretmiyoruz ya da en sonunda öğretmeye çalışıyoruz. Bu da onlarda diğer insanlara karşı yabancılaşmaya neden oluyor.

** Gerçek karşısında insan halleri: Gerçeği görenler, gerçeği olduğu gibi kabul edenler, gerçeği görmemezlikten gelenler, gerçeği değiştirmeye çalışanlar.

** Hiddetlenen bir insana dikkatle bakınız; böylesine bir çılgın hiç gördünüz mü?

** Kendini öven, böbürlenen insanlar patlak davul gibi ses çıkarırlar.

** Kusur ararsan kusursuz insan bulamazsın; güzellik ararsan her insanda mutlaka bir parça da olsa bulursun.

** Kibirli insanlara hasta muamelesi yapınız, tedavi ettirmeye çalışınız. Tedaviyi kabul etmezlerse hızla yanlarından uzaklaşınız. Yoksa bu hastalık size de bulaşabilir.

** Doğaya yabancılaşmanın sonu, insanlıktan uzaklaşmadır.

** İçinde sevgi ve merhamet olmayan insanın, kuru bir kuyudan farkı yoktur.

** İhtiyaçlar olmasaydı insanoğlu hiçbir şey üretmez ve icat etmezdi.

** Zayıf beden kişinin kendine, zayıf karakter ise tüm insanlara zarar verebilir.

** Arıdaki içgüdü özellikleri insanda olsaydı, dünya bolluk içinde olurdu.

** Yüksek makamlar, bazı insanların kalitesizliğini görmemizi sağlar.

** Bir insan hakkında karar vermekte acele etme. Kararını onunla bir şey bölüşünceye kadar ertele.

** İnsanla uğraşırken, insanlığı kaybettik.

** Cennete götüreceğine söz verip de cehenneme bilet kesen o kadar çok insan var ki! Üstelik en çok da bunların treni dolu nedense!

** Bilmeyen insan çeşitleri: Bilmiyor bilmesi de imkânsız, bilmiyor belki bilebilir, bilmiyor bilmeyi istemiyor, bilmiyor bilmeyi istiyor, bilmiyor bilmek için çabalıyor.

** Hırsı aklın, zaafı iradenin, hayali gerçeğin, parayı değerin önüne geçireni bekleyen insanca bir yaşam değildir.

** Kendini zayıf, güçsüz ve çaresiz hissettiğinde, insan olduğunu da hatırlarsan belki biraz teselli bulabilirsin.

** Her insanın cehenneminin ateşi aynıdır, sadece çukurlarının derinliği birbirinden farklıdır.

** Sığ dereye bile köprü yapmak zorundasın; yoksa her geçişinde ayakların ıslanır. Karşındaki sığ insanla olan ilişkini de bu gerçeğe göre ayarla.

** Her insanın nazarında sizin istekleriniz daima ikinci plandadır. Şayet sizin arzu ve isteklerinizi kendisininkinden daha öne çıkaran biri varsa, onu kaybetmemeye bakınız; hatta başınızın tacı yapınız.

** Sahte insanların sayısı, sahte paralardan daha çoktur.

** Sahip olduklarımı kaybetmemek için mücadele edip insanlığımdan ve ömrümden bir şeyler kaybedeceksem sahip olmamayı yeğlerim.

** Biri maskesini çıkardı, insan olduğunu gördüm; bir başkası maskesini çıkardı insan olmadığını gördüm.

** Kendi derinliğini görmek istiyorsan, sığ bir insanla arkadaşlık yap.

** Kültürlüyüm diye hava atacağına, kendini insanlardan soyutlayacağına onları da senin seviyene getirmenin yollarını ara desem! Ama biliyorum ki sadece demekle kalırım. Çünkü senin kültüründe öğüt alınmaz, verilir.

** Erdemli insan değil; sadece insan arıyorum!

** Maskeni çıkartırsan, insan olduğunu anlayacağım.

** Bir insanın fiyatını soran kişi, aslında kendi fiyatını ortaya koymaktadır.

** Çağdaş insan yalnızca kendine ve ailesine karşı değil, aynı zamanda içinde yaşadığı topluma ve insanlığa karşı da sorumlulukları bulunduğunun bilincinde olan ve bunun gereklerini yerine getiren insandır.

** Amaçlarını gerçekleştirmeye çalışan kişinin karşısındaki en büyük engel diğer insanlar değil, kendisidir.

** Basit insanlardan yakınanlar, bana şu basit olmayan insanlardan bahseder misiniz? Ya da bir tek örnek gösterebilir misiniz, tabii kendinizden başka?

** Etrafımda ekin başağı gibi görünen insanlar olsun isterim.

**Başkalarını aşağılamak, kötülemek için hayvanların ya da özürlü insanların kullanılmasından hiç hoşlanmıyorum. Mesela “Kör müsün?”, “Hayvanlık yapma!” gibi ifadeler beni çok rahatsız ediyor.

**Yoluna engel mi koydular, kaldırırsın. Kuyunu mu kazdılar, kapatırsın. Malını mülkünü talan mı ettiler, tekrar kazanırsın. Arkandan mı konuştular, susturursun. Yeter ki sen, insanlığını kaybetme.

**Ezik insan, bir gün ezeceğinin hayalini kurarak yaşar. Eline fırsat geçtiğinde de bunu yapmaktan geri kalmaz.

**Olayları bizzat yaşayanlar, yaşıyormuş gibi yapanlar, seyredenler ve seyrediyormuş gibi yapanlar… İşte, insanlara dair bir sınıflandırma!

**İnsan canavar yaratıyor, daha sonra da insanın yarattığı bu canavar insanı esir alıyor. Korkarım, aynı canavar bir gün insanı yok da edebilir.

**Sözleriyle taş, bakışlarıyla ok atma yeteneğine sahip insanlardan uzak durmaya çalışırım. Ne olur, ne olmaz!

**Adamlığını, büyük adam olmaya çalışırken kaybeden o kadar çok insan var ki…

**İnsan ölümlerinin sıradan görülmeye başlandığı an, insanlığın ölüm günüdür.

**Her insan, kimsesizlerin içinde bir kimsesizdir.

**İnsanlara vurulan zincirleri yapanlar da insan değil mi? Zinciri yapan insan, vuran insan ve vurulan da insan olduğuna göre, peki sorun ne?

**Derdini anlatacağın insanı iyi seç. Çünkü etrafındaki insanların içinde derdinden üzülenler, derdini dinlemeyenler, derdinden sevinenler olabileceği gibi derdine çare üretecek olanlar da vardır.

**Kibirli insanın kalp gözü kördür.

**Ben önce insanım. Benim diğer özelliklerimi kabul etmeyebilirsin, ancak insan olduğumu mutlaka kabul etmek zorundasın!

**Sorun yaratmakta usta olan insanlar, çözümsüzlükte de aynı beceriyi(!) gösterirler.

**Alçakgönüllü insanlar, asla alçalamazlar.

**Hoşgörünün var olmadığı toplumlarda, insanlar arasında görünürde bir savaş yoksa bile yakında çıkacaktır.

**Gülmenin, selam vermenin, nasihat dinlemenin ücreti yok; buna rağmen insanlar neden gülmüyorlar, selam vermiyorlar ve nasihat dinlemiyorlar?

**Kralın yağcısıyla alay edip de, kralın yağcısı olmaya can atan o kadar çok insan var ki…

**Bazen bir tek kişinin söylediği doğru iken, geri kalan tüm insanların (sayısı önemli değil) söyledikleri yanlış olabilir.

**Sizi insan yerine koymayan siyasetçileri ülkenizden kovun ki insanları, insanlar idare etsin.

**Büyük ideallere ancak büyük insanlar sahip olabilir.

**Etrafım kalabalık diye övünme; say bakalım kaç tane insan var?

**Dışarıdan baktığınızda insan gibi görünenlerin bir de içine bakın, bakalım gerçekten insan mı?

**Bir insanı kazanmak istiyorsanız önce karnını, sonra kalbini ve en sonunda da kafasını doyurunuz.

**İnsanlardan duvara asılan diplomadan başka bir de “insanlık” diploması istenmeli.

**Bir insanın kişilikleri: 1-Gerçek kişiliğimiz 2-Başkalarına gösterdiğimiz kişiliğimiz 3-Başkalarının gördüğü kişiliğimiz.

**İnsanlığa kapın, penceren ve kalbin açıksa insansın.

**Kahraman olma şansın belki de binde bir bile değildir; ama insan olma şansın her zaman için vardır.

**İnsan olduğumu hatırlarsam hem kendimin hem de başkalarının hatalarını affedebilirim, kötülük yapamam, kötü söz söyleyemem, haksızlık yapamam; insanları, doğayı ve hayvanları severim. Bu hatırlama her zaman kendiliğinden olmaz. Bazen başkalarının bunu bana hatırlatması gerekebilir. O nedenle bana insan olduğumu hatırlatan her kim olursa olsun, onun önünde saygı ile eğilirim ve ona minnettar kalırım.

**Küçük insanlar büyük adamlarla uğraşırlar; büyük adamlar da kendileriyle uğraşan bu küçük insanlara gülümseyerek bakarlar.

**İlkel insan fizyolojik ihtiyaçlarının esiriydi. Oysa günümüz insanı hem fizyolojik ihtiyaçlarının hem de gerçekte ihtiyaç olmayan birçok şeyin esiri.

**İnsana eziyet edebilirsin, haklarını gasp edebilirsin, hatta öldürebilirsin; ama insanlık gene de var olmaya devam edecektir.

**Günahsız insan mı, günahlarından arınmaya çalışan insan mı arıyorsun? Günahsız insan arıyorsan bu dünyada bulamazsın, istersen bir de cennete bak!

**Fedakâr insanlar, yaptıklarının fedakârlık olduğunu çoğunlukla fark etmezler bile.

**Arayacaksan mükemmel insan değil, sadece insan ara ki bulabilesin.

**Bir insana karşı duyduğun güveni kaybettiysen, o kişiyi “kayıp” hanesine yazmalısın.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İyi ve Kötü

** Güzellikler çabuk, çirkinlikler yavaş yok olur; iyi zaman hızlı, kötü zaman yavaş geçer.

** Kötümser iyimseri, iyimser de kötümseri karalıyor. Bunun bir orta noktası yok mu?

** Tatlı dil ilaçtır, iyileştirir. Kötü söz söyleyen dil bıçaktır, yaralar.

** İyilik yapamıyor olman, kötülük yapmanı gerektirmez.

** Az iyi çok iyi ya da az kötü çok kötü yoktur. İyi iyidir, kötü de kötüdür. O kadar basit işte…

** Kıskançlar durmadan başkalarını eleştirirler, hatta kötülerler. Eleştirilerine ve kötülemelerine cevap vererek onları susturamazsın, cevap vermeyerek belki!

** Gücün var kötülük yapmayı düşünmüyorsun; gücün yok kötülük yapma peşindesin. Gücün var kötülük yapıyorsun; gücün yok kötülük yapamıyorsun. Hangisi?

** Kendini iyi tanırsan, başkalarına da iyi tanıtırsın.

** Kötüleri yok edecek olanlar iyiler değildir, başka kötülerdir.

** Her nasihat vereni iyi, her nasihat dinleyeni de uyacak zannetme.

** Her insanın içinde iki tane ağaç vardır. Biri iyi, diğeri kötüdür. Hangi ağacı sulayıp büyüteceğine sen karar ver!

** Doğrunun, iyinin ne olduğunu bilmek yetmez; yapmak da gerekir.

** Kötülükleri önlemek, en büyük iyiliktir.

** Al, aklında tut; ver, unut.

** Cehennemle aklını ve kalbini doldurursan, tabii ki cennete yer kalmaz.

** Önce insan ol, sonra iyi insan olmaya çalışırsın.

** Affetmek şüphesiz ki çok iyidir, ancak onun da bir sınırı olmalıdır.

** Nankörlükle karşılaşmak istemiyorsan, iyilik yaptığın kişiden bunu gizlemelisin.

** Korku durdurur, kötülük çürütür, kıskançlık yer bitirir, kibir kasar, açgözlülük saldırtır.

** Hasedin cehenneminin odun taşıyıcısı kötülüktür.

** Başkalarına iyilik yapacağım derken, kendine kötülük yapabilirsin.

** İnsanların bir kusurlarına ya da iyi bir taraflarına bakarak onlar hakkında karar vermeyiniz. Çünkü bir bütünün küçük bir parçasını algılamak, o bütünü bilmek demek değildir.

** Nasıl ki parayı bilmek kişiyi zengin yapmazsa, iyiyi bilmek de iyi insan yapmaz.

** Hoşa giden hep en iyi değildir, hoşa gitmeyen de bazen en iyi olabilir.

** Kötü oyucuyu basit seyirci, kötü politikacıyı da cahil seçmen alkışlar.

** Kötü öğüdü veren sadece kötüler değildir; cahilleri de bunlara eklemeliyiz.

** Kendine bir iyilik yapmak istiyor musun? Öyleyse, bir çocuk masumiyetinde gülümse.

**Belki farkında değiller ama susan, görmemezlikten gelen ve korkan iyiler de kötülerin yararına çalışmaktadırlar.

** Namerdin iyisi var zannetme, yanılırsın; sonra gider gene bir merde sarılırsın.

** Kötülükten şikâyet etmeyen kötü, var mıdır?

** Başkalarının bize yaptıkları kötülüklere kızarız. Ya bizim kendimize yaptığımız kötülükler!

** İyilik olmasaydı, nankörlük de olmazdı. Etrafınızdaki nankörlerin çoğalmasını istemiyorsanız iyilik yaparken ölçülü ve dikkatli davranın.

** Kimseden yükümü almasını istemem. Yeter ki bana yeni yük bindirmesin.

** Kötü ve çirkin insanı çeker, ahlâk freni olmayanlar hemencecik bu çekime kendilerini kaptırıverirler.

** İyinin sessizliği korkudan değil, edebindendir; kötünün narası cesaretinden değil, edepsizliğinden ve korkusundandır.

** İnsafsızdan beklenemeyecek kötülük yoktur.

**Daha fazlasıyla değil, marifet elindekilerle en iyisini yapabilmektir.

**İnsanlar sizin iyi kalpli olduğunuza, kalbinize değil davranışlarınıza bakarak karar verebilirler.

**Kötünün zaferinde iyilerin suskunluğunun payı oldukça büyüktür.

**Hangi göz ve dudak güzeldir, hangi göz ve dudak çirkindir? Gördüğüne ve söylediğine bakıp karar ver. İyiyi mi görüyor ve iyi söz mü söylüyor, kötüyü mü görüyor ve kötü söz mü söylüyor?

**Karamsar kapıları kapatır, iyimser kapıları açar. Karamsar dünyayı yıkar, iyimser yeni bir dünya kurar. Karamsar mutluluktan kaçar, iyimser mutluluğa koşar.

**En iyi ve en güzel benim sahip olduklarımdır. Ya sahip olamadıklarım? Onlar benim değil ki neden en iyi ve en güzel olduklarını düşüneyim?

**Birçok yerde dibe vurmanın iyi olduğunu çünkü sonra yükseliş başlayacağını söyleyen sözler okudum. Ben ne zaman dibe vurduysam orada kala kaldım. Bu işte bir iş var ama… Ya sözlerde ya da bende!

**Bir insanın her şeyin en iyisine sahip olunca mutlu olunamayacağını öğrenebilmesi için, her şeyin en iyisine sahip olması gerekir. Biraz zor ve de uzunca bir zaman gerekebilir bunun için. Eh, o kadarına da katlanacak artık!

**Hep iyiler mi bu dünyadan göçüp gidiyor? Merak etme, kötüler de gidiyor ama gittikleri fark edilmiyor.

**Elini vereceğin kişiyi ve elini sokacağın yeri çok iyi seç.

**Kötülerin meclisinde hainlerin ve zalimlerin yeri başköşedir. Gafiller ise orada sadece çaycılık yapabilirler.

**Susulacak ve konuşulacak yerleri iyi bellemeli. Bunları birbirine karıştırmak yani susacakken konuşmak, konuşacakken susmak kişinin başına ciddi sorunlar açabilir.

**Başkasının olan değil, benim olan en iyidir.

**Her kötü mutlaka bir şeyler saklamaya çalışır. Mesela hısızın çaldığını, katilin öldürdüğünü saklamaya çalışması gibi…

**Kötü alışkanlıklar, kişiyi dibe doğru çeken bir girdap gibidir. O nedenle bunlardan kurtulmak çok zordur, ama imkansız da değildir.

**Kötümser insan, bugün değilse bile yarın mutlaka bir hastalığa yakalanacaktır.

**İyilikte yarışıyorsan birinciliği kimselere kaptırma, kötülükte yarışıyorsan sonuncu olduğunda sevin.

 

 

 

 

Kadın ve Erkek

** Kadını aşağılarda bırakıp da zirveye tırmanan toplum yoktur. Ama kadının zirveye çıkardığı toplum çoktur.

** Bir kadına zekâsı dolayısıyla mı yoksa güzelliği dolayısıyla mı iltifat etmeli?

** Bir rivayete göre, kadın yaratıldıktan sonra ilk icat edilen eşya “ayna” olmuş!

** Kadının susması, kopacak fırtınanın habercisidir. Tedbirli olmalı!

** Nice kadın düşmanları gördüm, kadın için deli oluyorlardı.

** Melek aramıyorum, Pamuk Prenses olsun da istemiyorum; sadece kadın olsun, ama benim olsun.

** Erkek öyle sanır; ama erkek kadını seçen değil, kadın tarafından seçilendir.

** Kim ne derse desin kadınlar, erkeklere göre daha yaratıcıdırlar.

** Kadınları bana sen anlatma! Onlar nasılsa kendilerini anlatacaklardır.

** Herkes kötü yola düşmüş olan kadına veryansın ediyor. Peki, o kadını kötü yola düşürenlerden ne haber?

** Bir kadının ilk aşkı olman, onun ilk kocası olacaksın demek değildir.

**Kadına şiddet uygulayan, kadının özgürlüğünü kısıtlayan, kadına ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapan bir millet “Medeni” olma vasfını hak etmemektedir.

**Sevişirken, savaşırken, tarlada çalışırken kadını yanında istersin de dolaşırken, yaşarken neden istemezsin?

**Kendileri odun gibi olan bazı kızlar, beğenmedikleri erkeklere “Balta!” diyorlar.


 


 


 


 


 


 


 

Kişilik

** Başkalarına verdiklerin, başkalarından aldıklarından daha önemlidir. Aldıklarının kişiliğine katkısı birse, verdiklerinin bunun birkaç mislidir.

** Kendi tükenmiş olan kişi, başkalarını da tüketebilir.

** Değiştirmeye kendinden başla ve bir müddet kendinle devam et.

** Mutluluğun bir öğretmeni, bir reçetesi veya sihirli bir formülü yoktur. Bir yöntemi vardır, onu da kişinin kendi bulmalıdır.

** Övgüye değil, övgünün nereden ve kimden geldiğine bak.

** Bana “Kendini bil!” diye öğüt veren kişi, sen kendini biliyor musun?

** Yanında kendini ezik ya da borçlu hissedeceksen, o kişiye sırrını verme.

** Güvenmediğin kişi ile birlikte yola çıkma gafletini gösterdiysen, başına gelebileceklerin en azına razı ol ve bu yolculuğu hemen sonlandır.

** Seni kullananlar da, seni sevenler de, sana düşman olanlar da aynı dili konuşabilirler. O nedenle kimin ne olduğunu anlamak için ayrıca gözlerine de bak.

** Önyargı, çok yüksek bir duvardır. Önyargılı kişinin bu duvarı aşmaya niyeti yoktur. Ama başkalarının da aşmasına izin vermez.

** Laubali kişi çamur gibidir; hayatınıza yapışır, temizlemek için çok uğraşmanız gerekir.

** Seni hak etmeyene kendinden bir şeyler verme; seni hak edenin ise dizinin dibinden ayrılma.

**Bugün bir kişiyi satın mı aldın? Aynı kişi yarın bir başkası tarafından da satın alınacaktır.

** Gölgesi seni rahatlatan kişiyi, hiç düşünmeden arkadaş olarak seçebilirsin.

** Şöhretin bedeli, kişilikten verilen tavizle ödenir. Başka da bir ödeme yolu maalesef yoktur.

** Kişiliksiz insan yoktur. İyi ya da kötü her insanın mutlaka bir kişiliği vardır.

**Gidilen yolun uzunluğu sadece metre cinsinden değil, gidilen yer ve kişi bakımından da değerlendirilmeli. Yollar aynı metrededir ama birine çabucak giderken diğerine gidiş uzun sürebilir.

**Çamur attığın kişi, sana gül atarsa ne yapacaksın?

**Yağmurun rahatlatıcı, huzur veren, mutlu eden bir sesi olduğu gibi sinirleri bozucu, paniğe sürükleyici, korkutucu bir sesi de vardır. Bu yağmurun yağma hızına göre değişebildiği gibi kişinin o anki psikolojik durumuna göre de değişebilir.

**Sorgulamayan kişi, bütün doğruları bildiğini zanneden bazen sempatik bazen de antipatik olabilen büyük bir budaladır.

**Her şeyi bildiğini iddia eden kişi, hiçbir şeyi bilmediğini söyleyen kişinin yanında bir cüce gibi kalır.

**Başkalarını kabullenemeyen, başkalarına empati yap(a)mayan, başkalarını anlamayan, başkalarının yerine kendini koyamayan, başkalarına karşı hoşgörü göstermeyen kişi başkalarından da saygı beklemesin.

**Asıl üzüldüğüm güvendiğim kişinin ihaneti değil, güvenimi kaybetmiş olmamdır.

**Bugün sattığın kişiyi, yarın almak istediğinde onu alacak paranın henüz icat edilmediğini anlayacaksın.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mutluluk

** Sabır ağacının dalları hoşgörüdür; meyveleri ise sevgi, başarı ve mutluluktur.

** Mutlu ya da mutsuz olduğundan emin değil misin? Bak bakalım, içindeki karanlık her ışığı boğuyor mu, yoksa içindeki aydınlık hiç kararmıyor mu?

** Mutsuz insanın gözleri ve kulakları, her türlü güzelliğe kapalıdır.

** Sefalet, mutsuzluğun asıl nedeni değildir; ama mutsuzluk sefaletin asıl nedenidir.

** Mutsuzluk eğriyi doğru, doğruyu yanlış, güzeli çirkin görmeye yol açar.

** Aptallarla bir arada yaşamaya başladığında önce onları eleştirir hatta kızarsın. Sonra ne kadar da rahat ve mutlu oldukları dikkatini çeker. Bu nedenle belki de onlara imrenirsin. Daha sonra çözemediğin sorunlarla karşı karşıya kaldığında onları taklit edersin, mutlu görünmeye çalışırsın yani aptal numarası yaparsın. Bunun bayağı işe yaradığını anlayınca da sık sık tekrarlarsın. En sonunda ise artık, sen de tam bir aptalsın!

** Anılarından kaçamazsın, onlar senin gerçeklerindir. İçlerinde utanç duydukların, “Keşke yapmasaydım.” dediklerin olabilir. Buna karşılık hatırladıkça seni mutlu edenler, “İyi ki öyle yapmışım.” dediklerin de vardır.

** İnsan, başkalarını mutlu ederek de mutlu olabilir.

** Haddinden fazla kişi tarafından sevilmek de bir mutsuzluk nedenidir.

** Geçmişle avunuyorsan şimdide de mutsuzsun, gelecekte de feryat edeceksin demektir.

** İyilik tohumları ek, yeşermesi konusunda umutsuzluğa sakın kapılma. Baksana nifak tohumları ekenlerin bile, yeşereceğine dair umutları var.

** Son otobüsü kaçırdım diye üzüleceğine, belki ek sefer konmuştur diye umut besle.

** Umutsuzluk verdiğin kişi, hem kendine hem başkalarına hem de sana zarardır.

** Beklemek zordur, sabır gerektirir; meyvesi tatlıdır, mutluluk verir.

** İyi olmayıp da mutlu olan, bir tane bile insan var mıdır?

** Yoksul zenginliği; zengin huzuru, mutluluğu ve güveni ister. Ama sadece ister ve bu istek tam bir ömür sürer.

** Başkalarının mutluluğu ile övünen, kendi mutsuzluğunu saklamaya çalışıyor demektir.

** Kimseye borcun yoksa, minnet duymuyorsan, muhtaç değilsen, yardım dilenmiyorsan, yalvarmıyorsan yeryüzünün en mutlu insanı sensin demektir.

** Fırtına dindikten sonra rahatlama, sevinç, hatta mutluluk duyulur. Bu güzellikleri yaşamak için illâki fırtına mı gerek?

**”Neden mutsuzum?” Diye soran kişi, mutlu olmak için gereken ilk adımı atmış demektir.

**Kafanız bedeninizi idare ediyorsa ne mutlu size; yok bedeniniz kafanızı idare ediyorsa vay halinize!

**Dünyayı umursamıyorsan ya çok mutlusundur ya da tam tersi…

**Sonraya erteleme; şimdi mutlu ol. Sonra ne ile karşılaşacağını biliyor musun?

**Mutluluk mu arıyorsun? Nerede? Başkalarında mı? Bulamazsın… Çok daha kolay bir yol var: Bir de kendinde ve hemen yanı başında ara…

**Sadece kendini mutlu etmek için evleniyorsan, yanlış yapıyorsun. Evlendiğin kişiyi de mutlu etmek için evlen.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ölüm ve Korku

** Kimi ölüleri dirilere, kimi de dirileri ölülere tercih ediyor. Bence bırakalım hepsi yerlerinde kalsınlar.

** İçimdeki beni öldürmeme yardım eden suç ortaklarım, sizler de en az benim kadar cezayı hak ediyorsunuz.

** Ölüm hiç kimseye çok şey kaybettirmez. Ölümün herkese kaybettireceği sadece yaşadığı şu andır.

** Korkma! Öldüğünde sen dünyayı bırakıyorsun, dünya seni bırakmıyor.

** Ölüm habersiz gelirmiş, ama çok ender de olsa, ölümün randevu verdiği kişiler de vardır.

** Ölüm kapımı çalarsa ona vereceğim cevap hazır: Başka kapıya…

** Ölüm, bedenin ışığının sönmesidir.

** Ölenleri övebilirsin, nasıl olsa artık senin rakibin olamazlar…

** İnsanlığın öldüğü yerde; ahlâksızlar, hırsızlar, eşkiyalar, katiller doğuyor demektir.

** Günler insan gibidir. O nedenle bazıları yorgundur, bazıları mutsuzdur, bazıları deli doludur, bazıları hüzünlüdür, bazıları yeni doğmuştur ve bazıları da ölmek üzeredir.

** Güzel varken çirkini görüyoruz, gördüğümüz yetmiyor bir de çirkinliklerden yakınıyoruz. İyiler varken herkesi kötü zannediyoruz. O zaman da doğal olarak yaşamak varken ölü gibiyiz.

** Ortalığı ölüm sessizliği kapladığında insanlar, rahat öleceklerini sanırlar. Oysa o sessizliğin arkası şiddetli bir gürültüdür.

** Ölümün iyi yanı, kötülerin de ölecek olmasıdır.

** Ölüler sevdiklerini ziyaret etmek için sık sık gelirler. Hiç mi görmedin? Sen görmeyi bilmiyorsan kabahat kimin?

** Bir gün öldüğünde senin hakkında hayatını değil, insanlığını tüketip tüketmediğine bakılarak karar verilecektir.

** Dirinin ölüyle karşılaştığında çoğunlukla ilk tepkisi korku oluyor. Acaba ölünün diriyle karşılaşması herhangi bir tepkiye yol açıyor mu?

** Öldükten sonra da yaşamak istiyorsan, bu gök kubbede bir hoş sada bırak.

** Dünyaya gelmeden önce bilinmeyen bir yerde uyuyordun. Dünyaya geldin uyandın. Dünyada hep uyanık dur. Çünkü öldükten sonra da bilinmeyen bir yerde uyumaya devam edeceksin.

** Ölüm üzerine ahkâm kesenler (ben de dahil), siz hiç öldünüz mü?

** Öldükten sonra unutulmamak için bazı insanların yaptıklarını gördükten sonra, tercihimi unutulmaktan yana kullanmak istiyorum.

** Hiçbir onursuz, onurlu bir yaşam süremez ve onurlu bir ölümü hak edemez.

** İyi insanların sessiz kaldığı bir ülke mezarlık gibidir; ölmeye hazırlık yapmak gerek!

** Ölümsüzleşmek veya en azından şöhret sahibi olmak için kendini feda ediyorsan, pisipisine gittin demektir!

** Aslında diriler ölülerle pek ilgilenmez ve uğraşmaz. O nedenle de ne kadar kötü olursa olsun dirilere göre, her ölü çok iyidir.

** Sen ölünce her şey ölecek. İnanmıyorsan dene…

** Sevgili filozoflar, ölüm üzerine ahkâm kesmek çok kolay; asıl zorluk ölmekte.

** Korkma, bu gök kubbede her ses bir yankı bulur. Yeter ki ses ver!

**Ölünceye kadar beni asla terk etmeyeceğinden emin olduğum tek bir şey var: Gölgem.

**Eşitsizlik dün vardı, bugün var ve yarın da var olacak. Gerçek eşitlik sadece ölüm ile sağlanacak.

**İnsanoğlu uçakta değil, ama türbülansa yakalanmış. Ölüm korkusu tüm benliğini kuşatmış. Bunu unutmak için varış noktası olmayan bir yarışta koşuyor koşuyor…

**Varolanların hepsinin içinde “varlık enerjisi” bulunmaktadır. Bu enerji bitmez, yok olmaz. Sonsuza kadar dönüşüm halindedir. O nedenle gerçekte ölüm diye bir olgu yoktur. Ölüm insan zihninin bu dünyada yaşarken uydurmuş olduğu bir şeydir. Onun için “ölüm” kavramını lügatlerden çıkarmak gerekir. Ölen hiçbir canlı yok ki insan da ölsün! Her canlı dün vardı, ama şekli bugünkünden farklıydı. Bugün zaten var olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Yarın da var olacak, ama dönüşerek. Yani şekli bugünkünden farklı olarak… Ölümün olmadığı düşüncesi; itiraf etmek gerekirse biraz işime geliyor, daha değişik ifade edecek olursam hoşuma gidiyor…

**”Sakin ol, soğukkanlılığını kaybetme. Evet, fark ettiğin gibi ölüyorsun. Haydi, hayata son bir kez gülümse!” diyordu ölürken…

**Değişimden korkmamaya başladıysan, sen de değişiyorsun demektir.

**Korkularınız sizi yok etmeden, siz korkularınızı yok edin.

**Lütfen ışıkları kapatınız, aramızda aydınlıktan korkanlar var!

**Gölgenden korkuyorsan yüzün, gölgene tapıyorsan arkan hep güneşe dönüktür.

**”Elveda!” demekten korkma; her elvedanın arkasında yeni bir buluşma saklıdır.

**Bana benzeyen biri karşıma çıkacak diye çok korkuyorum!

**Kan döken, ömrünün sonuna kadar kanının döküleceği korkusuyla yaşamak zorundadır.

**Korkaklar sanki çok önemli bir meziyetmiş gibi, hemen hemen her konuda ömürlerinin sonuna kadar tarafsız kalmaya çalışırlar.

**Söylediklerin ve yaptıkların; duyulmayacak ve görülmeyecek diye korkma! Öyle şeyler söyle ve yap ki sağır kulaklar bile duyabilsin, kör gözler bile görebilsin.

**Neden korktuysam, o mutlaka başıma geldi. Sonra bir yol buldum: Korkuya kafa tuttum. Şimdilerde ise o benden korkuyor.

**O kadar azametli bir gururun var ki, bırak sana yaklaşmayı; senin bulunduğun şehirde dahi yaşamaktan korkuyorum. N’olur yükseklerden biraz aşağılara in! Ayaklarının altına bir bak, bakalım orada ne göreceksin...

**Kelimeler üşür, terler, ıslanır, ağlar, korkar, üzülür, güler… İnanmıyor musun? Öyleyse sen okuyorsun ama anlamıyorsun!

**Korku üretmekte çok becerikliyiz. Çünkü yaşamdaki hayali korkular gerçek korkulardan kat be kat fazladır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Özgürlük

** Fazla bir şey istemiyorum: Bana çocukluğumdaki özgürlüğü verin, yeter.

** Özgürlüğün ne olduğunu özgür bir insan sana anlatamaz. Gerçekten öğrenmek istiyorsan, git de bir tutsakla konuş.

** Tutkulu insan, özgür olduğunu zanneden zavallı bir mahkûmdur.

** Bedenini esir alıp zindana attılar; ruhu buna aldırış etmeden özgürlük dünyasında yaşamını sürdürmeye devam etti.

** Özgürsün. İstediğini yapabilirsin, başkalarının özgürlüğünü kısıtlamak hariç.

** Karıncadaki sabrı, kuştaki özgürlük tutkusunu istiyorum.

** Özgürlüğünden vazgeçen, özgürlüğü asla hak etmemiştir.

** Gerçeğe ulaşmak isteyenin, özgür bir beyne ihtiyacı vardır.

** Özgürlük yağmurlarının yağdığı yerlerde, sevgi tohumları yeşerir.

** Özgür olmayan bir insanın hayalleri, rüyaları hatta şarkıları hep özgürlük üzerine değilse, köle olarak ölecek demektir.

** Umutsuz, çaresiz ve bezgin insanlar kendileri için bir kurtarıcı bekliyorlardı ama kendilerini kurtaracak olanın gene kendileri olduğunun maalesef farkında değillerdi. O yüzden de bekleyişleri bazen bir ömür boyu sürüyordu.

** Özgür bir insanın yapacağı özgürlük tanımı, eksik kalacaktır.

** Gerçek özgürlük, her istediğini yapmak değildir; yapmaman gerekenleri yapmamaktır.

** Demokrasi, kendini koruma yeteneği çok zayıf olan bir rejimdir. O nedenle demokrasi ve özgürlük düşmanlarının, faaliyetlerini en iyi sürdürebilecekleri yerler demokratik ülkelerdir.

** Başkalarınınkine kendi özgürlüğünden fazla değer vermiyorsan, boşu boşuna özgürlük nutukları atıp durma!

** Hiçbir ulus, başka bir ulus için özgürlük mücadelesi vermez.

** Özgür olmayan kişi, yaptığı davranışlardan sorumlu değildir.

** Başkasına zarar vermenin, özgürlükle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur.

** Özgürlük, verilen bir mücadelenin sonunda kazanılır. Kazanılan bu özgürlüğü korumak, devam ettirmek için de mücadele etmek gerekir; hem de öncekinden daha fazla…

** Özgürlük anlatılmaz, yaşanır.

**Zafer kazandım diye seviniyor; oysa özgürlüğünü kaybetmiş haberi yok.

**Özgürlüğü, özgürlüğün değerinden habersiz olanlardan isteyemezsiniz.

**Tırtıl özgürlüğüne kavuşmak için, kelebek olmayı beklemek zorundadır.

**İçinde dogmalar dolaşıyorsa o beyinler özgür değil, zapt edilmiştir.

**Ne düşündüğünü hiç çekinmeden, açık ve seçik bir şekilde söyleyebiliyorsan özgürsün demektir.

**Küllerimi dağlara, ormanlara savurun, ben oralarda yaşayacağıma ve yaşatacağıma inanıyorum. Küllerimin her zerresi başka başka yaşamların gıdası olacaktır. Ruhumun özgürlüğe olan susuzluğunu ben gideremedim, belki de o yeni canlar gidereceklerdir!

**Diktatörler çok kötü özgürlük masalları anlatırlar, ama gene de birçok insan bu masallara inanır!

**O, önce bir özgürlük savaşçısıydı; sonra bir özgürlük düşmanı oldu. Ne de olsa insan işte!

**Özgürlüğün önündeki en önemli engel inançtır.

**Bir kölenin sadece prangalarından kurtulmuş olması, onun gerçek anlamda özgür olduğunu göstermez.

**İnsanın kafasının içinin özgürleşmesi, bedeninin özgürleşmesinden çok daha önemlidir.


 


 


 


 


 


 


 


 


 

Para-Sağlık

** Paran değil, diğer sahip oldukların gerçek övgü nedenin olmalıdır.

** Parayı kendinin hizmetkârı yapmazsan, sen onun hizmetkârı olursun.

** Para ile satın alınan her şey gene para ile satılabilir. Buna makam, sadakat ve itibar da dahildir.

** Parayı ele geçirmek zor, elden çıkarmaksa kolaydır.

** Paranın gücünü inkâr edenler, parasız kaldıklarında hatalarının farkına varırlar; ama paraya tapanlar, ömürlerinin sonuna kadar tapınmaya devam ederler.

** Yazan ne bekler? Takdir mi, iyi bir statü mü, para mı? “Öylesine yazdım işte!” diyenlere de rastlanır; hadi canım sen de! Yoksa karşımda Franz Kafka mı var?

** Para kazanmanın tek yolu çalışmak değildir; onlarcası daha vardır. Çalışmanın da tek amacı para kazanmak değildir; yüzlercesi daha vardır.

** Fakir para bulmak, zengin ise para kaybetmemek peşindedir.

** Kalp zenginliği, fakirin tesellisidir.

** İnsanî değerlerinden vazgeçmedi isen, zengin olmanın yollarından birine girmeyi de deneme.

** Adamlar gaipten haber verip yıllar öncesinden olacak olan olayları tahmin ettiklerini söylüyorlar da, nedense toprağın sadece birkaç metre altında saklı olan hazineleri bulup çıkartıp zengin olamıyorlar!

** Şanslıların başına devlet kuşu konar da, şansızların başına neden hep kuş s…r?

** Cimriler en fedakâr insanlardır, çünkü hep başkaları için biriktirirler.

** Cimrilikle tutumlu olmak çoğunlukla birbirine karıştırılıyor. O nedenle bazıları kendilerine cimri denmesin diye, cömertlikte aşırıya kaçıp varını yoğunu tüketebiliyor.

** İyimserlik; bir tutam tembellik ve iki tutam pısırıklıktan ibaret sağlıklı bir yemektir.

** Ruh ve beden sağlığı karşılıklı etkileşim içindedir. O nedenle bedensel rahatsızlıkları tedavi ederken ruhu göz ardı etmemek gerekir.

** Kendi sesinin yankısından hoşlanana, ben narsist derim.

** Ruhtaki rahat ve rahatsızlık hemencecik bedene, bedendeki de ruha yansır.

** Şiddet hastalıktır. Bu hastalığa yakalanmış olan bireyler ve toplumlar şiddet uygulamaktan kendilerini alamazlar. Bu hastalığa önce adaletle şok tedavisi uygulanmalı, daha sonra sevgi ilacı ile tedavi sürdürülmelidir.

**Paranın adam yaptıkları olduğu gibi, para için her şeyi yapan adamlar da vardır. Ancak, adamın para yaptıkları ve adam için her şeyi yapan para yoktur. Ne dedim ben şimdi? Kusura bakmayın, ama benim de saçmalama hakkımın bulunduğunu teslim edin lütfen…

**Meşhur olmak uğruna sattığını, meşhur olduktan sonra alabilecek parayı bulamazsın.


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 

Sanat

** Sanatçının kusurunu, ayıbını eseri örter.

** Sanat katı gerçekleri yumuşatır, acıları azaltır, gülmeyen yüzleri güldürür; bazen de acıtır hatta ağlatır.

** Heykeltıraş, taşın içine saklanmış olan güzelliği görür ve onu diğer insanlara da göstermek için çalışır.

** İlham mı geldi? Aman geç kalma, hemen kaydet. Yoksa en ufak bir iz bile bırakmadan uçar gider.

** Hayaller ölmez, yaşar. Yaşamakla da kalmaz yaşatır.

** Mizahın gücü nice diktatörleri, zalimleri yerle bir etti.

** Güzeli ve güzelliği görmek sadece göz değil, aynı zamanda bir yetenek işidir.

** Gülümseyen bir yüzün verdiği rahatlığı, hiçbir yerde bulamadım.

** Sen görmüyorsun diye güzellikler yok mu?

** Gece, üzerine çöktüğü çirkinlikleri bile güzel gösterebilen sihirli bir perdedir.

** Balyozunu hızla kayaya vuran heykeltıraş, kayanın içinde gizli olanı gördüğü için böyle acele etmektedir.

** Güzellik ya apaçıktır herkes görebilir, hissedebilir; ya da gizlidir görebilen ve hissedebilen varlığından haberdar olabilir.

** İlham, nadiren gelen ama yakalanmamak için çok hızlı kaçan bir peridir.

** Bence senden bahsetmeyen şarkıların hiç biri güzel değil, seni resmetmeyen ressam bozuntusu da bana göre sanatçı değil…

** Sanatçı, kendindekini kendiliğinden verendir.

** Sanattan fayda beklenmez. Bekleniyorsa o sanat değil zenaattir.

** Sanat, ruhta var olanları somutlaştırmaktır.

** Bed sesli biri, koroda söylerken kendini büyük bir ses sanatçısı zannedebilir.

** Yaşamak, sanatçısı en az olan bir sanattır.

** Sanat için iki şey gerek: Doğa ve insan.

** Sanata esir olan esaretinden asla yakınmaz.

** Eğitimci isen çocuktan ders al, anne-baba isen çocuktan öğren, sanatçı isen çocuktaki yaratıcılığı gör.

** İlham, sanatçının hafif sarhoşluğudur.

** Bilim ve sanat bir ülkeye kendiliğinden gelmez, getirilir.

** Şakşakçısı olmayan megalomanyak yoktur, buna karşılık alkış almayan sanatçı ise çoktur.

** Şovmenlik bir sanatsa, siyasetçiler de sanatçıdır!

** Güzel söz söyleme sanatını öğretmeye çalışanlara çok rastlanır da, güzel söz dinleme sanatını öğretmeye çalışan pek bulunmaz.

** Güzel, kendiliğinden mi güzeldir? Hayır. Sana göre, bana göre, ona göre güzeldir. Çünkü sen, ben ve o olmasak, güzelliğin farkına kim varacak?

**Her sanatçı, ömrünü evrensel güzelliği aramakla geçirir. Bulabilir mi? Hayır, ama bulduğunu zannedebilir.

**Dini tacirlere, devleti hainlere, bilimi zalimlere, sanatı edepsizlere teslim etmeyiniz.

**Sanatçı, kendi bileklerindeki zinciri değil; insanların düşüncelerine vurulan zinciri kırmaya çalışır. Bunda başarılı da olur. Başarı belki şimdi, belki on sene sonra, belki de yüz sene sonra ama mutlaka gelir.

**Birçok insanın farkına bile varmadığı bazı olaylar sanatçının dikkati çekebileceği gibi, yüreğini de sızlatabilir. Görülmeyeni görmek, hissedilemeyeni hissetmek… İşte sanatçı budur.

**Evrenin sırlarını kısmen bilenlere sanatçı denir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Savaş, Barış ve Zafer

** Gemisini terk eden kaptan da, savaş meydanından kaçan komutan da geride bıraktıkları için üzüntü duymaz.

** Bir ulusu savaşmadan yok etmek isterseniz, tarihinden kahramanlarını ve âlimlerini çıkarınız.

** Cahille oynaşırken, nankörle paylaşırken, güçlü ile savaşırken dikkatli ol!

** Savaşı kötüler başlatsa da, iyiler bitirmek zorundadır.

** Attığın bir bombanın parasıyla kaç tane aç insan doyar, biliyor musun?

** Önce kendinle barış ki, sonra diğer insanlarla barış içinde yaşayabilesin.

** Barışın muhafazası, savaşın devamından daha zordur.

** Gerçekten bağımsızlık için savaşan bir ulus, er veya geç ona mutlaka ulaşır. Bağımsızlığa ulaşmayı isteyen bir ulusu engelleyebilecek hiçbir güç yeryüzünde yoktur.

** Cehaleti lanetlemen yetmez; savaşmalısın. Hem de varını yoğunu ortaya koyarak savaşmalısın. Bunun kolay bir savaş olmayacağını da hiç aklından çıkarmamalısın.

** Üretilen her yeni silah, öncekilere göre daha fazla insan öldürme özelliğine sahipken, dünyada savaşın yakın bir gelecekte biteceğini söylemek olsa olsa sadece iyimser bir beklentidir.

** Cephedeki savaşı değil, insanoğlunun açgözlülüğünü, hırsını bitirebildiğimiz gün gerçek sulh sağlanmış olacaktır.

** Savaşa karşı verilen savaş; en zor savaştır.

** Doğrunun ne olduğunu bilmek, kişiye yanlışla da savaşmak görevi yükler.

** Savaşanların çoğu savaşmak istemezler. Buna rağmen gene de savaşırlar.

** Kapitalizmin savaş makinesinin yakıtı “çıkar”dır.

** Nefsini bir kere yendin diye ona karşı zafer kazandığını zannetme, nefis ile savaş bir ömür boyu sürer.

** Cehaletle cenk eden savaşçıya, aydın denir.

** Savaş komutansız kazanılmaz. Hayat da bir nevi savaştır. Bu savaşın komutasını sen almalısın.

** Kendisiyle barışık değil, kalkmış dünya ile barışmaya çalışıyor.

** Yoksulluğa başkaldıran sadece yoksullarsa, zafer de şüphelidir.

**”Savaş kötüdür.” deriz ama gene de savaşırız.

**Kendinle barışık değilsen, diğer insanlarla da savaş halindesin demektir.

**Çocukların hastalıktan, açlıktan, ya da savaş yüzünden öldüğü bir dünyayı reddediyorum. Bunlara sebep olanları ve sessiz kalanları ise lanetliyorum.

**İnsanlar savaşları bitirebileceğe benzemiyor, öyleyse savaşların insanları bitirmesi kaçınılmazdır.

**Savaş kötüyse savaşanlar daha da mı kötüdür?

**Çevresiyle ve kendisiyle barışık olmayan kişi, savaş çığırtkanlığını çok iyi becerir.

**Ey dünya savaş patronları! Siz bu işi çok iyi biliyorsunuz. O nedenle size bir teklifim var: Gelin bir kere de yoksulluk için savaşın.

**Savaşın rantı gözleri kör ettiğinden can kayıpları görülmez.

**Savaşmak için neden çok, barış yapmak için istek hiç yok…

**Artık savaşın, savaşanlara bir getirisi yok. Bütün getiri savaştıranlaradır. Savaşanların hepsi de kendileri istedikleri için savaşmıyorlar. Hangi savaşa bakarsanız bakın etrafta en az bir tane savaştıran olduğunu göreceksiniz.

**Karnı tok olan aslan, bir metre ötesinden geçen ceylana başını çevirip bakmıyor bile. İşte doğa bu örnekte de olduğu gibi dünyamızda savaşı bitirmenin yolunu bize gösteriyor: Tüm insanların karnı doyarsa barış gelir. Tabii bu sözümüzün geçerli olabilmesi için aç gözlü kapitalistleri hariç tutmak gerekiyor…

**Dünyaya barış ve huzurun gelebilmesi için zenginlerin doyması şart. Bu da yakın bir zamanda mümkün görünmediğine göre…

**Yumruklarını sıkmış “Gel barışalım!” diyor…

**Sadece yenilginin değil, zaferin de küçülttüğü insanlar vardır.

**Düşmanını tam olarak, sana karşı zafer kazandığı zaman tanıyabilirsin.

**Zaferi sahiplenen herkestir, yenilgiyi sahiplenen hiç kimsedir. Öyleyse zafer herkesindir, yenilgi ise hiç kimsenin.

Sevgi

** Sevginin ne olduğunu tam olarak anlamayan insan çoktur; ancak sevgiye ihtiyacı olmayan insan yoktur.

** “Atın üzerine binip bir gün sana geleceğim.” diye bana söz veren sevgili, onca yıla rağmen hâlâ gelmedi. At mı bulamadı, yol mu?

** Sevgilin seni terk mi etti? Olsun. Sen de onu unut gitsin! İşte ödeştiniz…

** Çocuğun sevgisi kadar gerçek sevgi, hüznü kadar gerçek hüzün, isteği kadar gerçek istek, sevinci kadar gerçek sevinç var mıdır?

** Gönlünü arıtıp, yıkamak istiyorsan sevgi suyunu kullan.

** Sevgi almaya çalışırsan hayal kırıklığı yaşayabilirsin; verirken bu ihtimal çok azdır.

** Gül, dikenim var diye ağlayıp sızlanmazken, sen niye sevgilin var diye dertleniyorsun?

** Kin derttir yani hastalıktır; şifası yani ilacı da sadece sevgidir.

** Gelişiyle sevindiren sevgili, gidişiyle de üzecektir.

** Sevgi ve merhamet dilenciliği yapma; çünkü zırnık bile alamazsın.

** Gücün yettiğince sev; çünkü sevgi sana güç olarak geri dönecektir.

** Sevgi nerede? Sevgi her yerde; yeter ki bakmayı ve ondan da daha önemlisi görmeyi bil!

** Talep sevginin kurdudur. İçin için ve yavaş yavaş sevgi ağacını yer, bitirir.

** Sevgi ağacı güzeldir, meyve veren sevgi ağacı daha güzeldir, meyvelerinin tohumları toprağa düşen sevgi ağacı en güzeldir.

** Sevgi; öğreticidir, motive edicidir, paylaştırıcıdır, kucaklayıcıdır, iyileştiricidir, sakinleştiricidir, huzur vericidir, güzelleştiricidir, yol göstericidir.

** Herkes sevgiden yana görünüyor, herkes sevgiden bahsediyor; ama sevgi vermeye gelince ortalıkta kimseler görünmüyor.

** Bir kere sev, tam sev, diyorlar. Dünyada sevilecek şey bu kadar az mı, ya da biz sevmeyi mi bilmiyoruz?

** Bir ömür boyu onu sevdi, ama bir kere olsun “Seni seviyorum.” demedi. Deseydi ne kaybederdi? Hiç… Belki de bir kalbe giremese bile, o kalbin sempatisini kazanırdı.

** Seni sevdiğinden şüphe ediyorsan, o ilişkiyi hemen bitirmelisin. Yoksa zaten şüphe o işi yapacaktır.

** İnsan önce sevdiklerine ulaşmak için köprüler, düşmanlarından korunmak için duvarlar yapıyor. Sonra köprülerin ve duvarların bazıları yıkılıyor, bazıları da yer değiştiriyor.

** Sevmek cesaret ve yürek işidir, o nedenle her seven gerçekten kahraman bir kişidir.

** Balık oltayı sevdiğinden mi ona yapışıyor?

*Sevgi eken, sevgiden başka bir şey toplamaz. Sevgi tarlalarında ayrık otu bulunmaz.

**Kalp göz göz olmuş, hicran gönlümü kaplamış; yiten sevgi bir hatıra, yitirilen sevgili bir roman olmuş...

**Gökten nağme ile birlikte sevgi yağdı, kimi insanlar sırılsıklam, kimi ise kupkuruydu....

**Gönlü viran eden hicranın yol açtığı yalnızlık, diğerlerinden farklıdır. Âşık bu yalnızlıkta sevgilisinin hayaliyle birliktedir.

**Gözün kendini görebilmesi için aynaya, ağzın söylediklerini duyulabilmesi için kulağa, kalbin de atabilmesi için sevgiye ihtiyacı vardır.

**Sevgilinin hasreti, aşığın can suyudur.

**Çiçeği gözünle, çocuğu sözünle, sevgiliyi kalbinle sev.

**Kalbi sevgi ile dolu olanların kalp doktoruyla işi olmaz.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Toplum-Siyaset

** Toplumsal yaşam, bireyselliğe ve özgürlüğe sınırlı bir oranda müsamaha gösterir.

** Bireysel ahlâkı en iyi şekilde uygulamadan toplumsal ahlâk çöküntüsünü engelleyemezsiniz. Sağlıklı bir toplum, ahlâkî değerleri benimsemiş bireylerden oluşur.

** Çoğunlukla etrafta ya demokrasi karşıtları, ya demokrasi şaklabanları ya da demokrasiyi kendi çıkarları için kullananlar vardır. Peki, gerçek demokratlar nerededir? Onlar ise köşelerine çekilmiş gerçek demokrasi hayali kurmaktadırlar.

** Fırkalara bölünüp de birbiriyle kavga eden insanlar “Köle köleye düşmandır, efendisine değil.” yargısının kanıtıdır.

** Yeryüzündeki milyarlarca insan arasında birbirinin aynı olan iki kişi bile yokken, insanları fabrikasyon malı haline getirmeye çalışan kişi ve rejimler vardır.

** Dört çeşit siyasetçi vardır: 1- Acemi siyasetçi: Yemez, yedirir. 2- Kurnaz siyasetçi: Yer, yedirmez. 3- Bonkör siyasetçi: Hem yer, hem yedirir. 4- Bilge siyasetçi: Ne yer, ne yedirir.

** Kralların sofrasında oturmak için, yalakalık yapmaya değer mi?

** Bugün siyasetçilerin kucağına oturan yazarların, yarınki yeri siyaset çöplüğüdür.

** Kapitalist, bire mal ettiğini bine satamazsa zarar ettiğini düşünür.

** Gerçek demokrasi hangi dönemde vardı ki, şimdi de olsun?

** Hem Kapitalist sistemi benimsemek hem de insanların bencilliğinden yakınmak, yarabbim ne büyük bir çelişki!

** Dava adamı, ödeyeceği bedelin miktarını hesaplamaz, sadece bir bedel ödeyeceğini bilir. Zaten ödeyeceği bedelin miktarını hesaplayana da dava adamı değil, ticaret adamı denir.

** Başkalarının ellerinde yükselenler, gün gelir başkalarının ellerinden aşağıya düşerler.

** Konuşmaktan yorulduğumda anladım ki kimse beni dinlemiyordu.

** Artık emeğin önemini kabul etmeyen yok; ancak şimdi asıl sorun emeğe saygı duyup duymamakta.

** Halk olarak seçime girer, seçilir. Seçildikten sonra ise elit olur ve halkı küçük görmeye başlar.

** İdare eden de idare edilir.

** Demokrasi masalını, demokrasiden çıkarı olanlar anlatırlar.

** Kapitalizm için en makbul insan en çok tüketendir, en makbul emekçi karın tokluğuna çalışandır.

** Devlet, iyi bir soyguncu olmasına rağmen hiç ceza yemez!

** İyilik, güzellik, doğruluk, ahlâk, hak, adalet ve hakikat her insanın özünde vardır. Özdeki bu değerleri işleyerek kendine, topluma ve insanlığa yararlı bireyler yetiştirebiliriz.

** Toplumsal yığınlar, kontrolü çok zor olan insan topluluklarıdır. Yakıp yıkmaya başladıklarında gündelik yaşamlarında çok korkak olan kişiler bile aslan kesilebilirler. Eylemleri bittikten sonra ise suçu işleyen topluluk olduğu halde, cezaya çarptırılan bireydir.

** Toplum ağaçtır, bireyler de bu ağacın yaprakları. Gün gelir yapraklar ölür, sonra yerlerine yeni yapraklar çıkar. Ağaç da yaşayabildiği kadar yaşar.

** İyiliklerin azaldığı bir toplum sarsılır, iyiliklerin bittiği bir toplum yıkılır, iyiliklerin arttığı bir toplum geleceğe güvenle yürür.

** Bir toplumda çok zeki insanların azlığı da çokluğu da derttir.

** Toplum sanata, sanat da topluma mutlaka bir şeyler katar. Hangisinin katkısının daha fazla olduğunun ise önemi yoktur. Çünkü er veya geç sanattakiler topluma, toplumdakiler de sanata gidecektir.

** Kapitalizm, egoist bireyler üreten en büyük ve en iyi fabrikadır.

** Küresel kapitalizmin amacı, hem metalden hem de et ve kemikten oluşan robotlar üretmektir.

** Komünist ideolojinin güç kaybetmesinin nedeni, insanlardaki sahiplenme duygusunu önemsememesidir.

** Kapitalizm önce insanı tepeden tırnağa güzelce bir soyar; sonra da ayıp yerlerini kapatması için bir-iki parça bez verir.

** Her insanda açlık, cinsiyet ve saldırganlık güdüleri vardır. Bunların frenlenmesi; belli kural ve değerler çerçevesinde, en uygun zamanda tatmin edilmesi gerekir. Toplumsal yaşam bireylere bunu öğretir. Güdülerin istendiği zaman, uluorta tatmini bireyi insanlıktan uzaklaştırıp hayvanlığa yaklaştırır.

** Her toplumda az veya çok mutlaka suçlu vardır; her suçta da az veya çok toplumun mutlaka payı vardır.

** Devletler zor kurulur, kolay yıkılır.

** Politikacı devlet adamı değildir. O nedenle devlet adamı her ne pahasına olursa olsun devleti korumaya çalışırken, politikacı kendinin ve taraftarının çıkarları için devlete zarar vermekten çekinmez.

** Binlerce yıldır köleydiler, binlerce yıl kurtarılmayı beklediler. Kurtulmayı denemedikleri için köle kalmaya devam ettiler.

** Her otorite baskı getirir. Bazı otoriteler baskı ile birlikte kural da getirir. Asıl sorun kuralsız baskı getiren otoriteye katlanabilmekte.

** Demokrasinin en zayıf tarafı, seçimi her şeyin önüne geçirmiş olmasıdır. Çünkü seçim, her zaman doğruyu, en iyiyi, en adili ortaya çıkaran bir yöntem değildir.

** Hainlerin makbul olduğu bir toplumda, ihanet en önemli meziyet yerine geçer.

** Sanatçıya değer vermeyen toplumlar, geleceklerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.

** Bir toplumda dalkavuk sayısının artması, o toplumun kötü yönetildiğinin kanıtıdır.

** Bazı toplumlarda gerçeği söyleyenler yok edilmeye çalışılır. Çoğunlukla bu başarılır da, ama gerçek asla yok edilemez.

** Hasta toplumları tedavi edebilecek bir hastane yok, ama bunların gömüldükleri mezarlık çok. İnanmazsanız arkeologlara sorunuz!

** Katı, değişmez kuralların kral olduğu toplumlar ilkel, geri kalmış toplumlardır.

** Her toplumda etik açısından üç çeşit insan vardır: Ahlâksızlar, ahlâklılar ve ahlâk budalaları.

** Kayıtsız kalmak, bitkisel hayata girmektir. Önemli toplumsal olaylar karşısında kayıtsızlıklarını sürdüren insanlara hayret etmeyiniz, kızmayınız. Çünkü onlar yaşamakla ölüm arasında bir yerdedirler…

** İrfandan yoksun insanların çoğunlukta olduğu bir toplumu bekleyen hüsrandır.

** Toplumsal yığınlar ileri zekâlıdır dersem herkes bana güler, normal zekâlıdır dersem hatır için yalan söylemiş olurum, geri zekâlıdır demeye ise dilim varmıyor!

** Toplumsal sınıf bilinci yaratmak istediğiniz kişi, ait olduğu toplumsal sınıf ile bütünleşemiyorsa tüm çabalarınız boşa gidecektir.

** Toplumdaki yerleşik tabuları; yerlerine yeni tabular koymak için yıkıyorsanız, boşuna zahmet ediyorsunuz demektir.

** Karikatür, güldürürken düşündüren birkaç çizgidir. Bu birkaç çizgi ezeni, sömüreni, haksızlık yapanı, ülkeyi kötü idare eden iktidarı, vurguncuyu, zorbayı korkudan tir tir titretme gücüne sahiptir.

** Özgürlükleri kısıtlayan demokratik bir rejim, faşizmin ikiz kardeşidir.

**Gaflet ve dalâlet içinde olup da bağımsızlığını koruyabilen, hatta tarihten silinmeyen toplum var mıdır? Gaflet ve dalâletin sonu ya köleliktir, ya da yok oluştur.

**Mücadele etmeden demokratik haklar elde edilemez. O nedenle her toplum demokrasiye layık değildir.

**Toplumsal belleğini kaybetmiş olan topluluğa, millet denmez.

**Koyun sürüsünü andıran bir topluluğa liderlik etmek zuldür.

**Herkesin aynı şeyleri düşündüğü bir topluluk, şimdilik durağandır; yakın bir gelecekte de yok olacaktır.

**Önce kendine yardım etmeyi öğren. Sonra yakınındakilere, daha sonra toplumuna ve en sonunda da insanlığa. Kendine hayrı dokunmayan kişinin başkalarına faydası olur mu?

**Kuklacılar, kukla yapma zahmetine katlanmayınız. Çünkü artık her toplumda oynatabileceğiniz o kadar çok kukla var ki…

** Toplumların uçabilmesi için, bilim adamlarından kanatları olması gerekir.

**Akılcı olmayan, organizasyonda başarı sağlayamayan bir toplum “modern” olma özelliğine sahip değildir.

**Siyasetçi olmak kolay, devlet adamı olmak zordur; hem siyasetçi hem de devlet adamı olmak ise hepsinden daha zordur.


 


 


 


 

 

 

 

 

 

 

 

Varlık, Evren ve Doğa

** Var olandan “yokluk” konusunda bilgi sahibi olmasını beklemek, yokluğu varlıkla açıklamaya çalışmak gibi saçma bir şeydir.

** Doğayı korumaya çalışanlarla doğayı kirletenler arasındaki savaşta, şimdilik maalesef sayı ve imkân bakımından ezici bir çoğunluğa sahip olan kirletenler galip.

** İnsanı sömüren ahlâksızlar, insanı öldüren katiller burada yaşıyor diye dünyadan vazgeçemem. Çünkü gönlü insan sevgisiyle dolu olanlar da burada…

** Çocukları açlıktan ölmeyen, zalimlerin mazlumları ezmediği, bombaların patlamadığı, özgürlüklerin kısıtlanmadığı, nefrette değil sevgide yarışan insanların bulunduğu bir dünya istiyorum. Çok şey mi istedim?

** Kendine yeni bir dünya kuracağını söylüyor. Bu nasıl olacak? Çünkü kafası aynı, aklı aynı!

** Doğadaki yaşam enerjisini fark etmeyen kişi, yaşayıp yaşamadığını bilemez.

** Kaos hiç olmadı ve hiç de olmayacak. Kaos zannedilenlerin hepsi –bazıları bizim idrak sınırımız aşsa da- belli sebeplere bağlı, kendi kanunları içerisinde oluşmuş sistemli bütünlerdir.

** Gökyüzündeki yıldızların hepsi dalgacı! Çünkü gece olunca bana göz kırpmaya başlıyorlar…

** “Yer” yüzünden bıktım, sizin olsun; bana “gök” yüzünü verin yeter. Çünkü orada hayallerim var.

** Kum taneciği sonsuzluğun; sonsuzluk da kum taneciğinin içinde…

** Her şey her şeyin içindedir ve o nedenle de her şey birdir.

** Ben yıldızlara bakıyorum, yıldızlar da bana.

** Dağ, sana selam vermez, sen dağa selam ver de geç!

** Ruhun varlığını kabul etmiş olmak, nesneleri yadsımayı gerektirmez.

** Milyonlarca kum taneciği bir tek inciyi korumak, saklamak için birlikte mücadele eder.

** Kentler yaşamayan insanlarla ve apartman denilen mezarlarla dolu.

** Seni asla kandırmayacak olan bir dost arıyorsan, doğaya git. Yalan dolan bilmez, kalleşlik yapmaz; her hareketi(sözü) dobra dobradır.

** Başkalarından bekleme; kendi içinde, kendi evrenini kendin yarat.

** Doğayı sev, doğaya saygı duy, doğayı tanı ki o da sana karşı cömert davransın.

** Yürü, koş, istersen otomobile ya da uçağa bin! Bir yerlere gittiğini mi sanıyorsun? Oysa ne yaparsan yap sen, uzayda hep aynı yerdesin.

** Bulut gölgedir sıcaktan korunmak için, yağmurdur ürünleri yetiştirmek için; ama aynı bulut seldir boğan ve yıkan, tipidir donduran, yıldırımdır yakan…

** İnsanoğlu doğanın yasalarına uymayı bilmiyor, ama kendi yasa yapmaya kalkıyor ve başkalarının da bunlara uymalarını bekliyor.

** Başın yıldızlara değdiğinde bile, yerdeki karıncaların varlığından haberdar olmalısın.

** Doğanın hırçınlığı, onun canlılığını sürdürdüğünün kanıtıdır.

** Ormanda tedbiri elden bırakan, tekbir getirmeye başlasın.

** İnsanı öteki dünyadaki cennetle kandırıp, bu dünyadaki cehennemde yakanlara dikkat!

** Bana dedi ki: “Dünyan gözlerinin gördüğü kadardır.” Ya yüreğimin gördükleri, diyecektim; vazgeçtim!

** İnsanoğlu, dünyanın beyaz sayfalarını karalayan şımarık küçük bir çocuk gibidir. Sadece karalamayı bilir; silmeyi ve güzel şeyler yazmayı değil.

** Düş ile gerçeğin sınırını çizemezsen, ne bu dünyada ne de hayal âleminde yaşayabilirsin.

** Dünyayı düzelteceğini iddia edenlerin, asıl kendilerinin düzeltilmeye ihtiyaçları vardır.

**Algıladıklarının dışında farklı bir dünyanın da olabileceği ihtimalini, asla göz ardı etme.

** Dünyanın yuvarlak mı yoksa tepsi gibi düz mü olduğu beni hiç ilgilendirmiyor. Ben bakıyorum dünya yaşanabilir bir yer mi, yoksa bir cehennem mi?

** Benden dünyayı kurtarmamı istemeyin. Çünkü ben kendimi kurtarmaya çalışıyorum. Herkes aynısını yaparsa o zaman dünyanın da kurtarıcılara ihtiyacı kalmaz.

** Doğanın en güçlü ve en kalleş düşmanı makinedir.

** Değiştir kendini, değişsin dünya.

** “Ben değişmedim, değişmem!” Diyen inat kişi; evrendeki sayısız varlık her an değişirken, senin acaba nasıl bir ayrıcalığın var?

** Evren, cansız varlıkları da içinde barındıran canlı bir organizmadır.

** Madde bilincin dışında ve bilinçten bağımsız olarak var, ama bu var olmanın farkına varabilmek için de bir bilince gereksinim var.

** Evrendeki var olanlar, hem birdir hem de çoktur.

** Evrende ne varsa hepsi gereklidir. Lüzumsuz olan hiçbir şey yoktur.

** İnsanoğlunun kendini beğenmişliğinin kanıtı, kendisini evrenin merkezine yerleştirmesinden belli değil midir?

** Ben evrenin, evren de benim içimde.

** Evrendeki düzen değişmez, ama bu düzen içinde değişmeyen hiçbir şey de olamaz.

** “Dünya dönmüyor!” Desem, inanın arkamdan binlerce insan gelir. “Dünya dönüyor!” Desem, “Bu adam ne diyor?” diye yüzüme aval aval bakanlar da olur.

** Küçücük bir dünyası var, şu kocaman dünyada başkalarına rehberlik etmeye kalkıyor.

** Gökdelenler dünyanın kalbine saplanmış zehirli iğnelerdir. Gökdelenlerin yıkıldığı gün, dünya yeniden doğmuş olacaktır.

** Bu çılgınlık diğer deyişle hastalık tüm dünyayı tehdit eder hale geldi. Tedavisi de şimdilik yok. Üstelik insanlarda çılgınlığa yol açan etken de bulundu: Tüketim.

** Senin dünyan işte o kadar, onun dünyası işte şu kadar, benimki de işte bu kadar! Herkes dünyası kadar konuşur, dünyası kadar dinler ve dünyası kadar anlar.

** Haddini bilmeyene bir haddini bildiren mutlaka çıkar, hırsızın malını başka bir hırsız çalar, bir zalime bir başka zalim zulmeder. Yani kısacası etme bulma dünyası!

** “Ben dünyadan hoşnut değilim.” diyor. Acaba dünya senden hoşnut mu?

** Tohumda yaşama gücü olmasaydı, dünyada ne insan ne bitki ne de hayvan olurdu.

** Verilen telkinlere bakıyorum da hep “Ayna ol, ışığı yansıt.” Ya da “Mum ol, etrafına ışık yay.” diyorlar. “Güneş ol da dünyayı aydınlat.”diyen niçin hiç yok?

** Dünyadan göçüp giderken ona el sallamayı unutma.

** Kendini temizle ki bütün dünya tertemiz olsun.

** Ben dünyayı değiştirmeye uğraşmıyorum, bu yüzden ondan da aynı anlayışı bekliyorum.

** Yalandan nefret etmeyen var mı? Yok! Hayatında hiç yalan söylemeyen var mı? O da yok! Öyleyse bu yalan dünya, yalan dolu.

** Duvara yazan bile, bu dünyada kalıcı bir iz bırakmak amacındadır.

** “Bu dünya bana dar geliyor.” dediğin anda, hemen hayal dünyanı devreye sokmalısın.

** Sebep ile sonucun nikâhlarını, bozabilecek bir mahkeme yeryüzünde yoktur. O nedenle birliktelikleri sonsuza kadar devam edecektir.

*Çağımız insanının en büyük yanılgısı, kendini bu dünyada vazgeçilmez bir varlık olarak düşünmesidir. Bu yanılgı onun doğayı ve dolayısıyla diğer varlıkları küçümsemesine yol açıyor. Hayvanları yok etmesi, doğayı tahrip etmesi hep bu büyüklük kompleksinin bir sonucudur. Anlaşılan o ki insanoğlu, doğanın uyarıcı tokadını yemeden gerçeği göremeyecek!

**Kapitalistler, evrende sadece hayvanların yaşadığı bir gezegen bulsalar ve bu gezegene gidiş geliş ucuz olsa; hemencecik bir et kombinesi kurup oradaki hayvanları katletmeye başlarlar.

**Bu evrende hep aynı kalan ne var? Hiçbir şey… Bir şeyin bir saniye önceki hali bile şimdikinin aynı değildi.

**Bakıyorsun ama doğayı göremiyorsun; yaşıyorsun ama doğada değilsin.

**Doğa seni çağırıyorsa “Gitmem!” diyemezsin.

**Doğa varken başka bir kılavuz aramayın.

 

 

 

 

 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 


 

Yalnızlık-Vicdan

** Yalnızlığıma çare bulmak için geldi, yalnızlığımı artırmaktan başka bir şey yapamadı!

** Geçen gün yalnızlığımı süsleyip püsleyip piyasaya çıkardım; alıcısı olmayacağını bile bile…

** Vicdan rica etmez, yalvarmaz; sadece emreder.

** Vicdan azabı duyabilmek için de vicdan sahibi olmak gerekir.

** Yalnızlığın tadını, yalnız kalmayan bilemez.

** Bugün de yalnızlığımı pazara çıkardım, hayret! Yalnız bir adam aldı.

** Vicdanın saldığı korku, vicdansızı bile korkutur.

** Sınırsız güce sahip olup da, azıcık bir vicdana bile sahip olmayana diktatör denir.

** Sefalet, vicdan ve namusu boğmaya çalışan bir canavardır.

** Vicdan gibi bir yargıcımız varken, devletin mahkemeleri olmasa da olur.

** Yalnızlık bir aşk nedenidir, ama aşkın tek nedeni değildir.

** Tanımlanan suçun yanında, bir de tanımlanamayan ama vicdanın kabul ettiği suç vardır.

** Adaletsiz kişi, vicdan mahkemesinde yargılanmaktan kendini kurtaramaz.

** Ne kadar kötü olursan ol, vicdanından kaçamazsın.

** Etrafındaki insanları kaçırıp yalnız kalmak istiyorsan, dertlerini anlatabilirsin.

** Aynı fikirde olduğumuz insanların sayısı azaldıkça yalnızlaşacağımızdan korktuğumuz için, gerçek fikirlerimizi söylemekten çekiniriz.

**Bir anda etrafım insanla dolunca, ne kadar yalnız olduğumu daha iyi anladım.

**Senden sadece tek bir şey istiyorum: Beni benimle yani yalnız bırak…

**Yalnızlık her babayiğidin(!) harcı değildir. Sabır ister, dayanıklılık ister, hepsinden önemlisi güçlü bir yürek ister.

**Evrende var olanların hepsi yalnızdır, çünkü her şey “tek”tir. Ancak bu yalnızlıkta etrafta diğerleri de var. Aslolan “salt yalnızlık”a ulaşmaktır. Ama bu nasıl olacak, doğrusu bilemiyorum!

**Özgürlüğüne düşkün olan insan, tercihini yalnızlıktan yana yapar.

Zaman

** Ezel ve ebediyetin birleştiği yere an denir. O tektir, ne eskidir ne de yenidir. Ne geçmiştir ne de gelecektir.

** Paranı çalan, zamanını çalana göre daha insaflı sayılabilir. Çünkü parayı gene kazanabilirsin, ya zamanı?

** Zaman ne kısa ne de uzundur. Zaman sadece bir “an”dır. O nedenle zamanın kısalığından yakınmak, o “an”ın farkında olmamaktır.

** Zamanla yarışın galibi kesinlikle sen olamazsın. Yapman gereken aslında çok basit: Zamanı anla ve ona uyum sağla.

** Yanlış zamanda doğru adamı seçtiysen harikasın, doğru zamanda yanlış adamı seçtiysen yazıklar olsun, yanlış zamanda yanlış adamı seçtiysen senden bir b.k olmaz.

** Zaman, acıların törpüsüdür.

** Kendi zamanını dilersen boş işlerde harcama özgürlüğün var; benimkini değil…

** Bir işi yapamama mazereti olarak zaman bulamamayı öne sürenler, zaman bulduğunuzda neler yaptığınızı söyler misiniz?

** Gelecek beni çağırıyor; neden gitmeyeyim ki?

** Sen istemesen de geçmiş kendini öylesine güçlü bir şekilde hatırlatır ki, bir daha hiç unutmazsın!

** Zamanla anlaşma sağladık: Bundan sonra artık o bana elleşmeyecek, tabii ben de ona…

** Zamanın bolsa karanlığa küfür et; sanki karanlığın pek umurunda!

** “Hayır!” demeyi bilmezsen, bazı insanlar senin zamanını cömertçe tüketeceklerdir.

** Zamana isyan etme, aksine onunla iyi geçin. Unutma! Zaman sana değil, sen zamana muhtaçsın.

** Vaktinden önce alınan karar da, vaktinden sonra alınan karar da kişiyi yanlışlara götürür.

** Zamanın bolsa, kararsızın karar vermesini bekle!

** Tez canlılık, yarını bugünün önüne geçirmeye çalışmaktır.

** Bir şeyin basit olması kişiye, şartlara ve zamana göredir.

** Zaman akmıyor akıtıyor, zaman geçmiyor geçirtiyor, zaman bitmiyor bitiriyor. Öyleyse akıp giden, geçen ve biten sensin.

** Kötü şans diye tanımladığımız, aslında uygun olmayan zamandır.

** Görünmeyenin, bilinmeyenin peşinde koşmak büyük bir aptallık değil midir? Bir düşünsenize o şey görünmüyor ve bilinmiyor… Yani yok! Olmayan bir şey için zamanımızı harcamayalım.

** Zaman iyiliği de kötülüğü de getirebilir. Ama farklı hızlarda! Kötülüğü ışık hızında getirirken, iyiliği bir kaplumbağanın sırtına bindirdiğini duydum!

** Birçok şeyi hatta zamanı bile, zamanla anladım.

** Ömür, sonsuz küçük ve sonsuz büyük an denizinde zaman gemisiyle yapılan bir seyahattir.

** Sahiplendiğin ve “Bu benim!” dediğin şey, hiç düşündün mü, ne zamana kadar senin?

** Zaman alaycı bir sesle bana dedi ki: “Ey, aptal insan! Senin sandığının aksine tüketen benim, tükenense sensin.”

** Her işte en önemli olan, en uygun zaman…

** Yaşayacak günlerin yok, sadece günün var. O da bugündür.

** Geçmişle uğraşma, çünkü artık o konuda yapabileceğin hiçbir şey yok; ama hâlâ gelecek konusunda bir şeyler yapabilirsin, o da bugün…

** Nereden geldim, nereye gidiyorum ve ben kimim? Ben, ezelden gelip ebede giden bir yolcuyum.

**Bırak saçmalasın. Konuştuklarının saçma olduğunu ona anlatmaya hatta kanıtlamaya boşu boşuna uğraşma. Yoksa onca çabanın sonunda zaman kaybından başka bir kazancın(!) olmaz.

**Bilinemeyecek olanı bilmeye, görünemeyecek olanı görmeye, duyulamayacak olanı duymaya, tutulamayacak olanı tutmaya çalışacak kadar çok zamanım yok.

**Meyveyi zamanı gelince toplamazsan heba edersin. Kazanç da işte böyledir.

**Zaman, yok ki tükensin. Zaman dediğimiz şey değişmenin, hareketin yarattığı bir algıdır; ya da daha doğrusu bir yanılsamadır.

**Ummadığın bir zamanda, ummadığın bir yerden, ummadığın bir müjde alabilirsin. Bütün bu umulmayanların oluşumunu bir tesadüf gibi düşünme; göremediğin bir sebep-sonuç ilişkisi bunu meydana getirmiştir.

**Boş zaman yoktur, boşa geçen zaman da yoktur; ama boşa geçti zannedilip üzüldüğümüz zaman vardır.

**Zaman en güvenilir tanıktır, en duygulu şairdir, en güzel romanın yazarıdır; ama birazcık acelecidir, geçer gider.

**Gidiyor aylar birer birer… Öyle vefasızlar ki giderken veda bile etmiyorlar. Oysa bu gidişin dönüşü yok. O nedenle veda yetmez aslında, aynı zamanda helalleşmemiz de gerek!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çeşitli Konular

** Büyük olmaya çalışıp da büyük olanı görmedim, küçülene ise hep rastlıyorum.

** Define avcısı değilim; ama onlardaki umudu isterim. Çünkü kazarlar, kazarlar bir şey bulamazlar. Gene kazarlar, kazarlar; bulamazlar… Buna rağmen bulacaklarına dair umutları hep vardır.

** Kullanılmayan güç, güç değildir. Gücün varken kullanmazsan, güçsüz kaldığında sana karşı mutlaka güç kullanılacaktır.

** Eşek, eşekliği kabullenmese sen onun sırtına semer vurabilir misin?

** Gevezeyi susturmanın tek bir yolu vardır: Ondan daha geveze olmak.

** Falanca ya da filanca kişi olmaya çalışma. Kendin ol, yeter!

** Gizemli bir olayı normal bir dille anlatamazsınız, gizemli bir üslubunuzun olması gerekir.

** Hayaller seni kovalamaz, sen onları kovalayacaksın.

** Düşürüleceğini bildiğin halde, tedbir almadıysan; seni düşürenlere kızmaya da hakkın yoktur.

** Düşmek isteyeni tutmaya çalışırsan, seni de düşürecektir.

** Hilebaz, görünmeyen adam numarası yapmaya çalışan beceriksiz bir sihirbaz gibidir.

** Düşmanın asık suratlısından değil, güler yüzlüsünden çekinirim.

** Borç alanın da borç verenin de kafasında aynı soru vardır: Borç ödenebilecek mi ödenemeyecek mi?

** Şu yeryüzüne, başkalarının çıkarı için mücadele eden kaç kişi gelmiş?

** Çarenin ne anlama geldiğini, sana en iyi anlatabilecek olan bir çaresizdir.

** Dikkatin önemi, dikkatsizlik başımıza bir iş açtığı zaman anlaşılır.

** Uyumayı çok mu seviyorsun? Öyle bile olsa uyan artık. Çünkü ileride zaten hep uyuyacaksın.

** Yükünü taşıyabiliyorsan sen taşı, başkalarına yük olmasın.

** En ağır hakaretlerden biri de, küçük işleri büyük adamlara yaptırmaktır.

** Seni aradım, aradım; yıllarca aradım. En sonunda buldum; ama bulduğum meğerse sen değilmişsin!

** Omuzlarındaki yük ağır geldiyse birazını kafana at; daha sonra da kafandakileri uygun bir yere boşalt.

** Cebindekilerin farkına varınca, cebine de koluna da girecek el çoğalır.

** Cevabı bir ömür boyunca aranacak soru: Ben kimim?

** Dilencilik; vermeyi hiç bilmeyip, istemeyi çok iyi bilmektir.

** Marifet olgunlaşan meyveyi düşürmek değil; düşmeden koparabilmektir.

** Bazen gölgen seni, bazen de sen gölgeni takip edersin.

** Yolcu var mı yok mu diye düşünme; sen yolu hazırla. Nasıl olsa bir gün mutlaka geçen olur.

** Aldanmasanız da bazen aldanmış gibi yaparsanız, sizi aldattığını zanneden kişinin açıklarını görebilirsiniz.

** Bir alışkanlıktan kurtulmanın yolu, bir başka alışkanlıktır.

** Altınla tartılan, altınla bedel ödemek zorunda kalır.

** Kimine kulübesi saray gibi görünürken; kimini de sarayı cehennem gibi gelir.

** Fırsat gelip de seni bulmaz, sen fırsatı arayıp bulmalısın.

** Fikrin varken söylemezsin; fikrin yokken ise susmayı bilmezsin.

** Eli boş dönen avcıyı, kimse karşılamaz.

** Bazen şaşırırız; gül yerine taş, taş yerine gül atarız.

** Takasa dönüşmüş olan hediye alış verişine hayır!

** Çamura battığı için yakınıyor, oysa kendi çamurdan daha kirli.

** Özürlü mala, özürlü müşteri bulunur.

** Her yeni fikir değerli, her eski fikir de değersiz değildir.

** Her saldırganlığın öncesinde, mutlaka bir engellenme vardır.

** “Tavuğu kesersen etini bir kere yersin biter; kesmezsen yumurtasını aylarca hatta yıllarca yiyebilirsin.” Desem, tavuklar bana teşekkür ederler mi?

** Uyurken gördüğümüz rüya, uyanıkken yaşadıklarımız gibi gerçektir.

** Her şeyi bilemezsin, ama buna rağmen gene de her şeyi bilmeyi isteyebilirsin.

** Bir söz bir anınızı, bir gününüzü, bir ömrünüzü değiştirebilir.

** Önemli sandığın şeyin önemsiz olduğunu anladığında hayal kırıklığı yaşamak istemiyorsan, hiçbir şeye fazladan önem verme. Bırak her şey kendi öneminde kalsın.

** Anlaşılmaz olmak isteyenleri, doğrusu anlayamadım!

** Bazı bitiremediklerin, bir gün gelecek seni mutlaka bitirecektir.

** Daha fazla, çok daha fazla istemiyorum. Olan bana kalsın yeter. Hatta olanın da bir kısmından vazgeçmeye bile razıyım.

** Ben yaptım, ben beğendim, ben seçtim, ben kaçtım, ben nefret ettim, ben aldattım, ben günah işledim; var mı ötesi?

** “Telefonun dinleniyor.” Dediler. Çok sevindiğimi söyleyince hayret ettiler. Gerçekti söylediğim, çünkü artık hiç olmazsa bir dinleyenim vardı.

** Canımı sıkan her şeyin önce canını sıkacağım; olmazsa canını çıkaracağım.

** Bozan başkaları da olsa, yaşamanı düzeltecek olan gene sensin.

** Rüzgârın kabadayılığı dalgalarla boğuşan gemiye söker; bir tek parça bile koparamadığı yalçın kayaya ise selam verir geçer.

** Eskiden bilmezdim, güvendiğim biri bana öğretti. Neyi mi? Güvenmemeyi!

** Uçmak istiyor, oysa yürümeyi bile bilmiyor…

** Kuzunun kurda emanet edilemeyeceğini bilirsin de, körpecik dimağların köhneleşmiş kafalara emanet edilemeyeceğini neden bilmezsin?

** Kişiliğinle ilgili bir tarafın yükseliyorsa, mutlaka bir başka tarafını alçaltmalısın. Mesela bilgi-kibir, sevgi-gönül, makam-hırs gibi…

** Alan eziktir, alan boynu büküktür, alan en azından mahcuptur. Değil mi? Öyleyse sen hiçbir şey almamışsın!

** İçindeki güneş doğmuyorsa bekle de ay ışısın.

** Hiçbir şey yapmadan duranları kutlarım; çünkü onlar dünyanın en zor işini başarmışlardır.

** Vedalaşmada bir kutsallık sezinlerim nedense!

** Hayvanları aşağılayan aşağılık varlıklardan, kendimizi sakınmalıyız.

** Küçücük adamlar büyük büyük laflar ederken, büyük adamlar küçücük ama etkili laflar söylerler.

** Yol yolcuyu umursamıyor diye, yolcu da yolu umursamazlık edemez.

** Hakikati arama, hakikatin peşinden koşma; çünkü ona ulaşmak için sadece elini uzatman yeterlidir.

** Yıkık, dökük bir evden sapasağlam güzel bir insan çıkarken gördüğümde, aklıma süslü püslü villadan çıkarken gördüğüm kişiliği bitmiş bir insan geliyor nedense…

** Hayallerimi yitirdiğim gün, cenaze namazımı kılabilirsiniz.

** Sözü kısa olmayanların dilleri uzundur. Bunlara da “geveze” denir.

** İnsanlara “Kimi bekliyorsun, ne istiyorsun?” diye sorulduğunda, çoğunun vereceği cevap “Bilmem!” olduğu halde, bu bilmeyenler gene de bekleme ve istemelerini sürdüreceklerdir.

** Sen başkasının bahçesine izinsiz girdiysen, kendi bahçen için mutlaka bir bekçi tut.

** Başkalarının sahip olduklarıyla ilgilenirsen kendi sahip olduklarının farkına varamazsın, değerini anlayamazsın.

** İşimize yarayan ota sebze, yaramayana da yabanî ot demişiz. Yani otta bile bölücülük yapmışız.

** Seni dinleyecek çok kişi buldun diye sevinme, çünkü dinleyenlerin acaba kaçı seni anladı bilemezsin!

** Alışkanlık dediğimiz şey, neden yaptığımızı bilmediğimiz, yapmaktan da bir türlü vazgeçemediğimiz birçok davranıştır.

** Yalan bombası, gerçeğin heykelini yıkamaz.

** Karanlığı aydınlığa dönüştüren bazen ışıksa, bazen de bir çığlıktır.

** Bir an hayatımızdaki dertlerin, üzüntülerin tamamını attığımızı düşünelim; geriye kalanların ufacık bir şey olduğunu görürüz!

** Nedense her batan gemiden kurtulanları bekleyen, ıssız bir ada vardır.

** Çiçeği sulayanla koparan aynı olamaz.

** Gerçek değerin tükettiğin kadar değil, ürettiğin kadardır.

** Kendisi değişemeyenler, başkalarını değiştirmeye uğraşırlar.

** Ruh; istekleri yerine getirilmezse, oynamasına izin verilmediğinde ya da gezmeye götürülmediğinde hırçınlaşan küçük bir çocuk gibidir.

** Bağnazlıkla mücadele etmezsen, sen de bir bağnazsın demektir.

** Hayal gücünü kullanmadan, içindeki zenginliği fark edemezsin.

** ”Konuş benimle.” Diyor; ancak ben değil, o konuşuyor.

** Bir kale kapısından girdin diye güvendesin zannetme; bir kalbe girdin diye de kalıcısın zannetme.

** Hayallerini kovmaya çalışan, boşu boşuna ruhunu yorar. Kovuldu zannedilen her hayal, sonradan daha da güçlenerek geri döner.

** Bazen uzaklaştığın nokta, vardığın noktadan daha da önemli olabilir.

** Beni tanıyamamış olmandan şikâyet etme! Beni ben bile tanıyamıyorken, sen nasıl tanıyacaksın?

** Gökyüzü sarhoşun ayakları altındadır, ama yeryüzü de kafasının üzerindedir.

** Arkasından gidilen arkasındakilerden de sorumludur; arkadan giden ise sadece kendinden. Buna göre gideceğin yeri sen seç!

** Ders veren arttıkça ders alan azalıyor; azaldıkça tam tersine artıyor. Ne garip bir durum!

** Sudaki görüntüsüne hayran kaldı, aynadaki görüntüsünden sonra ise düşüncesini değiştirdi!

** Yolu yokmuş, dağın umurunda mı?

** “Halkın seviyesine in!” telkinini vereceğinize “Halkın seviyesini kendi seviyene yükselt!” desenize.

** İkiyüzlülükten yakınıyordu; demek ki daha henüz yüzsüzle karşılaşmamıştı.

** Bir şeyi kafana boşuna takıyorsun. İnan ki o şeyin seni taktığı falan yok.

** Ben diyorum “seviyesiz”, sen ise seviyesine inmemi söylüyorsun. İyi de, nasıl olacak bu iş?

x

 

 

 


 


 


 


 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

YA BEN İSTANBUL’U ALACAĞIM
Türkiye Türklerinin İstanbul’un Fethi Destanı, 125 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1760
mod_vvisit_counterDün3097
mod_vvisit_counterBu Hafta4857
mod_vvisit_counterGeçen Hafta25224
mod_vvisit_counterBu Ay57985
mod_vvisit_counterGeçen Ay146124
mod_vvisit_counterToplam17538338

Şimdi: 127 misafir, 1 üye var.
IP: 34.201.121.213