Beethoven Diyor ki :

Hayatı sevmiyor musunuz..? Öyleyse zamanı israf etmeyiniz, çünkü hayat ondan yapılmıştır.


Çeşitli Konular Üzerine Kelâm-ı Kibar Deyişler

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

** Büyük olmaya çalışıp da büyük olanı görmedim, küçülene ise hep rastlıyorum.

** Define avcısı değilim; ama onlardaki umudu isterim. Çünkü kazarlar, kazarlar bir şey bulamazlar. Gene kazarlar, kazarlar; bulamazlar… Buna rağmen bulacaklarına dair umutları hep vardır.

** Kullanılmayan güç, güç değildir. Gücün varken kullanmazsan, güçsüz kaldığında sana karşı mutlaka güç kullanılacaktır.

** Eşek, eşekliği kabullenmese sen onun sırtına semer vurabilir misin?

** Gevezeyi susturmanın tek bir yolu vardır: Ondan daha geveze olmak.

** Falanca ya da filanca kişi olmaya çalışma. Kendin ol, yeter!

** Gizemli bir olayı normal bir dille anlatamazsınız, gizemli bir üslubunuzun olması gerekir.

** Hayaller seni kovalamaz, sen onları kovalayacaksın.

** Düşürüleceğini bildiğin halde, tedbir almadıysan; seni düşürenlere kızmaya da hakkın yoktur.

** Düşmek isteyeni tutmaya çalışırsan, seni de düşürecektir.

** Hilebaz, görünmeyen adam numarası yapmaya çalışan beceriksiz bir sihirbaz gibidir.

** Düşmanın asık suratlısından değil, güler yüzlüsünden çekinirim.

** Borç alanın da borç verenin de kafasında aynı soru vardır: Borç ödenebilecek mi ödenemeyecek mi?

** Şu yeryüzüne, başkalarının çıkarı için mücadele eden kaç kişi gelmiş?

** Çarenin ne anlama geldiğini, sana en iyi anlatabilecek olan bir çaresizdir.

** Dikkatin önemi, dikkatsizlik başımıza bir iş açtığı zaman anlaşılır.

** Uyumayı çok mu seviyorsun? Öyle bile olsa uyan artık. Çünkü ileride zaten hep uyuyacaksın.

** Yükünü taşıyabiliyorsan sen taşı, başkalarına yük olmasın.

** En ağır hakaretlerden biri de, küçük işleri büyük adamlara yaptırmaktır.

** Seni aradım, aradım; yıllarca aradım. En sonunda buldum; ama bulduğum meğerse sen değilmişsin!

** Omuzlarındaki yük ağır geldiyse birazını kafana at; daha sonra da kafandakileri uygun bir yere boşalt.

** Cebindekilerin farkına varınca, cebine de koluna da girecek el çoğalır.

** Cevabı bir ömür boyunca aranacak soru: Ben kimim?

** Dilencilik; vermeyi hiç bilmeyip, istemeyi çok iyi bilmektir.

** Marifet olgunlaşan meyveyi düşürmek değil; düşmeden koparabilmektir.

** Bazen gölgen seni, bazen de sen gölgeni takip edersin.

** Yolcu var mı yok mu diye düşünme; sen yolu hazırla. Nasıl olsa bir gün mutlaka geçen olur.

** Aldanmasanız da bazen aldanmış gibi yaparsanız, sizi aldattığını zanneden kişinin açıklarını görebilirsiniz.

** Bir alışkanlıktan kurtulmanın yolu, bir başka alışkanlıktır.

** Altınla tartılan, altınla bedel ödemek zorunda kalır.

** Kimine kulübesi saray gibi görünürken; kimini de sarayı cehennem gibi gelir.

** Fırsat gelip de seni bulmaz, sen fırsatı arayıp bulmalısın.

** Fikrin varken söylemezsin; fikrin yokken ise susmayı bilmezsin.

** Eli boş dönen avcıyı, kimse karşılamaz.

** Bazen şaşırırız; gül yerine taş, taş yerine gül atarız.

** Takasa dönüşmüş olan hediye alış verişine hayır!

** Çamura battığı için yakınıyor, oysa kendi çamurdan daha kirli.

** Özürlü mala, özürlü müşteri bulunur.

** Her yeni fikir değerli, her eski fikir de değersiz değildir.

** Her saldırganlığın öncesinde, mutlaka bir engellenme vardır.

** “Tavuğu kesersen etini bir kere yersin biter; kesmezsen yumurtasını aylarca hatta yıllarca yiyebilirsin.” Desem, tavuklar bana teşekkür ederler mi?

** Uyurken gördüğümüz rüya, uyanıkken yaşadıklarımız gibi gerçektir.

** Her şeyi bilemezsin, ama buna rağmen gene de her şeyi bilmeyi isteyebilirsin.

** Bir söz bir anınızı, bir gününüzü, bir ömrünüzü değiştirebilir.

** Önemli sandığın şeyin önemsiz olduğunu anladığında hayal kırıklığı yaşamak istemiyorsan, hiçbir şeye fazladan önem verme. Bırak her şey kendi öneminde kalsın.

** Anlaşılmaz olmak isteyenleri, doğrusu anlayamadım!

** Bazı bitiremediklerin, bir gün gelecek seni mutlaka bitirecektir.

** Daha fazla, çok daha fazla istemiyorum. Olan bana kalsın yeter. Hatta olanın da bir kısmından vazgeçmeye bile razıyım.

** Ben yaptım, ben beğendim, ben seçtim, ben kaçtım, ben nefret ettim, ben aldattım, ben günah işledim; var mı ötesi?

** “Telefonun dinleniyor.” Dediler. Çok sevindiğimi söyleyince hayret ettiler. Gerçekti söylediğim, çünkü artık hiç olmazsa bir dinleyenim vardı.

** Canımı sıkan her şeyin önce canını sıkacağım; olmazsa canını çıkaracağım.

** Bozan başkaları da olsa, yaşamanı düzeltecek olan gene sensin.

** Rüzgârın kabadayılığı dalgalarla boğuşan gemiye söker; bir tek parça bile koparamadığı yalçın kayaya ise selam verir geçer.

** Eskiden bilmezdim, güvendiğim biri bana öğretti. Neyi mi? Güvenmemeyi!

** Uçmak istiyor, oysa yürümeyi bile bilmiyor…

** Kuzunun kurda emanet edilemeyeceğini bilirsin de, körpecik dimağların köhneleşmiş kafalara emanet edilemeyeceğini neden bilmezsin?

** Kişiliğinle ilgili bir tarafın yükseliyorsa, mutlaka bir başka tarafını alçaltmalısın. Mesela bilgi-kibir, sevgi-gönül, makam-hırs gibi…

** Alan eziktir, alan boynu büküktür, alan en azından mahcuptur. Değil mi? Öyleyse sen hiçbir şey almamışsın!

** İçindeki güneş doğmuyorsa bekle de ay ışısın.

** Hiçbir şey yapmadan duranları kutlarım; çünkü onlar dünyanın en zor işini başarmışlardır.

** Vedalaşmada bir kutsallık sezinlerim nedense!

** Hayvanları aşağılayan aşağılık varlıklardan, kendimizi sakınmalıyız.

** Küçücük adamlar büyük büyük laflar ederken, büyük adamlar küçücük ama etkili laflar söylerler.

** Yol yolcuyu umursamıyor diye, yolcu da yolu umursamazlık edemez.

** Hakikati arama, hakikatin peşinden koşma; çünkü ona ulaşmak için sadece elini uzatman yeterlidir.

** Yıkık, dökük bir evden sapasağlam güzel bir insan çıkarken gördüğümde, aklıma süslü püslü villadan çıkarken gördüğüm kişiliği bitmiş bir insan geliyor nedense…

** Hayallerimi yitirdiğim gün, cenaze namazımı kılabilirsiniz.

** Sözü kısa olmayanların dilleri uzundur. Bunlara da “geveze” denir.

** İnsanlara “Kimi bekliyorsun, ne istiyorsun?” diye sorulduğunda, çoğunun vereceği cevap “Bilmem!” olduğu halde, bu bilmeyenler gene de bekleme ve istemelerini sürdüreceklerdir.

** Sen başkasının bahçesine izinsiz girdiysen, kendi bahçen için mutlaka bir bekçi tut.

** Başkalarının sahip olduklarıyla ilgilenirsen kendi sahip olduklarının farkına varamazsın, değerini anlayamazsın.

** İşimize yarayan ota sebze, yaramayana da yabanî ot demişiz. Yani otta bile bölücülük yapmışız.

** Seni dinleyecek çok kişi buldun diye sevinme, çünkü dinleyenlerin acaba kaçı seni anladı bilemezsin!

** Alışkanlık dediğimiz şey, neden yaptığımızı bilmediğimiz, yapmaktan da bir türlü vazgeçemediğimiz birçok davranıştır.

** Yalan bombası, gerçeğin heykelini yıkamaz.

** Karanlığı aydınlığa dönüştüren bazen ışıksa, bazen de bir çığlıktır.

** Bir an hayatımızdaki dertlerin, üzüntülerin tamamını attığımızı düşünelim; geriye kalanların ufacık bir şey olduğunu görürüz!

** Nedense her batan gemiden kurtulanları bekleyen, ıssız bir ada vardır.

** Çiçeği sulayanla koparan aynı olamaz.

** Gerçek değerin tükettiğin kadar değil, ürettiğin kadardır.

** Kendisi değişemeyenler, başkalarını değiştirmeye uğraşırlar.

** Ruh; istekleri yerine getirilmezse, oynamasına izin verilmediğinde ya da gezmeye götürülmediğinde hırçınlaşan küçük bir çocuk gibidir.

** Bağnazlıkla mücadele etmezsen, sen de bir bağnazsın demektir.

** Hayal gücünü kullanmadan, içindeki zenginliği fark edemezsin.

** ”Konuş benimle.” Diyor; ancak ben değil, o konuşuyor.

** Bir kale kapısından girdin diye güvendesin zannetme; bir kalbe girdin diye de kalıcısın zannetme.

** Hayallerini kovmaya çalışan, boşu boşuna ruhunu yorar. Kovuldu zannedilen her hayal, sonradan daha da güçlenerek geri döner.

** Bazen uzaklaştığın nokta, vardığın noktadan daha da önemli olabilir.

** Beni tanıyamamış olmandan şikâyet etme! Beni ben bile tanıyamıyorken, sen nasıl tanıyacaksın?

** Gökyüzü sarhoşun ayakları altındadır, ama yeryüzü de kafasının üzerindedir.

** Arkasından gidilen arkasındakilerden de sorumludur; arkadan giden ise sadece kendinden. Buna göre gideceğin yeri sen seç!

** Ders veren arttıkça ders alan azalıyor; azaldıkça tam tersine artıyor. Ne garip bir durum!

** Sudaki görüntüsüne hayran kaldı, aynadaki görüntüsünden sonra ise düşüncesini değiştirdi!

** Yolu yokmuş, dağın umurunda mı?

** “Halkın seviyesine in!” telkinini vereceğinize “Halkın seviyesini kendi seviyene yükselt!” desenize.

** İkiyüzlülükten yakınıyordu; demek ki daha henüz yüzsüzle karşılaşmamıştı.

** Bir şeyi kafana boşuna takıyorsun. İnan ki o şeyin seni taktığı falan yok.

** Ben diyorum “seviyesiz”, sen ise seviyesine inmemi söylüyorsun. İyi de, nasıl olacak bu iş?

ORUÇ BABA

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Giriş Formu

Dost Siteler

Destan Romanlar

Ölümsüzlük Pınarı
Başkurt Türklerinin Ural Batur Destanı, 94 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün5276
mod_vvisit_counterDün11158
mod_vvisit_counterBu Hafta16434
mod_vvisit_counterGeçen Hafta78665
mod_vvisit_counterBu Ay200308
mod_vvisit_counterGeçen Ay457334
mod_vvisit_counterToplam16058062

Şimdi: 118 misafir, 1 üye, 77 bots var.
IP: 54.167.29.208