Karanlığın Gözleri

  • Yazdır

alt

şimdi yoksun

seni dilediğim gibi düşünebilirim artık

tutup ellerini öpebilirim uzun uzun ve kimseler ayıplamaz beni

yokluğunda seni nasıl sevdiği anlayamazlar.

işte gözlerin, işte dudakların senin olan ne varsa karşımda duruyor

ayaklarını dilediğim yere götürebiliyorum artık 

sevdiğim şarkıları söyletebiliyorum dudaklarına

ve hayret ellerimle seni hergün biraz daha güzelleştirebiliyorum

artık bütün resimler sana benziyor.

hayret bütün aynalarda sen varsın nereye gitsem peşimden geliyorsun

şimdi sigaramsın dudaklarımda biraz sonra beyaz bir kağıt

ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın

kimse yokluğunda bunca sevilmedi ve kimse yokluğunda ilahlaşmadı bu kadar

saçların böyle daha güzel sen daha güzelsin

gelecek mutlu günler ışığında her şey daha güzel

ama nihayet ben de insanım umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor

hiç gelmeyeceksin sanıyorum

o zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime

katran gibi bir yalnızlıktır sarıyor içimi yalnızlığımdan utanıyorum

beni sevmesen ölürdüm, bir çakıl taşıydım şimdi

beni sevmesen bir duvar kadar sağır, bir ot kadar kördüm

ölümden acı, ölümden beterdim

beni sevmesen

dünyayı bütün insanlara zindan ederdim

beni bunca saracak ne vardı, kanıma girecek, gözbebeklerime oturacak

bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek

ne vardı hiç karşıma çıkmasaydın...

Aydın GÖKAY

Son Güncelleme: Perşembe, 03 Kasım 2011 11:07