MANKURT

  • Yazdır

 

Acı kahve tadında dudaklarım
Kalbim karanlık telve

Üzerimi örten Eylül
Bir yanımı ısıtıp
Diğerini üşütürken
Karmakarışık duygularla
Sesleniyorum 
Benden hızla uzaklaşan anılarıma
“Son bir kez
Dokunabilir miyim size? ” diye


Aynada suretsiz aksim
Tanımasa da beni
Elimi tutsam 
Dokunsam tenime
Isınacak yüreğim
Dağılacak kara telvesi
Ah! O kadar uzağım ki kendime


Bir labirentin sonunda benliğim
Ürkek!
Bir sürü ben sesleniyor içimde
“Devam et, geri dön, orada kal”
Bana engel kendim/ler
Yolumda bir yığın diken 


Cin emaneti, vücuduma ters ayaklarımla
Attığım her adımda
Utkum uzaklaşırken biraz daha 
İçimdeki inatçı ben
Haykırıyor 
/Sakın vazgeçme
Bir ana gibi sarıp sarmala 
Affet isyan eden senleri
Bir umut boyu yakınsın kendine
Gülümse! /


Eylül’ün son dokunuşu 
Okşarken tüm bedenimi
Ben,kendim ve benliğim
Soluk güneşi kucakladık sevinçle
Gün daha aydın
Güz daha az acıtıyor
Beraberken
El ele



BANU ULUDAĞ
* Resim: Alexander Shafransky

 

****Eski zamanda Orta Asya’da Juan Juan’lar "Deri geçirme işkencesi" ile tutsakların hafızasını tamamen yitirmesine neden olur, ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan bir MANKURT yani geçmişini bilmeyen,daha önceden kim olduğunu bilmeyen bir köle yaparlarmış.Bu kişiler tamamen benliğinden uzak,kim olduğunu bilmeden yaşarlarmış.


Cengiz Aytmatov Gün Uzar Yüzyıl Olur eserinde mankurtlaştırılmış bir Kazak Türkü gencinin hikayesinden bahsetmiştir. Mankurtizm bu eserden sonra dünya sosyo-psikoloji literatüründe yerini almıştır.Kendinden,özkimliğinden uzaklaşan bireyi anlatmak için.