ÇÜRÜYEN HALKÇILIĞIMIZ

  • Yazdır

                                                                       10 Temmuz 2011, Pazar/ Antalya

 

 

“Bugün Pazar

Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar!”

Diyordu düşünceleri uğruna zindanları ışıklandıran ve de zindanlarda çürütülen büyük ozanımız Nazım Hikmet RAN.

Demek güneşi, bir ömür yarısı süresince özleme pahasına  bile olsa, fikirlerinden dönmeyen Yiğit insanlarımız da varmış  şu güzel Türkiyemizde bir zamanlar...

Ne mutluk TÜRK oluşumuza...! 

 

Ne yazık ki: “Tarih oldu gitti şimdi o yiğit insanlar; o altın zindanlar...! Bugün, ara ki bulasın İnancı uğruna, Halkı uğruna yaşamlarını gözden çıkaran, kararlı  yiğit İnsanlarımızı...!”

 

Mı, demeliydik bugünün çıkarcılar dünyasında acaba..?

Acı gerçekliğimiz o ki, kalmadı Halk yolunda, Hak yolunda, İnançları uğruna ölümü göze alabilecek Halk Dostları,.. Halk İnsanları...

Utanıyorum bugünkü bu halimizden...

 

Yaşlı, işçi anasının eline bakarak, fikirlerini savuna savuna 22 yıl faşistik zindanlarda yarı aç, yarı tok yatmayı göze alacak, bir yüce dava adamı bulu-verin bana bugün de, gidip şu tertemiz Halk dudaklarımla, O yüce bilge yiğitlerimizin, o hiç bir kirli işe bulaşmamış tertemiz ellerini, döne döne öpeyim; Ve de hep birlikte öpelim...!

İşte Dr.Hikmet KIVILCIMLI,  bu “Bilge, Yiğit Halk Önderlerimizden” birisi idi...

 

Orta-Anadolu çöllerinden gelen bizler  için, bizcileyin Halk çokluğu için, gerçek bir şölen oldu bu ılık mavi AKDENİZ suları bugün bedenlerimize ve bedenlerimizin güneş yüzü görmedik yerlerine. Yıkandık.. yıkandık.. yıkandık doyasıya. Doyasıya yüzdük, güneşlendik...

 

Şu benim meraklı, yarı kör gözlerim, okuyan bir vatandaş aradı kumsalda yatan, güneşlenen binlerin, on-binlerin aralarında.

Göremedi...

En kör gözler bile, aradıklarını bulurlar bir biçimde. Ben bulamadım. Yoktu. Okuyan tek bir adam göremedim Konyaaltı Plajında...

Olmayan şey görünmüyor dostlarım...

12 Haziran 2011 seçimlerinin acı sonucunu onaylıyordu bu  “Okuma yoksunu: Yok oluşumuzun” ülkemizdeki o kap-kara, som gerçekliği...

 

 Cumhuriyetin kurucusu olmakla övünen, “Halkından kopuk CHP.” yetkilileri,  koysunlar külahını önlerine de, bir elif miktarı değil, on elif miktarıdüşünsünler derin derin bu acı tabloyu. Düşünecek güçleri kalmışsa tabi; Ve de  izanları: Anlama yetenekleri vasa eğer..!

 

CHP.  90 yaşında. Partinin ana dayanağı, Ana direği olan “Halk” sözcüğü “C. ile P. arasından.” Düşmüş. “Halk yığınlarının yeri ” bomboş...

Çıkarlarını bile bilemeyecek kertede çökmüşler yakaladıkları koltuklara; Halkın “H”asından habersiz, bir yığın “Kılıç” artığı “Siyasi Mevta”...

 

Devlet makamlarının  hiç birinde, Halk İnsanı yok; Halktan kimse yok...

Halkın adı ile Halkın “OY”u ile iktidara gelen “C.H.P.” de de, “HALK-İnsanı”  yok.. Yani, ön  ana-dişinden ikisi: C ile P yerlerinde duruyor gibi görünseler  de, ortasındaki “H” dişi çürüyüp düşmüş temelli. İki çürük diş arasında, “Utanılası”  bomboş bir  gedik kalmış.

 

“HALK”ı, yok edinceee... bir “Cumhuriyet” ile,  bir “Partisi” kalıyor geride. Eh, “HALKI” öldüren bir partinin alacağı en verimli sonuç da, olsa olsa bu kadarcık olabilirdi ancak. Bu kadar olabildi işte...

Yesinler, içsinler, yatsınlar, kalksınlar da, dua etsinlar ”Cumhuriyet Aydınlarına!” 

O kadarcık oyu da:

 

”Elim veriyor ama dirseğim geri geri çekiyor!”

Diye, diye... 

“Kolum kırılsaydı da, elim o oyu vermeseydi!...”

Diye, diye, veriyorlar Aydınlarımız...

 

 “Halk”ı çürüten, Halkına hayrı olmayan partilerden kime ne hayır gele-bilir Allah-aşkına...!?

 

Adı, “Kemal”  bile olsa, O’nun ne “Kılıç”ından, ne de  kınından;  adı, “Deniz”  bile olsa, O’nun ne Denizinden, ne dalgasından, ne kumundan, ne kumsalından,  -Ülkeyi, Partiyi bir  yana bırakalım-, Öz-kendilerine bile hayır gelmez!... Gelir diyen varsa eğer, onu da var diyen düşünsün, var diyen anlasın, var diyen anlatsın şu 76 milyon  tertemiz, saf İnsanımıza...

“Gölge etmesinler, başka ihsan istemez...!”

 

 

Biz ne diyelim...!? 

Ben şu “Atasözleri Seti” kitaplarımın tanıtımı sırasında canlı, canlı, onlarca kez yaşadım bu CoP. denilen köhnemiş, çürümüş kurumuş kurumun kanserli ciğerini:

 

“Tanıtımları ve Destek Alımları yapmaları için verdiğim kitaplar üç ay alıkonulduktan sonra, “Ne oldu sunduğumuz kitapların sonuçları?” diye sorduğumuzda:“Kitapları satın alamayacağız, gelin kitaplarınızı götürün!” yanıtlarını aldık. Kitaplarımızı geri aldığımızda da, yedi ayrı kitaptan tek bir tekinin bile kapaklarının açılmadığını gördük.

Antalya CHP Muratpaşa Belediyesi, Antalya Büyükşehir CHP Belediyesi, Eskişehir CHP Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir CHP Tepebaşı Belediyesi... ve diğer kentlerdeki sunu yapabildiğimiz CHP belediyeleri hep aynı kargıdan işediler.

Geçelim, yüzlerini şeytanlar görsün...!”

 

Bu olayı, yukarıda sunduğum tezlerimi somutlaştırmak için koydum buraya. Konu, benim kitaplarım konusu değil kuşkusuz! Konu:  Kitaptan kaçan bir CHP’nin var veya yok oluşunun, “Sor-somut öyküsünü” sunmak için örnekledik.

Kitaptan kaçan, okumaktan kaçan hiç bir CHP. hiç bir zaman, tüm safsataları, tüm yalanları okuyan, örtülü + örtüsüz ödeneklerden rüşvetler savuran bir AKP.nin topuğuna bile çıkamaz..! Her seçimde, boyunun ölçüsünü, iki-seksen almakla yükümlüdür; bol bol da alıyor her seçimde... Atalar deyimiyle: “-Bu yel böyle eserse, bu makas böyle keserse, bundan böyle de alamayacaklardır... Alamazlaaaar...!”

 

Acı Gerçek odur ki:  Doğruları, kendilerine  anlatamadığımız “HALK Yığınları”, haklı olarak safsata okuyanların saflarında yerlerini alacaklardır; alıyorlar..! Bu, iki kere iki, dört..!

İki kere ikiyi üç etmeye özenen CHP. yöneticileri, iki göz de enselerine taksınlar da, HALKIN içine girsinler, aralarına karışsınlar. HALKI aşsınlar, demiyorum; azıcık “HALKLAŞSINLAR” yeter...!

 

Belki o zamanlar, “Halklarımızın nasıl yaşadıklarını görürler de, kendi yaşamlarından utanma erdemini gösterirleeer...” mi dersiniz...? 

Umut, Halkımızın somun ekmeğiymiş; “Ye Mehmet yee...!       

    Mustafa Aslan Aksungur

Eğitimci-Asraştırmacı-Yazar

Memurevler Tonguç Cad.2/44

Te l . 535 445 55 11 / Antalya

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir