Felsefeden Damlalar-2

  • Yazdır

alt

-Birisi bir şey çalıyorsa ahlaksızdır bana göre.

– Ben her türlü ahlaki hüküm vermeye, övmeye ve mahkum etmeye karşı derin bir tepki duyarım. Alışılagelen ahlaki hükümlere karşı şunu sorarım: Hükmü veren hüküm vermeye esas itibarıyla haklı mıdır? O onun yeterli derecede üstünde midir? Onun sağgörüsü, hayal gücü, yeterli deneyimi var mıdır, bir bütünü tasarlaması için…

***

-İnsanlardan öğreneceğimiz çok şey var.

-Belki bazılar için doğru söylediğin,ama terbiyesizlerden ne öğrenebiliriz ki?Ben terbiyesiz insanlara çok kızıyorum.

-Hayır,onlara kızma!Çünkü, ben terbiyeyi, terbiyesizlerden öğrendim.

***

-Yazdığın şiirlerini tüm çabama rağmen anlayamıyorum.Yoksa onları anlaşılmasınlar diye mi yazdın?

– Benim çaba göstererek yazdığım şiiri, okurun çaba göstermeden anlamasını istemem.

***

-Bilge olmanın koşullarından birini söyle bana!

-Söyleyeyim: Bilge kendini istek ve duygulardan uzak tutmalı,ihtiyaçlarını en aza indirmelidir.

-İhtiyaçlar azaltılamaz,duygulardan da uzak kalınamaz.Bunu başarabilmek için yaşamı hiçe saymak gerekir …

-O zaman bilge olmak için uğraşma,git de o doymak bilmeyen mideni tıka basa doldur.

***

-Bilimle ahlakı birbirinden ayırmak gerekir.Bir bilim adamını ahlaksız olduğu için suçlamak yanlıştır.

– Bilim, ahlaksız bir adamın elinde, kötülük yapmak için güçlü bir silahtır.

***

-Bir arkadaşım,benim yanımda aldığı borcunu sonradan inkar etti.Ben de sesimi çıkarmadım.

-Neden bildiğin halde doğruyu söylemedin?

-Çünkü ikisi de arkadaşımdı,birisinin tarafını tutmak istemedim.

– Bir haksızlık karşısında tarafsızım diyen biri, artık bir taraf olmuştur.

***

-O cahil kişiyle arkadaşlık yapmasan daha iyi edersin.

-O cahilse ben de cahilim.Hem biz birbirimize yardım ediyoruz ,ne kötülük var bunda?

-Çünkü, bir kör bir köre yol gösterirse ikisi de çukura yuvarlanır.

***

-Sende olanları neden başkalarına veriyorsun?Bilgilerin sende kalsa daha iyi olmaz mı?

– Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.

***

-O toplantı beni pek sarmadı.Bir an önce bitmesini istedim hep.

– Bir resim sergisi, bir köre göre, can sıkıcı bir yerdir.

***

-Kendi şiirlerim bence en güzeli.

-Peki,ötekileri gördün mü?

-Hayır.Buna neden gerek duyayım ki?

– Bir ressam varmış,kötü horoz resimleri yapar ve uşaklarına ,dükkana hiç canlı horoz sokmamalarını sıkı sıkı tembih edermiş.

***

-Önceleri o benim tutsağımdı.Sonra ise ben de onun…

– Bir tutsağın boynuna geçirdiğiniz zincirin öteki ucu, kendi boynunuza takılıverir.

***

-Herkes için tüm şeyler aynı mıdır?

-Hayır.Çünkü birine göre adaletli olan şey, diğerine göre haksızlıktır; birine göre güzel olan, diğerine göre çirkindir; birine göre bilgelik olan, diğerine göre çılgınlıktır.

***

-Büyük adamlar,büyük anıt mı dikerler?

– Büyük anıtları diken her zaman boş böbürlenme duygusu olmuştur.İnsanlar,o güzelim Bâbil Kulesi’ni bile böbürlenmek için yapmışlardır.

***

-Görünüşü sıradan bir insan gibiydi,ama olağanüstü işler başardı.

– Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder.

Ömer Faruk Hüsmüllü

Son Güncelleme: Cuma, 01 Temmuz 2011 15:32