AHISKALILAR’IN İSMLERİ HAKKINDA TARİHİ BELGE

  • Yazdır

 

Aşağıdaki belge, daha Sovyet döneminde bundan 27 yıl önce önde gelen ünlü Kartvel aydınlarının Ahıskalı Türklere bakış açısını açıkça ortaya koymaktadır. Ciltlerce kitap yazan, film çeviren, resim yapan. eğitim veren bu aydın müsveddelerinin utanmadan devlet yetkilisine yazdıkları ırkçı yazıyı okuyunca sanırım Güven Taşkıran önemli ipuçları elde edecektir. Şevardnadze bu gibi yazıların etkisinde kalmış olacak ki 09.12.1996 tarihinde imzaladğı Kararnamenin adını şöyle koymuştu: ”Gürcistan’dan Sürülmüş ve Geri Dönen Meskhlerin Hukuki ve Sosyal Sorunlarını Çözmeye Dair Devlet Programının Onylanması Hakkında’. Böylece devlet düzeyinde Ahıska Türkleri keyfi şekilde Mesh oluvermiştiler. Ne var ki söz konusu program kapsamında 2000 yılına kadar 5 bin Ahıskalı geri alınacakken beş kişi bile geri dönemedi. Şimdi Çveneburi dergisinde yayınlanması gereken aşağıdaki Meskh masalını okuyalım:

”Eduard ŞEVARDNADZE
Gürcistan SSC Komünist Partisi
Birinci Sekreteri

Tiflis, 09 Şubat 1977

Sayın Edurad Amvrosiyeviç!
Bilindiği gibi Kasım 1944’te yaklaşık 20 bin haneden oluşan ve Türk denmesine rağmen Meskh kökenli Gürcü Müslüman olan nüfus, Gürcistan’ın güneyinden Orta Asya’ya sürülmüştür.

Gürcü toplumunun temsilcileri olarak biz aşağıda imzaları bulunan Gürcü aydınları, Meskhlerin Türk sayılmalarının hiçbir aslı olmadığını ve saçmalığa son verilmesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz. 16. Yüzyıl sonlarına doğru Meskheti(ya), Türkler tarafından işgal edilmiştir ve bölgede kılıç ve sosyal mezalimle İslam dini ve Türkçe kabul ettirilmiştir, direnenler yok edilmiştir. 19. Yüzyılın 30’lu yıllarında kuzey kısmı Rusya idaresine geçen Meskheti(ya) bölgesinde Çarlık yönetimi, Gürcü halkını parçalamak ve zayıflatmak amacıyla Mesh (Gürcü) Müslümanlar arasında Gürcüce’yi yasaklamış, bu nüfusun Türkiye’ye göç etmesini teşvik etmiştir. Böylesine ağır şartlarda Müslüman Meskhler hızla Türkleşmişlerdir.

Fakat ne 250 yıllık Türk işgali, ne de 100 yıllık Çarlık mezalimi, Müslüman Meskhleri 1944 sürgünü kadar yıkmamıştır. Bu sürgün, onları vatan toprağından koparmış ve Meskhlerin manevi ölümüne yol açmıştır.

Sürgün sırasında ve Orta Asya’daki alışılmamış şartlarda Meshlerin üçte biri, hastalıklardan ve açlıktan ölmüştür. Sovyet devleti ve partimiz, 20. Kongreden sonra Çeçenleri, İnguşları, Karaçayları, Balkarları ve sürülmüş diğer halkları ata yurtlarına yeniden yerleştirmiştir ve bu halklar vatanlarına dönmüşlerdir. 1948’de Gürcistan’dan sürülmüş Yunanlar (Urumlar), 1956’da Gürcistan’a dönüş izni alabilmişlerdir.

Oysa Türk diye kaydedilen Müslüman Meskhler, dönemiyorlar. SSCB Yüksek Sovyeti’nin 30 Mayıs 1968 tarihli kararı ve 09.01.1974 tarihli Kararnamesi bu zavallı halkın dönüşü için hukuki zemin oluştursa da dönüş engellenmektedir.

Sürülmüş Meskhler, SSCB KP’in yanısıra defalarca Gürcistan makamlarına da başvurmuş, ama sonuç alamamışlardır. Zaten Moskova da başvuruları daima Tiflis’e aktarmıştır, çünkü sürülenlere dönüş izni verme yetkisi Gürcistan’a aittir. Ne var ki, dönüş gerçekleşmiyor.

Bu itibarla konuya eğilmenizi istiyoruz ve öz kardeşlerimiz olan Meskh Müslümanların topraklarına dönüşü için gerekenin yapılmasını arz ediyoruz.

Georgiy CİTAYA, Sergey CİKİYA, Vahtang BERİDZE, Arnold ÇİKOBAVA, Akakiy ŞANİDZE, Paata GUGUŞVİLİ, Georgiy MELİKİŞVİLİ, Otar CAPARİDZE, Guram MAMULİA, Zurab ZİNZADZE, Revaz CAPARİDZE, Cansuk ÇARKVİANİ, Guram ASATİANİ, Kamilla KORİNTELİ, Akakiy BAKRADZE, Muhran MAÇAVARİANİ, Revaz İNANİŞVİLİ, Uça CAPARİDZE, Giga LORDKİPANİDZE, Merab BERDZENİŞVİLİ, Aleksey MAÇAVARİANİ, Revaz TABUKAŞVİLİ, David TORADZE…

( Literaturnaya Gruziya dergisi, Tiflis, Yıl 1988, Sayı 11, s. 169-170; Rusçadan çeviren O. Uravelli )

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir