Malazgirt Ruhu ve 30 Ağustos-Necati Dilek

  • Yazdır

Türk tarihinde ağustos ayı şanlı mı şanlı zaferlerle dolu bir aydır. Nice zaferlere erişmiş bir milletin tarihinde dönüm noktası olarak niteleyebileceğimiz iki eşssiz zafer vardır: Malazgirt Zaferi ve Büyük Tarruz. Bunlardan ilki olan Malazgirt, 26 Ağustos 1071'de şanlı komutan Alpaslan'ın Anadolu kapılarını açmasına vesile olur. Diğeri Büyük Taarruz ise 26 Ağustos 1922'de Mustafa Kemal'in başlattığı bir ölüm kalım savaşının vücut bulmuş halidir. Ne büyük tesadüftür ki ikisi de aynı tarihe denk gelir.Kaderin cilvesi olsa gerek bir komutan bu toprakları yurt yapar, diğer komutan da bu toprakların ebediyen Türk yurdu olacağının mührünü basar ve haykırır cihana: Anadolu ebediyen Türk yurdu olarak kalacaktır. İşte tarih, işte iki anlı şanlı zafer.  Ecdad tarih yazmış,bize okumak ve anlatmak düşer. Peki nasıl yapacağız bunu? İşimiz hem zor hem de kolay aslında. Şöyle. Tarih, milletlerin geride bıraktıkları bir mirastır. Atalarımızın torunları olarak bu mirasa sahip çıkmak bizim boynumuzun borcudur. Tarihimize nasıl sahip çıkacağız öyleyse? Öncelikle yaşanılanlardan dersler çıkaracağız, tarihimizden aldığımız derslerle geleceğimize yön vereceğiz. Bunu millet olmanın getirdiği bir sorumluluk olarak kabul edip herkesin milli duygularına sesleneceğiz. Sanmayın bunu okul sıralarında öğrencilerle yapacağız. Tam aksine hep  birlikte, milletçe yapacağız. Bu ruh öyle bir ruh ki, yere düşsen de ayağa kalkmasını bilmeyi öğretir adama. Bu ruh, umudunu yitirmemeyi öğretir bizlere. Pek çok kez tarih sahnesinde bu ruhu gördük biz. Malazgirt'te de vardı, Çanakkale'de de, Büyük Taarruz da da vardı. Bu ruh bizi millet yapan ve dimdik ayakta tutan yegane güçtür. Sanmayın nice zaferleri şanlı ordular kılıçla kazandılar. Nice zaferleri biz,  yenilmez ruhumuzla kazandık ve kazanmaya da devam edeceğiz.

              Tarihler değişir, isimler değişir ama fıtrat yine aynı olmalıdır. Nasıl ki, düşman her seferinde farklı isimlerle saldırdıysa bize, biz de farklı isimler karşılık vermeliyiz onlara. Vermeliyiz ki, yenilmez ruhumuzun kaybolmadığını göstermeliyiz bütün dünyaya. Bunun için güçlü olmaya, birlik beraberlik içinde yaşamaya ve en önemlisi tarihimizi nakış nakış öğrenmeye, öğretmeye ihtiyacımız var.
              Gelecek nesillerimize tarihimizi öğretelim, ondan dersler çıkarmayı milletçe öğrenelim. Öğrenelim ki, yapılan hatalara tekrar tekrar düşmeyelim. Büyük bir milletin evlatları olarak bize bu yakışır. 
              Bu vesileyle başta Malazgirt ve Büyük Taarruz'da olmak üzere şehadet şerbetini içmiş tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.Ruhunuz şad olsun.
 
                                                                                                                                                                                                                                                          27.08.2019/ Necati Dilek