Çizik Çizik Yürekler -1-

  • Yazdır

 

   alt

 

   İskender PALA’nin ‘’İki Darbe Arasında’’ adlı eserini tahlil etmeden önce  anı niteliğinde olan bu eserin yazılışına neden olan olaylara nesnel bir bakış açısı geliştirebilmek için geçmişte şöyle,  kısa bir gezinti yapalım:

   Toplumların değişiminde olağanüstü süreçler vardır. Değişimi hazırlayan nedenler, olumlu ya da olumsuz  birtakım med/  cezirlerin bıraktığı çalkantı ve arayıştan kaynaklanabildiği gibi, toplumun beklentileri, isyanları, hak ve adalet arayışıyla da ortaya çıkabilmektedir.

    Türk toplumu Cumhuriyetle birlikte başlayan bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini Kurtuluş Savaşı’nı kazanmakla tüm dünyaya kabul ettirmiş, Mustafa Kemal ATATÜRK  önderliğinde yeni ve sil baştan bir mücadelenin içinde bulmuştu kendini. 1940’lara kadar  memleketçilik, vatanseverlik, milliyetçilik gibi bir takım kavramların kabul gördüğü bu dönem, Türk toplumu için muasır medeniyetler seviyesine çıkma yolunda topyekün bir mücadele örneğidir.

   Fransız İhtilâli’nin etkileri nasıl tüm dünyayı kısa bir zaman zarfında etkisi altına almışsa, Birinci ve İkinci Dünya savaşlarının etkisi de toplumların kaderini belirlemede etkin ve kaçınılmaz bir rol oynamıştır. Birinci Dünya Savaşı’yla ilgili sonuç: ‘Tüm ülkelerden 65.038.810 askerin katıldığı savaş, arkasında resmi rakamlara göre toplam 8.556.315 ölü, 21.219.452 yaralı ve 7.750.945 kayıp veya esir bırakmıştır. Birinci Dünya Savaşı ülkeler arasındaki sorunları çözümlememiş, ağır yaptırımlar içeren antlaşmalar, savaş sonrası gelişen aşırı milliyetçilik yeni oluşan Faşizm ve Nazizm gibi ideolojiler İkinci Dünya Savaşı’na zemin hazırlamıştır.’ İkinci Dünya Savaşı sonucunda ise: ‘Savaş, 1945 yılında Müttefik Devletler 'in Almanya ve Japonya'ya karşı kesin zaferiyle sonuçlandı. İkinci Dünya Savaşı dünyanın politik düzenini ve sosyal yapısını derinden etkiledi. Sonraki yıllarda oluşabilecek çatışmaların önüne geçmek ve uluslararası dayanışmayı sağlamak için Birleşmiş Milletler (BM) kuruldu. Savaş sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği Süper Güçler  olarak ortaya çıktı. Bu durum Süper Güçler arasında 46 yıl boyunca sürecek olan bir Soğuk Savaş dönemini başlattı.’

   Görüldüğü üzere hiçbir değişim kendiliğinden ve doğal yolla olmadığı gibi değişimi hazırlayan süreç de her sorunun çözümü olmaya yeterli olmamış hiçbir zaman. Türk toplumun kaderini belirleyen bu dalgalanmalar, gerek Birinci Dünya Savaşı’nda üstlendiğimiz rolle, gerekse İkinci Dünya Savaşı’na katılmama kararı almamızla yakinen ilgilidir. Bizi iki binli yıllara getiren süreci bunlardan soyutlamak da mümkün değildir.

    27 Mayıs 1960 tarihinde, ‘1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçelerini ileri sürerek Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grup subay, ülke yönetimine bütünüyle el koydu.’ Ülke içinde birtakım siyasi akımların çatışmaya varan ve infial yaratan ilk adımları böylece bastırılmış oluyordu.

     12 Eylül 1980 Darbesinin nedenleri de çok farklı değildi. Gittikçe büyüyen kardeş kavgaları bastırılamamış, siyasi denge sağlanamamıştı.Ülke siyasi bir arbedenin içinde yeni arayışlar peşinde bir iç karışıklığın acılarını çekmekteydi. 12 Eylül Darbesi bu nedenle sert geldi. Gerek yasalarda gerekse yönetmeliklerde yapılan değişikliklerle yeni bir Anayasa 1982 yılında halk oylamasıyla kabul gördü.

    Bu bizi iki binli yıllara taşıyan bir sonun başlangıcıydı. 28 Şubat 1997 süreci ise:’28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli süreçtir. Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar ve kimilerince bir dönüm noktası olan bu kararların uygulanması sırasında Türkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreci başlatmıştır. Yaşananlar, çeşitli kaynaklar tarafından post-modern darbe olarak adlandırılmıştır.’

    Böyle nesnel bir hatırlatma yaptıktan sonra eserin girişindeki küçük anekdotu paylaşmak isterim: ‘Çizik çizik yüreklerle yıllar yılı birbirimizi teselliye çalıştığımız eşime, çocukluk coşkularını cevap bulamadıkları sorularda savurarak büyüyen kızlarımla oğluma ve onlarla benzer hayatları yaşamak kaderleri olan binlerce aileye…’ ( İskender PALA)

 

Devam edecek…

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Nisan 2014 16:25